Hiç kimse sizin yazdığınız bir şeyi düşündüğünüz gibi okumaz Kimine göre #SEVDALI Kimine göre #AŞIK. Kimine göre #DUYGUSUZ.. Kimine göre #UMUTSUZ.. Kimi de Kimbilir ne derdi var, #HUZURSUZ der O yüzden içinizi, sizi en iyi bilen Allah'a bırakıp, yolunuza bakmalısınız..!!
"İnsan en büyük hatayı zaman konusunda yapıyo. Zamanın sahibi sanıyo kendini. Nasılsa yaparım, daha zamanım var diyo her seferinde. Oysa zaman akıp gidiyo ellerinden..."
Demin yürürken namaz kılan, yaşlıca bir adamın önünden geçtim. Adam namazını bozup 'Koskoca çölde neden önümden geçersin be hey gafil!' dedi bana. Ben de dönüp dedim ki 'Ben Leyla'yı düşünürken seni görmedim de sen Mevla'yı düşünürken beni nasıl gördün?'"
Yâ Rabb… Vermek Sana ne çok yakışır; zira Sen Vahhâb’sın… Öyleyse ver yâ Rabbi… Lütfunla ver, kereminle ver, hikmetinle ver. Duam henüz dilimdeyken kabulünü yaz; gönlüme düşen niyazı kaderime müjde eyle. Sen “Ol” deyince olur; ben isterim, Sen murad edersen… Dualarımı kabulünle müjdele yâ Rab, beni kapında bekleyenlerden değil, kapından kabul edilenlerden eyle… 🤲
Bir şeyi itiraf etmek gerekir ki; sevip de kavuşamayanın kahrı ne kadar çekilmezse, kavuşanların da keyfi bir o kadar çekilmezdir. Bu ikisinden de bir süre uzak durmakta fayda var. Hadi kavuşamayan tek başına gelir, dert yanar, ağlar sızlar, kafa ütüler. Ama kavuşan dediğin tek de değil ki arkadaş, iki kişi birden üşüşürler başına.
Hayatta hiçbir isteği olmamış, duaları bile kabul görmemiş insanlar için gerçekleşen hayaller hayli korkutucudur. Nereden duydum bilmiyorum ama 'Hayallerin ne kadar büyükse, hayal kırıklığın da o kadar gürültü olur,' demiş biri.
İnsan çocukken bazı şeylerin farkına daha iyi varabiliyor. Çünkü yetişkinler, çocukları kendi dünyalarına dâhil etmek istemezler. Çocuk da kenardan onları izler. Bu yüzden de olan biteni onlardan daha iyi görür. Gel gelelim büyüdükçe daha çok dâhil olmaya başlar meseleye. Ardından öyle bir an gelir ki kargaşanın ortasında bulur kendini. Haliyle kimse olayları bir çocuk kadar iyi süzemez. İnsan bazen bir adım geri çekilmeli. Ve kenarda durup olan biteni izlemeli.
Çocukken babam hakkında düşündüğüm iki şey vardı. Biri babamın her şeyi bildiği, diğeri de ölümsüz olduğu. Büyüdükçe bu düşüncem de kayboldu gitti. Zamanla babamdan daha çok şey bildiğimi, hatta babamın aslında hiçbir şey bilmediğini bile düşünmeye başladım. Ama bugün gördüm ki, babam gerçekten de her şeyi biliyor. Ve umarım ölümsüzdür de asla ölmez.
İnsanlara sürekli açıklama yapmayın. Her şeyi insanların kişisel mantığına uydurmak, onlara göre açıklamak zorunda değilsiniz. Sürekli açıklama yapmak, onay aramaktır ki bahane bulan biri için açıklamalarınız da önemsizdir. Eleştirel, memnuniyetsiz, kusur avcılığı yapanlara uzun uzadıya açıklama yapmak, onların egosunu besler. Kendilerini üsttenci görüp, hesaba çekerler. İkna olmak istemeyene, anlamaya direnene tek açıklama yapıp sonrası için “ sen bilirsin” demek..
Bi' hayat birden fazla kez yaşanabilirmiş. Bunu öğrendim. Ama ne olursa olsun kaderi değiştiremezmişsin, bunu da acı bir şekilde öğrendim. Ve asıl öğrendiğim şey, çaresizlik insana her şeyi yaptırırmış.
Bu kadar çok severken vazgeçmek zor diyil mi Kamil Abi? İnsan sevdiğini nasıl bırakır?" "Zor tabii çok zor. Ama ya onların oyununda yedek kalıcaktım ya da kendi oyunumun peşinde koşucaktım.
Şunu kabul etmek gerekir ki, dünya çok boktan bir yer. Sana bu dünyayı sevdiren, hayatı çekilir kılan sevdiklerinin bu boktan şeye maruz kalması büyük haksızlık. Sadece güzel olanı görsünler istiyorsun ama yapacak bir şey yok. Herkes bu çirkinliğe maruz kalmak zorunda.
"Gemi gelebilir. Ben yokken gelirse beni almadan gider diye korkuyorum." "Ne gemisi?" "Kuru yük gemisi." "Niye bu kadar önemli peki o gemi?" "Babam var çünkü içinde. Ben küçükken annem bizi bırakıp gitti. Daha renkli bir hayatı olsun diye gitti. Babam benimle ilgilenebilmek için işini bıraktı. Sonra, her gün iş aradı. Beni de yanında götürebiliceği bir iş. Yol-yemek-sigorta olsa yeter bize be İsmail derdi. Ama bulamadı. Sonra bi' gün hastalandı. Bi' daha kalkamadı yatağından. Beni almaya geldi birileri. Gitmek istemedim ama babam dedi ki, ben iş buldum İsmail, gitmem gerek. Gemide olcam, her gün el sallıycam sana o gemiden. Sonra bi' sabah gelcem seni de alcam, beraber çekip gitcez buralardan." "O günden beri o geminin gelmesini mi bekliyorsun?" "Evet. Gelcem dedi çünkü. Gelmem deseydi beklemezdim. Niye gelcem desin ki gelmiycek olsa...
"Evet en kötüsü de sendin. Seni sevmeye başladığım o günden beri acı çeken bir yüreğim var. Beni anlamadın demeyeceğim, beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın ve anlamana rağmen canımı yaktın. Başıma gelen en iyi şeyse, acı çekmeye alışmaya başladım..."
Sahile indim. Gündoğumunu izledim. Ne tuhaf, mutlu insanların böylesi bir güzelliği görememesi. Yalnız mutsuz olanlar bilirler gün doğmadan hemen önce denizin aldığı rengi. Bu serinlik, bu koku, çimlere düşen çiğler, kuşların cümbüşü ve sabahı müjdeleyen bu kızıllık.
...zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir.
...hayat sandığımızdan daha karmaşıktır. Her kaos kendi düzenini yaratır. Ve inan bana son diye bi' şey yoktur. Sadece başlangıç vardır. Her son başka bi' başlangıcı doğurur. Ben yeni başlangıçlara inanıyorum.
Bu dünyadaki en büyük korkuymuş meğer sevdiğini kaybetme korkusu. Çığlık atmaya çalışıp da sesini bile çıkaramadığın bir kâbus sanki. Hiçbir tehlikenin olmadığı, kötülüklerden uzak, iyilerin kazandığı, kötülerinse cezasız kalmadığı bir dünyada sevmek, hem de masal gibi sevmek isterdim seni.