Bu hikâye, büyük olayların değil küçük iyiliklerin insan hayatını nasıl dönüştürebileceğini anlatır. Bazen bir çocuğun yüzünü güldüren sıradan bir yardım, yıllar sonra bambaşka hayatlara dokunan güçlü...
Aradan birkaç hafta geçti. Baharın serin rüzgârı yerini yavaş yavaş yazın sıcak nefesine bırakıyordu. Mahallede akşamlar daha uzun sürüyor, çocuk sesleri sokak aralarından daha geç çekiliyordu. Büse ise artık bisikletiyle mahallenin en tanıdık yüzlerinden biri olmuştu. Her sabah okul yoluna çıkmadan önce bisikletinin lastiklerini kontrol ediyor, gidonunu küçük elleriyle silip parlatıyordu. Ona sadece bir eşya gibi değil, sanki bir dost gibi davranıyordu. Çünkü bazı hediyeler yalnızca sahip olunan bir şey değil, insanın kalbine dokunan bir hatıradır. Eskiden okul çıkışında sessizce eve dönen Büse, şimdi arkadaşlarıyla birlikte pedallayarak mahalleye giriyordu. Rüzgâr saçlarını savururken yüzündeki gülümseme daha da belirginleşiyordu. Onun değişimini gören herkes aynı şeyi fark ediyordu: Çocuk sadece bisiklet kazanmamıştı, özgüven de kazanmıştı. Bir gün kapımız çalındı. Açtığımda karşımda Büse vardı. Elinde küçük, özenle katlanmış bir kâğıt tutuyordu. Utangaç ama kararlı bir ifadeyle bana uzattı. “Bu sizin için,” dedi.