Anlam veremediğimiz şeyler bizi daha çok korkutur. Hayatınızda mantıksız, iz bırakmayan ama sizi uykusuz bırakan o gizli korkularla nasıl baş edeceksiniz?
Hayat ile ölüm arasındaki o ince çizgi… Sevdiklerimize veda etmenin ağırlığını, ölümün bazen kapımızda sessizce bekleyen bir yabancı kadar yakın olduğunu ve insanın en büyük acısının "gitmek zorunda olmak" ile "geride kalanların kederi" arasında sıkışmak olduğu gerçeği…
İnsan, sonun yaklaştığını görse bile zihni her zaman bir mazeret bularak gerçeği reddeder. Modern dünyada birey, kurumların ve bürokrasinin karşısında çaresizdir; sistem sizi bir kez içine aldığında, sizin ne hissettiğinizin önemi kalmaz.