UZAYLI KRUSKA
Bilim kurgu içerikli, kaşif bir uzaylının evreni keşfederken gittiği gezegenlerde yaşadığı maceralar. Evinizin tatlı kaşifi maceralarıyla karşınızda:)...
1. Bölüm

Bölüm 1 - Lotulus ırkı

2 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Davor isimli bir gezegende kendilerine Lotulus adı veren, ruhani özelliklerini koruyan bir irk yaşıyordu. Yaklaşık boyları 150- 165 aralığında, ince kolları, ince bacakları, parmaksız küçük ayakları vardı. Saç ve kılları yok, suratları küçük bir çocuğa benziyordu. Gövdelerinde meme ucu, karın deliği gibi şeyler yoktu. Bir insan çocuğunun vücuduna benziyordu. Fiziksel gelişimleri de söz konusu değildi. Doğan çocuklar direkt olarak herkesle aynı fiziksel özelliklerde doğardı. Düşünce gücüyle seyahat edip yapılar yapabilirken, yemek yeme, su içme gibi ihtiyaçlardan noksandılar. Cinsel organları ve kalçaları yoktu.
Yaşamları pamuk ipliğine bağlı değildi. Ölüm sebepleri fiziksel değildi, ruhsal açlıktan dolayı acı çekenleri ölüyordu. Çok uzun zaman yaşayabilenleri vardı. Zaman burada dünya gibi akmadığından net bir süre verilemese de dünya yaşamına kıyasla binlerce yıl yaşadıkları rahatlıkla söylenilebilirdi. Doğumlar nadir, kutsal bir törenle, üstat ruhların simyacılığı ile gerçekleşiyordu. Lütuf adını verdikleri bir mabette üstatlar haricinde kimsenin sırrını bilmediği bir törenle gerçekleşiyordu. Lotuluslar her doğum zamanı burada toplanıp törene katılırlardı. Ardından doğan çocuk uygun aileye veriliyor onlarla beraber yaşıyordu.
Doğduktan sonra 1-2 yıl kadar aile eğitimi başlıyor, iletişim kurma, sevgi, saygı vb. temeller öğretiliyordu. Daha sonra okul süreci başlıyor ve çeşitli öğretmenlerle çalışmalar başlıyordu. Doğumlar nadir gerçekleştiğinden okulda birbirine yaşça yakın olan 5 6 çocuktan fazlası olmuyordu. Okulda gezegene dair elementler, elementlerin özellikleri, kullanım alanları gibi konular öğretilirken, bir yandan da manevi dersler aynı yoğunlukta sürüyordu. Manevi dersler içerisinde sanat, edebiyat, gibi konular olduğu gibi kişilere ırklarına uygun yaşam tarzları anlatılıyordu. Burada meditasyon benzeri uygulamalar da yapılıyor ve öğrencilere merhamet, şükretme gibi güçlü manevi dayanakların eğitim öğretimi yapılıyordu. En önemli ders buydu. Çünkü manevi alanda zayıf kalan birisinin ruhu acı içinde kalacak ve ölecekti. Yaşamları buna bağlıydı. Bu alandaki öğretmenler her daim gezegenin en yüksek manevi titreşimlerine sahiplerdi.
Bu nedenle burada eğitim alan her çocuk kolayca bu özelliklerini keşfedebiliyor ve huzur içinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Daha sonraki dönemlerde düşünce gücüyle yapılar yapmayı, uçmayı ve bunlar gibi buranın ırkı için oldukça basit sayılabilecek temel özellikleri öğreniyorlardı. Üstatlar hem mana hem de madde alanında yetenekli öğrencileri bu çağdan takip edip uygun olanı varsa yanlarına alarak üstat olarak yetiştiriyorlardı.
Büyük Üstat Maerkan gezegene ilk kez düzeni getiren kişiydi. Ardından gelen üstatlar onun bu devrimini sürdürmüştü. Yine de arada bazı büyük isimler çıkmış ve hala isimleri anılıyordu.
Üstat Brody, gezegenin en büyük savunma sistemini kurmuş ve dış tehditlerin düzen bozma ve saldırma girişimine karşı dahiyane teknolojiler üretmişti. Bu korumalar hala kullanılıyor bu sayede güvende yaşıyorlardı.
