It’s True.
Ne çok ölü yedik.
“We have already been here.”
Evet Mati.
Biliyorum.
Ama bu kez ayakkabılarım çok küçük.
İçlerine sığamıyorum.
Ölülerim ise hâlâ sığıyor.
Bir kadın gözlerini açtığında kendisini nerede olduğunu bilmediği bir mezbahanın içinde, tavandan sarkan kancalardan birine asılı halde bulur.
Fakat burası sıradan bir mezbaha değildir.
Burada hayvanlar değil, insanlar işlen
Kapı yoktu.
Ama açıldı.
Taş zeminin üzerinde, yaşları olmayan çocuklar bekliyordu.
Nefes almıyorlardı.
Çünkü Araf'ta nefes almak yaşamak anlamına gelmiyordu.
Onlar ölülerden korkmuyordu.
Yaşayanların yaptıklarını hat
Bir çocuk ağzından çıktığında çenesi yerinden kaydı.
Çocuk ölüydü.
Boynunda eski bir ip izi vardı.
Ama gözleri açıktı.
**“Geç kaldın,” dedi.**
Bundan sonra ev değişmeye başladı.
Duvarlar nefes aldı. Kapılar kaybo