






Eski reformcuların hayal ettiği aptal hazcı ütopyaların tam zıddı bu. Bir korku, ihanet, eziyet dünyası, ayaklar altına almanın ve alınmanın dünyası; geliştikçe acımasızlığı azalmak bir tarafa daha da artacak bir dünya bu.
... casusluk, ihanetler, tutuklamalar, işkenceler, idamlar, ortadan kaybolmalar asla bitmeyecek.Bir zafer dünyası olduğu kadar bir tedhiş(boyun eğdirme) dünyası da olacak. Parti ne kadar güçlenirse o kadar hoşgörüsüz olacak, muhalefet ne kadar zayıflarsa despotizm o kadar güçlenecek.

Hepsi tavize hazırdırlar. Vatan satmanın hıyanet olduğunu bilirler. Fikir ve kanaat satmanın namusluca bir ticaret olduğunu sanırlar. İki hıyanet arasında, hele henüz kurtuluşun yarı yolunda bile olmayan bir memlekette, hiçbir fark olmadığını düşünemezler. ...yalnız oy dilenciliği etmek için kasabaya şöyle bir uğrarlar, köyden şöyle bir geçerler. Hristiyan dinine birkaç kul kazanmak uğruna en ileri Amerika şehirlerinden Asya'nın en geri yerlerine gelip yerleşen, yıllarca ömürlerini vakfeden misyonerlerin binde biri nispetinde ahlak sahibi değildirler. Hiçbirinde piyoniyelik²(öncülük yapan, önayak olan) şevki yoktur. Ya Avrupa'ya gidip devlet arabasına binerek devlet konağında oturacaklar ya Türkiye'de devlet arabası ve devlet konağı içinde keyif sürecekler.









@aysunelisgozutok