İlk defa gastronomi distopyası okudum, harikaydı. Kitabın yazılma amacı israftan bir nebze de olsa kaçınmak ve sürdürülebilir bir geleceğin mümkün olup olmadığını sorgulamak. Konusu, olayların oluş sırası ve üslubunu çok beğendim. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılı buldum. Sevgili Emre Turan, yazacağın kitapları heyecanla bekliyorum.
Paris'in kalabalık sokaklarından birinde kahramanımızın gözüne birisi ilişir ve bu kişinin bir yankesici mi yoksa bir memur mu olduğunu anlamaya çalışmasını konu alıyor.
"Bak işte ben burada oturuyorum ve hiç olmadığı kadar çok zamanım var, ayrıca çok da hevesliyim, gözlerim yorulana, kalbim hızla atana dek sana bakmak, seni duymak istiyorum ve bunun için yanıp tutuşuyorum."
Ummadığım kadar akıcı ve sürükleyiciydi. Bazı bölümlerde ağladım. Her kitap kurdunun okuması gerektiğini düşünüyorum.
Maya, İstanbul Üniversitesinde yabancı misafirlerle ilgilenen kadın karakterimiz bir gün Amerika'dan gelen profesörle ilgilenmeye başlar. Profesör, Maya'dan, onu Şile'ye götürmesini ister. Maya bu isteğini kabul eder ve profesörü Şile'ye götürür olaylar tam da orada başlar.
Fazla bir şey söyleyemeyeceğim, spoiler vermek istemem. Keyifli okumalar.
Bu kitap yazarın ilk eseri, ilk eseri dediğime bakmayın titizlikle ve ustaca yazılmış. Olayı o kadar hissettirdi ki bir an kitabın başrolü olduğumu düşündüm, konuyu bir ufak anlatmak isterim.
Yiğit adındaki karakterimiz baba sorunları yaşayan bir çocuk, günlerden bir gün hayatına Sıla Abla diye ithaf ettiği komşu kızı girer. Sıla Abla, Yiğit için karanlık dünyasına adeta ışık olmuş, güçlükle sürdürdüğü hayatını kolaylaştıran tek insandır.
İlk defa Namık Kemal okudum, fakat son olmayacak. Konuyu anlatmam gerekirse
"Silistre savunmasına katılan genç bir kızla sevdiği genç adamın aşkını anlatmaktadır. Zekiye adındaki genç kızımız, İslam adındaki sevdiğini, askere gönderdikten sonra onun yokluğuna dayanamaz ve erkek kılığına girerek askere gider. Fakat Zekiye için askerde hiç beklemediği bir sürpriz vardır.
Eser de 3 öyküden söz ediyor. 1- Bir Delinin Hatıra Defteri 2- Burun 3- Palto Üç öyküde de birbirinden farklı konulara değinmiş, Rus Klasiği olmasına rağmen çok akıcı, okurken hiçbir zorluk yaşamadım. Keyifli okumalar dilerim.
Okuduğum en tatlı kitaplardan biriydi. Çok akıcıydı, gereksiz uzatılan yerler yoktu. Olması gerektiği gibiydi.
Spoiler vermeden konusundan bahsedeyim. Anne Shirley adında turuncu saçlı, çilli, zayıf, hayalperest bir kızın evlatlık alınmasından bahsediyor. Marilla adındaki kadın ilk başlarda bir erkek çocuk istese de Matthew ona bir kız getirir, başlarda kabul etmez fakat Anne'i tanıdıkça ona karşı sevgi beslemeye başlar ve kabul eder.
Kitap, Anne'nin okul hayatından, arkadaşlarından ve ailesinden bahsediyor. Dış görünüşün aslında hiçbir öneminin olmadığından, düşünecelerimizin dış görünüşümüzden daha kıymetli olduğunu vurguluyor. Yaşınız her ne olursa olsun okunabilir, bir şans verin. Keyifli okumalar dilerim.
Başlarda çok sıkıcı gelmişti fakat ortalarda sarmaya başladı. Ağır bir dili var, bu kitabı okumak için bilgi birikimi gerekiyor, yani kitap okumaya başlayan biri ilk bu kitapla başlayamaz. Biraz zorluyor. Yaşlarınız 20-25 ise ve kitaplarla haşır neşirseniz çok beğeneceksiniz. Keyifli okumalar dilerim.
Yazarın okuduğum ilk eseriydi, asla son olmayacak.
Konusuna değinmem gerekirse, Gizem adındaki karakterimiz nişanına birkaç gün kala "Hayalet" adında birinden papatya buketi alır. Fazla kafasına takmaz fakat hayalet ona sosyal medya aracılığıyla da ulaşır, çocukluğu hakkındaki her bilgiye sahiptir, Gizem bu durumdan rahatsız olur ve kim olduğunu çok merak eder. Fazla bahsetmek istemiyorum, spoiler olmasınn.
Çok akıcıydı, okurken hiçbir zorluk yaşamadım. Kesinlikle okumalısınız, keyifli okumalar dilerimm🤍
Fikret adındaki kadın karakterimiz bir gün hastalanır ve ablası doktor çağırır. Tedavi sırasında doktorla birbirlerine aşık olurlar. Fakat doktor evlidir ve 2 çocuk babasıdır. Doktor bir gün Fikret'e evlilik teklifi eder...
Spoiler olmasın diye daha fazla bahsetmeyeceğim. Okuyun, pişman olmayacaksınız.
Yalnızca kadınların olduğu bir ülke düşünün, sizce nasıl olurdu?
3 erkek arkadaş kadınlar ülkesini keşfeder ve ülkeye girerler fakat karşılarına hiç ummadıkları şeyler çıkar. Konu daha önce hiç işlenmediğinden gayet beğendim, bunun erkek versiyonu nasıl olurdu, merak ettim ayrıca.