Kâşif Urku, ilk defa diğer gezegenler ve galaksileri keşfetmiş, komşuları olan 9 10 galaksiye, içerisindeki ırklara, gezegenlere, yıldızlara dair %90 a yakın detaylı bilgiler ögrenmiş ve bunları kendi ırkına sunmuştu.
Kâhin Bravy, gezegenin tehlikeye uğrayacağı uzaydaki büyük birçok patlamayı önceden görmüş, buna dair önlemler alınmasını sağlamıştı.
Üstat Brody’nin ölümünün ardından kurduğu sistemler düzenli şekilde devam etmiş, yeni yetişen üstatlar geliştirerek bu geleneği sürdürmüştür.
Kâhin Bravy kendisinin ölümünden önce bildiği sırlı bilgileri yetiştirdiği bir üstada aktarmış ve nesilden nesle her zaman bir kâhinin gezegende bulunmasını sağlamıştır.
Yalnız Kâşif Urku’nun izinden gidip onun yaptıklarını yapabilen olmamış, çok becerikli ve bu alanda uğraşan üstatlar olsa da onun keşfinin üzerine yeni bir şey ekleyememişlerdi. Diğerlerinin aksine kâşiflik yapmak demek, maddi boyutu ön planda olan gezegenlerde de bulunmak ve bu kurallara göre yaşayabilmek de demekti. Kâşif olacak olan üstatların madde ve manevi alanda çok iyi bir denge kurmaları ve bilgeleşmeleri gerekiyordu. Aynı zamanda riskleri de çok yüksekti. Tehlikeli ırkların arasında onların gezegeninde yaşamak, kendi orijinal kimliğini belli etmemek ve onlar gibi yaşamak gerekebiliyordu.
Lotulusların cinsel organları ve fiziksel bir cinsiyetleri yoktu, dişil ve eril enerjileri vardı. Enerjileri birbiriyle uyumlu olanlar aşk benzeri ilişkiler yaşayıp enerji boyutunda cinsel ilişki kuruyorlardı. Bir Lotulus evlenebilir ve eşiyle beraber yaşayabilirdi. Ancak enerjisi ile uyumlu başka bir Lotulusla da ilişki kurabiliyordu. Bu durum onlar için normaldi. Genellikle iyi anlaştıkları ve uyumlu oldukları kişilerle evlenseler de birbirine uyumlu iki kişi karşılaştığında yine bu ilişki kuruluyor, ancak evlilikleri devam ediyordu. Bu evlilikler doğan çocukların yetişeceği bir aile ortamı olmasına olanak sunuyor ve bu nedenle gerekli görülüyordu.

Üstat kaşifler, bazı bilge üstatlar ve çok nadir yetki verilmiş olan bazı uzmanlar haricinde gezegenin dışına çıkılmasına izin verilmiyordu. Kâşiflik eğitimini tamamlamadan gezegen dışına çıkılması demek evrende kaybolma ve çok daha kötü ihtimalleri içinde barındırıyordu. Lotuluslar yüksek pozitif bir ırk olduğundan dolayı farklı gezegenlerde hayatta kalmaları oldukça zordu. Negatif alanlarda ruhsal acılara maruz kalıyor ve ölebiliyorlardı. Bu nedenle Büyük Üstat Maerkan düzeni kurduğundan beri dışarı çıkılmasını yasaklamıştı. Yalnızca ruhu acı içinde olanların talepleri kabul edilebiliyor, onlarda yüksek ihtimalle ölümlerine çok yakın oluyorlardı.

Gezegende para gibi bir kavram yoktu. Üstatlar gerekli olan bazı alanlara hevesli kişilerden uzmanlar yetiştirip yerleştiriyordu. Düzenin korunması için gerekli olan kişi sayısı çok değildi ve nüfus fazlasıyla yetiyordu. Bunun haricinde de Lotulusların birçoğunun severek yaptığı mesleki uzmanlıkları vardı. Örneğin her biri düşünce gücüyle yapılar yapabilse de sanata ve mimariye yatkın ruhlar bu alanda uzmanlaşmış ve talep edenler için bir karşılık almadan yapılar yapıyorlardı.
