Bir Bisikletle Başlayan Yol
Bu hikâye, büyük olayların değil küçük iyiliklerin insan hayatını nasıl dönüştürebileceğini anlatır. Bazen bir çocuğun yüzünü güldüren sıradan bir yardım, yıllar sonra bambaşka hayatlara dokunan güçlü...
3. Bölüm

2.Bölüm

0 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Büse o gün bisikletine ilk kez binerken, mahallenin bütün çocukları etrafında toplanmıştı. Kimisi gidonu tutuyor, kimisi seleye dokunuyor, kimisi de sadece hayranlıkla yeni bisikletin parlak kırmızı gövdesine bakıyordu. Ama en çok parlayan şey bisiklet değil, Büse’nin gözleriydi. Uzun zamandır ilk kez bu kadar içten gülüyordu.
İlk pedal biraz tedirgin başladı. Ayakları dikkatle pedallara yerleşti, elleri sıkıca gidonu kavradı. Sanki yalnızca bir bisiklete değil, kendi küçük hayaline tutunuyordu. Birkaç metre ilerlediğinde arkasından yükselen alkışlar onu daha da cesaretlendirdi. Mahallenin dar sokağı o gün ona kocaman bir dünya gibi görünüyordu.
Annesi kapının önünde durmuş, hem gururla hem de duygulanarak kızını izliyordu. Yüzünde yorgun yılların izleri vardı ama o gün o izlerin arasından tarifsiz bir huzur geçiyordu. Belki ilk kez, çocuğunun sadece ihtiyaçlarını değil, bir hayalini de gerçekleştirebilmiş olmanın sessiz sevincini yaşıyordu.
Abisi akşam işten döndüğünde bisikleti görünce bir süre konuşamadı. Ellerini cebine koyup başını öne eğdi. Ama o gün, kızının mutluluğunu görünce bütün yorgunluğu hafiflemişti. Sessizce Büse’nin başını okşadı.
“Güle güle kullan kızım,” dedi sadece.
Büse o gece uyumadan önce bisikletini birkaç kez daha kontrol etti. Sanki sabah olduğunda kaybolacakmış gibi korkuyordu. Perdeden süzülen ay ışığı odasına vururken, o hâlâ yarın hangi sokaktan geçeceğini, hangi arkadaşına ilk turu vereceğini düşünüyordu.
Çocukların sevinci böyledir; küçük görünür ama dünyaları kadar büyüktür. Bir yetişkinin önemsemeden geçtiği şey, onların kalbinde ömür boyu unutulmayacak bir hatıraya dönüşebilir.
Ertesi gün okula giderken herkes bisikletten bahsediyordu. Arkadaşları etrafını sarmış, heyecanla sorular soruyordu. Büse artık yalnızca kenardan izleyen çocuk değildi; o da hikâyenin içindeydi. Bu değişim sadece bir bisiklet değildi, aynı zamanda görünmez bir eksikliğin tamamlanmasıydı.
Öğretmeni bile onun yüzündeki değişimi fark etmişti. Daha çok konuşuyor, daha çok gülümsüyor, derse daha dikkatli bakıyordu. Çünkü bazen insanın içindeki eksik tamamlanınca, hayata bakışı da değişir.
Ben ise uzaktan bütün bunları izlerken şunu düşünüyordum: İyilik bazen çok sessiz gelir. Büyük cümleler kurmaz, gösteriş yapmaz, alkış istemez. Bir kapının önüne bırakılan bisiklet gibi… Sessiz ama unutulmaz.
O hayırsever iş adamı belki Büse’nin sevincini hiç görmedi. Belki onun adını bile bilmedi. Ama yaptığı iyilik, o küçük kızın hafızasında yıllarca yaşayacaktı. İnsan bazen hiç tanımadığı birinin duasında yer bulur.
İşte gerçek zenginlik de buydu belki. Çok şeye sahip olmak değil, bir başkasının eksikliğini tamamlayabilmekti. Çünkü mal insanın yanında kalmaz; ama yapılan iyilik, kalpler arasında yolunu hep bulur.
Mahallede bu olay günlerce konuşuldu.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar