Bir Buçuk Günde Seyr-i Alem, akıcı üslupla kaleme alınmış kısa bir Filistin tarihi: hakaret, tecavüz, katliam. Zulme inat bitmeyen isyan: İman, sabır, gayret. Gazze’den Ürdün’deki Gazze Mülteci Kampı’na taşınan dramatik hayatlar: İşgal, tehcir, iltica. Yurtlarından edilen ve savrulan insanların yeniden şekillenen hayatları: İhya, inşa, umut. Her şeye rağmen dimdik ayakta kalan Filistinliler: İnanç, azim, mücadele.
Bir Buçuk Günde Seyr-i Alem, seksen yıl boyunca idealleri uğrunda yaşamış ve bedel ödemiş Filistinli bir doktorun hikayesidir. Bombaların ağır yükü altında kalan Gazze’ye, mahrumiyetin ve yoksulluğun ağır yükü ile eşlik eden Gazze Mülteci Kampı’nda insanları bilinçlendirme adına çalışan Yakub’un hikayesidir.
Sevinçlerin anlık olduğu ya da kısa sürdüğü coğrafyaydı Orta Doğu.
80 yaşında Gazze’deki bir mülteci kampında doktorluk yapan Yakup’un son bir buçuk gününü anlatıyor bu kitap.
Yakup beddua edecek kadar çaresiz, çaresiz kalacak kadar Filistinli bir hayat süren adamdı. Hayatında kim bilir kaç defa beddua etmişti Yakup. Beddua çaresizliğin adıydı, çaresizlik ise Filistinli olmanın.
Elie Wiesel der ki: “Acı çekmiş bir insanın hikâyesi, onu dinlemeye cesareti olan herkesi değiştirir.”
Ben bu hikâyeyi okuma cesareti buldum. Okudukça geliştim, geliştikçe daha fazla okudum ama en sonunda anladım ki ne kadar okursam okuyayım bazı insanlar acıyı yaşar, bazıları ise sadece izler.
Okurken kimi yerde kendime kızıyorum, kimi yerde düşüncelere dalıyor, nerede kaldığımı unutuyorum ama en çok da kendime, hayatıma şükrediyorum. Bizim şu anda yaşadığımız bu rahat hayatı kim bilir başka insanlar nerelerde, nasıl yaşıyor? Aslında bu kitap bana bu çıkarımı vermemi sağladı. Kitabı okudum, bitirdim ama kitap hâlâ uzaklardan bana bakıyor, ben de kitaba bakıyorum çünkü kitap bitse bile duygular bitmez. Benim o kitaba karşı hissettiğim duygular belki de hayatımın birçok döneminde aklıma sürekli gelecek duygulardı. Okurken birçok yerde not aldım, sürekli durdum, düşündüm sonra devam ettim. Aslında direkt okunacak bir kitap değil; üstünde durup düşünülecek, fikir alışverişi yapılabilecek bir kitap.
Nasıl ki insanlar, hayatlarında gerçekleşmesini istemedikleri olaylarla yüzleşmekten kaçıyor, devletler ve milletler de insanlar gibi kalemden kağıda dökülenlerle yüzleşmekten kurtulamıyordu.