Evet, linç, bir tür savaştı. Çoğunluğun azınlığa karşı açtığı bir savaş. Tek olana karşı verilen bir savaş. Her şeyin olduğu gibi, elbette bunun da bir Latincesi vardı: Bellum omnium contra unum.
İşte, sonunda yalnızdım! Ancak bu defa da yalnızlığa hapsolmuştum. Oysa ben sadece, istediğim zaman, içine girip çıkabileceğim bir yalnızlık odası istemiştim.
Ben sevdim bu "yeraltı edebiyatı"nı haa. Sen her haltı ye, çal, çırp, öldür, ırza geç, sonra ne bir ceza ne ufak bir vicdan azabı, bembeyaz sayfa açıp hayatına devam et. Ne güzel. İşte yeraltında işler böyle yürüyor. Olan bizim zavallı Raskolnikov'a oldu. Gitti salak gibi itiraf etti. Kardeşim işte öykünü Fyodor Dostoyevski 'ye yazdırırsan olacağı bu, adam Yeraltından Notlar 'ı yazacağına yeraltı romancısı olsaydı böyle olmazdı.