Romancı, öykü ve oyun yazarı Dino Buzzati, kendine özgü taşlama ve mizah anlayışıyla çağdaş İtalyan edebiyatının en saygın yazarlarından biri. Edebiyat çizgisinin kökleri genellikle Edgar Allan Poe ve Franz Kafka’ya bağlanan ama özellikle kısa öykülerinde tümüyle özgün bir fantastik dünya yaratmış olan Buzzati, sanayi toplumunun, günümüz insanı üstüne bir karabasan gibi çöreklenen baskılarını kimi zaman gerçeküstücü, yer yer olağandışı boyutlarda işliyor. Tatar Çölü adlı romanı ve Klinik Bir Vaka adlı oyunuyla büyük üne erişen Buzzati, en güzel öykülerini bir araya getiren Tanrı’yı Gören Köpek’te, çağdaş insanı sarmalayan gizemi aralamaya yöneliyor. İnsanoğlunu tüm zayıflıkları, tüm çelişkileriyle ele alan bu öyküler günümüzün yalnız insanını psikolojik derinliğiyle irdelemekle kalmıyor, tükenmeyen umutlarımızı da dile getiriyor.
Anlam veremediğimiz şeyler bizi daha çok korkutur. Hayatınızda mantıksız, iz bırakmayan ama sizi uykusuz bırakan o gizli korkularla nasıl baş edeceksiniz?
Hayat ile ölüm arasındaki o ince çizgi… Sevdiklerimize veda etmenin ağırlığını, ölümün bazen kapımızda sessizce bekleyen bir yabancı kadar yakın olduğunu ve insanın en büyük acısının "gitmek zorunda olmak" ile "geride kalanların kederi" arasında sıkışmak olduğu gerçeği…
İnsan, sonun yaklaştığını görse bile zihni her zaman bir mazeret bularak gerçeği reddeder. Modern dünyada birey, kurumların ve bürokrasinin karşısında çaresizdir; sistem sizi bir kez içine aldığında, sizin ne hissettiğinizin önemi kalmaz.