Bazı insanlar kış gibidir. Sessiz gelirler hayata. İçlerinde kar fırtınaları koparken dışarıdan sakin görünürler. Kimse onların üşüdüğünü anlamaz çünkü onlar, soğuğu uzun zaman önce kabullenmiştir. Bazı insanlar da sonbahara benzer. Ağaçtan düşen yaprak gibi hissederler kendilerini; bir zamanlar bir dala aitken şimdi rüzgâr nereye savurursa oraya giden bir parça gibi… İnsanların arasında dolaşırlar ama çoğu zaman fark edilmezler. Yine de garip bir şey vardır: En uzun kışların bile sonunda toprağın altında saklanan küçücük bir bahar ihtimali bulunur. Bazı insanlarda bahar ihtimalidir.
"Rahmetin var, günah işlemekten korkmam; Azığım senden, yolda çaresiz kalmam; Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm, Defterim kara yazılmış olsun aldırmam."
Kadınların akılları olduğu kadar kalpleri de var. Hırsları olduğu kadar yetenekleri de var. Ve ben insanların yalnızca aşk için var olduğumuzu söylemesinden yoruldum. "
Bazen insan bir cevap aramaz ; sadece doğru soruyu bulmak ister. Çünkü bazı sorular , cevaplardan daha fazla şey öğretir. Belki de düşünmek , insanın kendine açtığı en uzun kapıdır. Nitekim Sokrates'in dediği gibi; " Sorgulanmamış bir hayat , yaşamaya değmez. "
İnsan bazen hayatının en ağır yükünü omuzlarında değil, kalbinde taşır. Söylenmemiş sözler, yarım kalmış vedalar ve bir daha asla geri gelmeyecek anların sessiz hatırası… Zaman geçtikçe bazı acılar dinmez; sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir. Çünkü kalp, kırıldığı yerden hemen iyileşmez; önce susar, sonra alışır, en sonunda da o yarayı kendi hikâyesinin bir parçası yapar. Ve belki de insanı büyüten şey, yaşadığı mutluluklar değil; içinden sessizce geçip giden o görünmez fırtınalardır.