






Ey kendi etrafında küçük daireler çizen kutsanmış kızım. Kollarını açıp başını kaldıran, dünyanın baş döndüren sarsıntısını izleyen kızım. Bu hıza daha ne kadar ayak uyduracaksın? Gidecek başka bir yer olmadığını ne zaman göreceksin? Sen kaçmazsan buradan kaçış yok. Diğer seslere kulak asma. Bırak kendini, diye fısıldayacaklar sana. Kimsin ki direniyorsun, diyecekler. O bizim liderimiz, diyecekler. Bırak bizi uyuyalım, diyecekler. Bu lanetli geceyi Aster'e bırak. Bırak kendi açtığı yollarda kocasının adına lanetler yağdırarak yürüsün.

Ağzımda metalik, zehir zemberek bir tortu geziniyordu; pişmanlığın gerçek tadı tam da buydu işte. Yutkundukça boğazıma takılan, her nefeste daha da katılaşan o kekremsi his...








