Eser 215 sayfadan oluşmakta. Uzun zamandır bu kadar sıkıcı bir eser okumamıştım 3 günümü heba etti. Normalde karamsar bir ruh haline sahip olmama rağmen eserdeki karakterlerin hayatlarının, ölümü isteyecek düzeyde kötü olmadığı görüşü hakim oldu bende. Belki karakterlerin psikolojik durumlarının üzerinde biraz daha durulsa yada geçmişlerine biraz daha acılar katılsa okunur düzeyde bir roman olurdu. ESERDE BOSNA SAVAŞINDA YAPILAN SOYKIRIMIN BİR KAÇ KİŞİ TARAFINDAN YAPILDIĞI VE BUNUN HAFİFE İNDİRGENMİŞ OLMASI DÜŞÜNCESİ, KARAKTER AĞZI İLE DİLE GETİRİLMİŞ OLMASI İSE BAŞKA BİR FACİA. BU NOKTADA BEN BU YAZARI BİR DAHA OKUMAMA KARARI ALMAKLA BERABER CAN YAYINLARININ BASMIŞ OLDUĞU ESERLERİDE OKUMAMA KARARI ALDIM. Tepkimi abartı bulabilirsiniz ama aynı ifadenin yahudiler için kullanıldığını düşünün öyle karar verin. ALMAYIN ALDIRMAYIN...
Çok bilinen ve hakkında çok konuşulan bir kitap. Uzun zamandır merak ediyordum ben de ancak bugün kısmet oldu. Aynı isimli, Jorge Angel'dan bir kitap okumuştum. Aralarındaki tek benzerlik simyacılık ve felsefe taşıydı. Ancak Paulo'nun Simyacı'sı daha detaylı ve uzun bir serüvenden bahsediyor.
♤♤♤♤
Santiago isimli bir gencin kendi Kişisel Menkıbesinin peşinden koşmasını anlatıyor. Amacı için, Endülüs'teki kendi sıradan hayatından, ailesinden, çobanlık ettiği koyunlarından ve aşık olduğu çöl kadınından vazgeçiyor. Rüyasında gördüğü bu hazineye ulaşmak için türlü sıkıntılar ile karşılaşıyor ancak Evren, amacına ulaşmasını delikanlıdan da fazla istiyor ki ona her zorlukta yardım edecek birini çıkarıyor karşısına.
Haksız yere casuslukla yargılanarak idam edilen Mata Hari'nin savcısı Andre Mornet'in şu sözleri insan hayatının hatta bir kadının ne kadar ucuz olduğunu içimi yakarak özetledi kitabın sonunda. "Aramızda kalsın ama elimizdeki deliller o kadar yetersizdi ki bir kediyi bile mahkum etmemize yetmezdi."