Dünya hızlandı. Başımız dönüyor. Daha kaygılıyız, dikkatimiz dağınık, giderek yalnızlaşıyoruz. İçimizde sessiz sorular: Ne arıyorum? Neden dağılıyorum? Nasıl sürdürürüm? Ve en temel soru: Bana ne oluyor?
Modern insan; mükemmeliyetçilikle, ertelemeyle, suçlulukla, yetersizlik duygusuyla, anlam arayışıyla baş etmeye çalışıyor. Ama bizler asıl konuşmamız gerekeni çoğu zaman konuşmuyoruz.
Psikiyatr Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar, Yenal Bilgici’nin sorularını yanıtlıyor; haz ile tatmin arasındaki farkı, mükemmeliyetçiliğin üretkenliği nasıl felç ettiğini, takıntılarımızı, kaçınmalarımızı, kendini yıkan ve kendini yapan insanı, “içimizdeki” daha birçok önemli meseleyi anlatıyor.
Neden bu kadar kaygılıyım?
Mutluluk tek başına yaşanabilen bir hâl midir, yoksa ancak başkalarıyla mümkün olan bir deneyim mi?
Neden içimde bir boşluk var?
Anlam bulunur mu, kurulur mu?
Haz duymak ya da anda kalmak neden bazen yetmiyor?
Niçin her şey yolundayken bile bir şey eksik gibi geliyor?
Beni en çok zorlayan duygular aslında hangi değerlerime işaret ediyor?
Bu kitap sizlere bir davet sunuyor: Kendi ideallerini keşfetmeye, duyguların arkasındaki değeri görmeye, hedefleri anlam sanmaktan vazgeçmeye ve iyi bir hayatı ertelemeden yaşamaya yönelik bir davet…
Çünkü bazen en doğru soru en basit olandır: Bana ne oluyor?
Ve bazen o soru, bir yerlerden başlamak, “iyi ve anlamlı bir hayatı kurmanın yollarını bulmak” için elzemdir.
Kronik depresyonu olan kişilerde sık gördüğümüz bir tablo şudur; "Dünya çok kötü, insanlar çok anlayışsız, kimse kimseyi umursamıyor," gibi genellemeler yaparlar.
İnsanın bir şey için yaşaması lazım: Kimi vatan için, kimi insanlık için, kimi inandığı değerler için, Kimin çocuğu için... "Güzel olmak için yaşıyorum," bile diyebilir; bunda mahsur yok
Mutlu olmak, akışta olmak, ideale uygun yaşamak için sıra dışı bir hayat sürmek gerekmez. Herkes kendi hayatının ustasıdır. Herkesin yaptığının bir değeri vardır. Kişi bunun farkında değilse zaten mutsuz olur.
Günümüzde çok daha fazla bilgiye sahibiz. Ama elimizdeki bilginin artması isimize yarıyor mu? Bilakis birçok durumda bu bilginin kaygıyı, azaltmak yerine arttığını göruyoruz. Cünkü artık her seyin nedenini bilmek istiyoruz. Bu istegin de bir bedeli var. Bilinmezlik alanı daraldıkça açıklayamadıgımız her detay bizde daha çok strese yol açıyor.
Mindfulness hem iyileştirici hem de kaçışa dönüşebilecek bir şey... Hayvanları sevmek kıymetlidir, doğayı sevmek kıymetlidir ama insanı da sevmek gerekir. Mindfulness bir araçtır, amaç değil. Asıl belirleyici olan onu nasıl kullandığınızdır. "Anda kalmak" güzeldir ama bu her şeyi bol verip pasifleşmek değildir.