Hayatımda kıyıda köşede kalmış ne kadar acı varsa hepsi günlük hayatın hiç bitmeyen, beklenmedik fırsatlarından yararlanarak sırtlarına geçirdiği neşe kisvesinden, her tür duygudan arınarak gözlerimin önünde soyunuyor.
Bir Yüce Yaratıcı olabileceği ve kendi yaratıcılığınızı özgürleştirmek konusunda ondan faydalanabileceğiniz fikriyle deneysel takılmak için kendinize izin verin.
Günümüzde hâlâ para ya da toplumsal sınıf atlamayı amaçlayan bazı çıkar evlilikleri olsa da, iki insanı evlenmeye iten, çoğu zaman, güçlü bir duygusal bağ kurma umududur.
Kronik depresyonu olan kişilerde sık gördüğümüz bir tablo şudur; "Dünya çok kötü, insanlar çok anlayışsız, kimse kimseyi umursamıyor," gibi genellemeler yaparlar.
İnsanın bir şey için yaşaması lazım: Kimi vatan için, kimi insanlık için, kimi inandığı değerler için, Kimin çocuğu için... "Güzel olmak için yaşıyorum," bile diyebilir; bunda mahsur yok
Mutlu olmak, akışta olmak, ideale uygun yaşamak için sıra dışı bir hayat sürmek gerekmez. Herkes kendi hayatının ustasıdır. Herkesin yaptığının bir değeri vardır. Kişi bunun farkında değilse zaten mutsuz olur.
Günümüzde çok daha fazla bilgiye sahibiz. Ama elimizdeki bilginin artması isimize yarıyor mu? Bilakis birçok durumda bu bilginin kaygıyı, azaltmak yerine arttığını göruyoruz. Cünkü artık her seyin nedenini bilmek istiyoruz. Bu istegin de bir bedeli var. Bilinmezlik alanı daraldıkça açıklayamadıgımız her detay bizde daha çok strese yol açıyor.
Mindfulness hem iyileştirici hem de kaçışa dönüşebilecek bir şey... Hayvanları sevmek kıymetlidir, doğayı sevmek kıymetlidir ama insanı da sevmek gerekir. Mindfulness bir araçtır, amaç değil. Asıl belirleyici olan onu nasıl kullandığınızdır. "Anda kalmak" güzeldir ama bu her şeyi bol verip pasifleşmek değildir.
Evet, linç, bir tür savaştı. Çoğunluğun azınlığa karşı açtığı bir savaş. Tek olana karşı verilen bir savaş. Her şeyin olduğu gibi, elbette bunun da bir Latincesi vardı: Bellum omnium contra unum.
İnsanlar günün yaklaşık %50'sinde zihinsel olarak "defauld mode" dalar, yani geçmiş ve gelecekle meşguller; diğer %50'sinde ise andalar ve insan ne yapıyorsa yapsın, ister yemek yesin ister yürüsün ister konuşsun ister film izlesin, eğer andaysa kendine daha iyi hissediyor.
İnsan kendisinden güçlü bir varlığı; kendine destek olan, koruyan biri gücü arkasında hissettiğinde bu da bir tür sağlam zemin, kuvvetli ilişki duygusu yaratıyor.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Biz insanlık olarak oldukça kısa görüşlüyüz, her şeyi hep kendi yaşadığımız dönemin koşullarına bakarak değerlendiriyoruz. Oysa tarihsel ölçekte baktığımızda bugün insanlık çok daha güvenli, daha vicdanlı ve daha bilinçli bir noktada.
İşte, sonunda yalnızdım! Ancak bu defa da yalnızlığa hapsolmuştum. Oysa ben sadece, istediğim zaman, içine girip çıkabileceğim bir yalnızlık odası istemiştim.