Hakan Günday'ın okuduğum üçüncü kitabı ve yazarın kalemini ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım.Oldukça sert ve çarpıcı olmasına rağmen okumaktan vazgeçemiyorum. Bu kitapta öyle bence herkes için de kolay okunabilecek bir kitap değil. Kitap, insan kaçakçılığı yapan babasına çocuk yaşta boyun eğmek ve onunla işbirliği yapmak zorunda kalan bir çocuğun sarsıcı hikayesini anlatıyor.
İçinde onlarca kaçağın olduğu kamyonetin kaza yapması ve o enkazdan sadece bu çocuğun sağ çıkmasıyla hikaye bambaşka bir boyuta geçiyor. Kazadan günler sonra bulunan bu çocuğun, yetiştirme yurdunda geçen yeni hayatına ve geçmişin karanlık izleriyle boğuşmasına tanıklık ediyoruz. Varoluş sancısını ve insanın içindeki karanlığı okura çok iyi geçiren, yüzleşmesi zor bir roman
Ben sevdim bu "yeraltı edebiyatı"nı haa. Sen her haltı ye, çal, çırp, öldür, ırza geç, sonra ne bir ceza ne ufak bir vicdan azabı, bembeyaz sayfa açıp hayatına devam et. Ne güzel. İşte yeraltında işler böyle yürüyor. Olan bizim zavallı Raskolnikov'a oldu. Gitti salak gibi itiraf etti. Kardeşim işte öykünü Fyodor Dostoyevski 'ye yazdırırsan olacağı bu, adam Yeraltından Notlar 'ı yazacağına yeraltı romancısı olsaydı böyle olmazdı.