Uyku ihtiyacı yoktu. Yalnızca meditasyon metotlarıyla enerjilerini tazeliyorlardı. Ortalama bir Lotulusun ayda bir ya da iki defa yaklaşık 3'er saatlik meditasyon yapması yeterli oluyordu. Ancak çok fazla çalışma yapmış biri fazladan meditasyon yapabilirdi. Henüz küçük yaşlarda sıkılmalarının önüne geçen yaşam tarzları öğretiliyordu. Sıkılmak ruhun acı çekmesine sebep olduğundan buna dair henüz çocukluktan öğretiler anlatılıyordu. Bir Lotulus yalnızca olduğu yerde durarak sıkılmadan coşku içinde olabilirdi. Üstün zihinsel kabiliyetleri ve gezegenlerindeki üstün koruma teknolojileri onları dış negatif frekanslardan koruyordu.
Çok kalabalık bir nüfusları yoktu hem doğum hem ölüm oranları oldukça düşüktü. Yılda maksimum 4 5 doğum gerçekleşir, ortalama iki yılda bir kişinin ölümü gerçekleşirdi. Ölüm Lotuluslar için korkulacak bir şey değildi. Henüz çocukluktan bunun eğitimini almış, ruhları acı çekmediği sürece sonsuza kadar yaşayabilirlerdi. Bu durum üstatlar için biraz farklıydı. Üstatlar halkın bilmediği bazı sırlar taşıyorlar ve çok uzun yaşasalarda bir noktada ölüyorlardı. Halk içindeki Lotuluslar genellikle üstatlardan daha uzun süre yaşıyorlardı. Hatta Büyük Üstat Maerkan’dan önce doğmuş olanlar bile vardı. Fiziksel olarak yaşlanma diye bir şey yoktu, zihinlerini de taze tutarak her daim canlı olabilirlerdi. Ancak bunu ölüm korkusundan yapmaz, varlıklarına şükrederek yaparlardı.
Kişi bir tanrının varlığına inanmaz, ancak her şeyin yoktan var olmadığını inanırlardı. Yaratıcının onları kendinden var ettiğine, öldüklerinde de ona döneceklerine inanıyorlardı. Var olmalarını her daim bir coşkuyla kutluyor, varlığın tamamına şükran duyuyorlardı.
Genellikle kalabalık bir aile yaşantısına sahip değillerdi. Ancak hepsi birbirini tanır, birlikte törenlerde vakit geçirirlerdi. Genellikle evli olan ruhlar birlikte dolaşır, sohbet eder ve zaman geçirirdi. Lotulusların içinden yetişen birçok sanatçı vardı. Halk içerisinde negatif bir duygu yaşanmadığından dolayı halkın yaptığı sanat eserleri pozitif duyguları yansıtıyordu. En büyük sanat eseri “Lütuf” adını verdikleri doğumları gerçekleştirdikleri mabetti. Tasarımı oldukça eskiye dayanan, henüz gezegende düzen olmadan öncesinde yapılmış bir yapıttı. Yapan üstadın ismi bilinmiyordu. Bu eser içerisinde her türlü duyguyu barındırıyor, Lotulusların tüylerini ürpertiyordu. “Lütuf” kadar büyük şah eserler olmasa da buna benzer zıt duyguları içerisinde barındıran az da olsa yapılar mevcuttu.
Lotuluslar düşünce gücüyle görünüşlerini değiştirebilirlerdi. Görüntüleri değişse bile birbirlerinin kim olduklarını anlayabilirlerdi. Bu durum halk içerisinde hoş karşılanmadığından çocuk yaşlarda eğitimleri verilir, sonrasında nadir durumlar haricinde kullanılmazdı. Ayrıca enerji alanlarıyla ilgili bazı riskler içerdiğinden kullanılması tercih edilmezdi. Halihazırda Tiyatro, sinema vb. gösteriler haricinde kimsenin böyle bir ihtiyacı da yoktu zaten.
Genellikle telepati yoluyla iletişim kurmakla birlikte, ses çıkararak da konuşabilirlerdi. Kendi dilleri vardı. Konuştukları zaman sesleri bir çocuğun sesine benzerdi. Ancak görünüşleri gibi bunu da değiştirebilme yeteneklerine sahiplerdi. Hatta bu alanda çok yetenekli müzisyenler vardı. Müziklerinde söz olmazdı, yalnızca frekanslara ait notalar ve sesler olurdu.
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar