Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selâmlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver. Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar: Yurda ay yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere düştüğümüz gün Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı; Barışın güvercini, savaşın kartalı Yüksek yerlerde açan çiçeğim. Senin altında doğdum. Senin altında öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yer yüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim!
Bazen pes etmek istiyorum.Ders çalışmayı bırakmak istiyorum ama sonra da aklıma getiriyorum ki pes edersem, aslında kaybettiğim ders değil, kendim olurum.
Başladığınız her kitabı bitirmek zorunda değilsiniz.bazı kitaplar size sadece bir cümle,bir paragraf veya bir bölüm öğretmek için yazılmıştır.Buda sorun değildir .
Bence sevgi sadece aşk değil. Ailemizin bize verdiği o sıcacık his de sevgi. Hayvanlara duyduğumuz merhamet de sevgi. Kitap okumayı sevmek bile aslında bir sevgidir. Arkadaşlarımızla olan bağımız da sevgiden başka ne olabilir ki?
Bazen bir gülüşte, bazen küçücük bir “iyi ki varsın”da gizlidir sevgi.
Güne bir söz: Pes etme! Daha önce pes ettiğinde neler kaybettiğini hatırla. Hayat, vazgeçenlerle ilerlemez. Pes etme ki, bir gün kendi diktiğin ağacın meyvesini yiyebilesin.
Hissiz değiliz,merhametsiz hiç değil. Sadece bu çağa denk gelmenin neticesinde duygularımızı saklar olduk. Yeni bir insan tanımının verdiği yükü, Taşıyacak takatimiz yok. Sanki; tek bir hakkımız var da, Bir tek o mutluluğu bekliyormuşuz gibi. Gerisi yorucu …gerisi üzücü… gerisi fani…