“Önceki gece Tamotogaura’da bir çifte intihar yaşanmış, bir adam ile kadın birlikte denize atlamıştı. Adam avdan dönen bir balıkçı teknesi tarafından denizden çıkarılmıştı ve yaşıyordu. Gelgelelim kadının bedeni bulunamamıştı.”Yirminci yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından, sıradışı hayatıyla da meşhur Osamu Dazai otobiyografik öğeler taşıyan Soytarı Çiçekleri’ni ikinci intihar denemesinden sonra, 1935 yılında yayımladı. Dazai’nin yer yer dördüncü duvarı yıkarak okura birebir seslendiği kısa roman, yazarın İnsanlığımı Yitirirken’in baş karakteri Yozo Oba’yla ilgili kaleme aldığı ilk eser.
Yozo Oba, sevgilisi Sono’yla birlikte Kamakura’da denize atlayarak intihar eder. Sevgilisi ölür, Yozo ise balıkçılar tarafından kurtarılır ve deniz kenarındaki bir sanatoryuma yatırılır. Vaktini diğer hastalarla, ziyarete gelen dostlarıyla ve hemşiresiyle geçirirken herkes Yozo için neşeli, hatta soytarıca bir atmosfer yaratmaya çalışır. Yozo ise hatalarla dolu geçmişini, Sono’yu ve umutsuz geleceğini düşünmektedir.
İnsan kendini tamamen kaptırmadan roman nasıl yazsın? Şayet tek bir söz, tek bir cümle, on farklı anlamda yüreğinde yankılanıyorsa kişi kalemini kırıp atmalıdır.
Ben teslim olmak istemiyorum. Kimsenin içimdekileri görmesini istemiyorum. Ne var ki bu, gelgeç bir çaba olur. Yoksa?! Yazarlar hep böyle insanlar mıdır acaba? İtirafta bulunurken bile süslü sözler kullanıyorum. Yoksa ben canavarın biri miyim? Gerçekten insani bir yaşam sürebilir miyim ki? Şimdi bunları yazarken bile, kalemimden çıkan cümleleri kafama takıyorum.
Bu gençler her zaman ciddi bir şekilde tartışmaz. Karşılıklı olarak birbirlerinin bam teline basmamaya büyük özen gösterir ve kendi kutsallarını da titizlikle korurlar. Alay konusu olmamak için her şeyi yaparlar. Yine de bir kere incinmeye görsünler, ya karşılarındakini ya da kendilerini öldürecek kadar kafaya takarlar. Bu yüzden de tartışmaya girmekten hiç hoşlanmazlar. Nabza göre şerbet verecek lafları iyi bilirler. Esasen "Hayır" anlamına gelen tek bir kelimeyi bile onlarca farklı şekilde rahatlıkla ifade edebilirler. Bir tartışma doğmadan karşı tarafla uzlaşmak için göz teması kurarlar. En sonunda gülerek el sıkışırlarken hepsinin aklından geçen tek kelime şudur: "Gerizekâlı!"