Bir Bisikletle Başlayan Yol
Bu hikâye, büyük olayların değil küçük iyiliklerin insan hayatını nasıl dönüştürebileceğini anlatır. Bazen bir çocuğun yüzünü güldüren sıradan bir yardım, yıllar sonra bambaşka hayatlara dokunan güçlü...
7. Bölüm

6. Bölüm

0 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Kış yaklaşırken mahallede sabahlar daha sessiz olmaya başladı. Güneş geç doğuyor, sokak lambaları uzun süre yanık kalıyordu. İnsanlar kalın montlarını çıkarmış, çocuklar atkılarının içine yüzlerini saklamaya başlamıştı. Rüzgâr sertleştikçe sokaklar da biraz daha tenha görünüyordu.
Büse yine her sabah okul yoluna bisikletiyle çıkıyordu ama artık pedalları daha dikkatli çeviriyordu. Islak yollar kaygandı, hava soğuktu. Yine de bisikletinden vazgeçmiyordu. Çünkü o sadece bir ulaşım aracı değil, hayatında açılan yeni bir kapının sembolüydü.
Bir sabah okul yolunda, mahallenin eski bakkalının önünde oturan yaşlı bir adam dikkatini çekti. Adamın elleri titriyor, yüzünde yorgun ama sakin bir ifade vardı. Her gün aynı taburede oturur, gelip geçenleri sessizce izlerdi. Çocuklar ona “İsmail Dede” derdi.
Eskiden mahallenin en neşeli insanlarından biriydi. Her çocuğa şeker verir, her selam verene dua ederdi. Ama son zamanlarda daha sessizdi. Eşi birkaç ay önce vefat etmişti ve o günden beri gözlerinin içindeki ışık biraz sönmüştü.
Büse bir gün okul dönüşü bisikletini yavaşlatıp önünde durdu.
“Selamünaleyküm Hkmet Dede.”
Yaşlı adam başını kaldırdı, hafifçe gülümsedi.
“Aleykümselam kızım. Okul nasıl gidiyor?”
“İyi gidiyor,” dedi Büse. Sonra kısa bir duraksamadan sonra ekledi: “Ama siz eskisi gibi gülmüyorsunuz.”
Bu söz karşısında Hikmet Dede önce şaşırdı, sonra derin bir nefes aldı.
“İnsan bazen gülmeyi unutur evladım,” dedi. “Ev sessiz olunca, kalp de sessizleşiyor.”
Büse bu cümleyi uzun süre düşündü. Bir evin sessizliği nasıl olurdu? İnsan yalnız kalınca gerçekten sesi bile değişir miydi?
Ertesi gün okuldan dönerken annesine uğradığı fırından iki tane sıcak poğaça aldı. Birini kendi için, diğerini ise küçük bir kâğıda sarıp Hikmet Dede’ye götürdü.
“Bu size,” dedi.
Hikmet Dede şaşkınlıkla baktı.
“Ne için?”
“Hiç,” dedi Büse. “Bazen insanın sadece sıcak bir poğaçaya ihtiyacı olur.”
Yaşlı adamın gözleri doldu. Poğaçayı alırken elleri hafifçe titredi.
“Allah senden razı olsun kızım,” dedi.
Büse o an yine aynı duyguyu hissetti. Bir iyilik yaptığında insanın içini dolduran o sessiz huzuru… Sanki kalbin içinde görünmeyen bir pencere açılıyor ve içeri temiz bir hava doluyordu.
Sonraki günlerde okuldan dönerken birkaç dakika mutlaka İsmail Dede’nin yanında durmaya başladı. Bazen sadece hâl hatır soruyor, bazen okulda yaşadıklarını anlatıyor, bazen de hiçbir şey söylemeden birlikte sokaktan geçenleri izliyorlardı.
Ve garip bir şekilde, ikisi de bu kısa sohbetlerden iyi gelmiş gibi ayrılıyordu.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey çözüm değil, sadece birinin gerçekten yanında olduğunu hissetmektir.
Hikmet Dede de yeniden biraz daha gülmeye başlamıştı. Çocuklara yine küçük şekerler veriyor, komşularla daha çok konuşuyordu.
Mahallede biri bir gün şöyle dedi:
“Bu kız yaşlı adamı yeniden hayata döndürdü.”
Ama gerçek şuydu: İyilik hiçbir zaman tek taraflı değildi. Büse Hikmet Dede’ye yalnızlıkta bir dost olmuştu, Hikmet Dede de ona hayatın sessiz yanlarını öğretmişti.
İnsan bazen yaşlı birinin duasında büyür.
Ve bazen bir çocuğun samimiyetinde yeniden yaşamayı öğrenir.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar