Buram buram kâğıt kokusuyla matbaadan çıkan son kitabım ARİNNA'ya kavuşmama sayılı günler kaldı.
Uzun bir emeğin, sabrın ve özverinin ürünü olan bu yolculukta bana destek veren herkese gönülden teşekkür ediyorum. Özellikle kitabımın yayına hazırlanma sürecinde editörlüğüyle büyük katkı sağlayan, Sessiz Taşıyıcılar kitabının değerli yazarı sevgili kalemdaşım Ebru Asya'ya ve bu eserin okurlarla buluşmasına vesile olan alternatif Yayınevi sahibi Sayın Oğuz Akçeşme'ye çok teşekkür ediyorum.
Kitapsever dostlar, ARİNNA'yı internet üzerinden satış yapan kitap sitelerinden temin edebileceği gibi imzalı olarak temin etmek isteyenler ise özelden iletişime geçebilirler. 🥰🌹❤️
Dalgın adımlarla uzun yollardan, unutulmuş sokaklardan geçti. Her adımında kaybolmuşluğun izlerini sürüyor, içinde günden güne büyüyen boşlukla hesaplaşıyordu.
"Yaz kış ocağı hiç sönmezdi. Her gün üflediği körük, tavanda yılların ısını biriktirmişti. Talaş ve kömür çuvalları her zaman aynı köşede durur, eksildikçe üstüne yenisini eklerdi."
İlk cümlede ara mevsimleri de içine katarak “yaz kış” ve ardından “her gün” yılmadan aynı rutinin; güneş etrafında dönen bir gezegen edası gibi sürekliliğini vurgular. Bunu yaparken kullandığı kelimelerin birden çok verdiği katmanlar dört cümlelik paragrafı sayfalarca genişletir.
Ocak: Sadece ısınma aracı değildir. Yanan ocak ki yaşanılan mekânın canlı olduğuna: “üflenilen körük” varoluşun hayatı nefese vurgu olduğunu anlatır. Eksilme ve ekleme tezat üzerinden hayatın doğumla eklemlenirken, ölümle eksildiğine çağrışım yapar.
Hikâyenin başlığı “Zincir” sembolizm olarak baktığımızda: Bağlanmanın ve tutsak olmanın, esaretin sıkı halkalarıdır. Çoğu insan buna gönüllü olur farkında olmadan. Yıllar bu izi tavanda is olarak bırakırken ocağı tüttüren demirci tavanda biriken o tutsaklığı fark edemez.
"İnsan kendi içindeki kaosu düzenlemeye çalıştıkça, dışarıda ki dünyayı darmadağın eder." Frederich Nietsche’ nin bu sözünü hikâyenin başında bir manifesto olarak tutması; hikâye okundukça insanın yaparken neleri bozduğuna, tarumar ettiğine daha net tanık oluyoruz…
Atölye, günlerdir temizlenmemiş izlenimi veriyordu. Her hareketinde kalın bir is tabakası havalanıyor, zemin gri ve siyah tonlarında kirli bir halıyı andırıyordu. Kasvetli tozları küreğe toplayarak çöpe taşıdı. Etraf darmadağındı. Sandıklar indirilmiş, kutular boşaltılmış, raflar karışmış, tezgãh; altlı üstlü metal parçalarla dolmuştu. Yerde yılan gibi kıvrılarak salınan zinciri gördü. Eğilip aldı. Tenini ürperten halkaları parmaklarının arasından kaydırarak ilerlemeye başladı. Zincirin diğer ucu Nizam'ın elindeydi. Avucunda öyle bir sıkmıştı ki Rehberi Hanım'ın gücü, açmaya yetmedi. Nemli gözlerle ocağa baktı... Ateş sönmüştü.
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım.
Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım.
Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu.
Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti.
Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu.
O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel bir inceleme yazısı yazarak çeşitli edebiyat sitelerinde paylaşmıştı.
Yazı ve şiirlerimizin aynı gün güne gelmesiyle başlayan tanışıklığımız sonucunda içten samimi duygu ve düşüncelere sahip gerçek bir arkadaş, bir dost, bir kalemdaş kazanmıştım. Bu konuda kendimi çok şanslı bir kişi olarak görüyor ve onunla tanışmaktan dolayı da mutluluk ve onur duyduğumu belirtmeden geçmek istemiyorum.
Şiir, öykü, deneme ve inceleme türlerinde kaleme aldığı metinleri çeşitli basılı ve dijital yayın organlarında yayımlanan değerli dostum Ebru Asya, aynı zamanda editöryal çalışmalarda yapmaktadır.
Edebiyat dünyasında yazıları büyük bir ilgiyle takip edilen ve beğenilen Ebru Asya, Mayıs 2026’da Yol Akademi Yayınları bünyesinde Mythos Kitap etiketiyle ilk kitabını çıkardı.
Emek, vefa, özlem, sevgi, pişmanlık ve umut gibi toplumsal kavramları kapsayan, on iki öyküden oluşan sade ve etkileyici bir anlatımla kaleme alınan Sessiz Taşıyıcılar adlı öykü kitabını ilk temin ederek okuyanlardan biriyim.
İnsanı iç dünyasında yolculuğa götüren, toplumsal gerçekliklere odaklanan ve gündelik yaşamdaki sırları, pişmanlıkları ile vefayı ustalıkla işleyen kitabı elime aldığımda hiç bırakmadan bir solukta okudum. Okuduğum öykülerin kimisinde tebessüm ettim, kimisinde üzüldüm, kimisinde ise duygulanarak derin düşüncelere dalıp gittim. Her öyküde insana farklı duygular yaşatan kitapta özellikle beni derinden etkileyen kök, süt kokulu yelek, buruşuk bir kâğıda ayna gibi yüzü yansımış baba, böbreğini abisine veren kız kardeşin çilesini anlatan öyküler olmuştur.
Toplam seksen iki sayfadan oluşan kitabın satış fiyatı ise her bütçeye uygun oluşuyla dikkat çekiyor.
Baskıdan çıkalı birinci ayını dolduran ilk kitabı Sessiz Taşıyıcılar ile 4-7 Haziran tarihleri arasında Silivri Sahili Kordon Boyu’nda düzenlenecek olan 1.Silivri Kültür Edebiyat Günleri’ne katılacak olan Ebru Asya, kitapsever okurlarla buluşarak kitabını imzalayacak. Edebiyata gönül vermiş kitapsever dostlar, fuara katılarak Ebru Asya'dan imzalı olarak kitabını alabilirler.
Değerli kalemdaşım Ebru Asya’yı, çıktığı yazarlık yolculuğunda başarılı olacağına olan inancımla kutluyor ve Sessiz Taşıyıcılar kitabının nice okurlara ulaşmasını, nice yüreklere dokunmasını ve nice baskılara ulaşmasını diliyorum. Yolu açık, kelamı imgelerle dolu ve kalemi daima bereketli olsun.