Eserin 1950'lerde yazıldığı göz önünde bulunduracak olursak bilim kurgu alanında pekte bir özellik taşıdığını söyleyemem ancak sosyolojik bir boyutta günümüzü rahatlıkla görebildiğini,içinde bulunduğumuz durumu adeta şahit olmuşçasına ortaya koyması kitaba sosyolojik bir değer katmıştır diyebilirim. Üslup bakımdan bana Rus edebiyatini hatırlattı oldukca fazlaca betimlemeler bulunmakta (hatta gereksiz detaylara girdiğini söyleyebilirim) ki bu da bazı sayfalarda ana konudan sizi uzaklaştırmakta hatta bazı sayfaları tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettirmekte. Romanın sonuc kısmı ise okuyanda "eee noldu şimdi" düşüncesi oluşturmakta. Sanki eser, dönem ödevi hazırlar gibi hazırlanmış, sonunda ise teslim edilmek için aceleyle sonlandırılmış bir ödev duygusu oluşturmuştur bende 😉 Kendime tavsiyem bilim kurgu romanı okuyacak olursam bir dahaki sefere günümüzde yazılmış bir eser olmasını tercih etmem yönünde 😉
Yapayalnızım ben... Ve cebimde dört küsur liradan başka üç kat elbisemden, birkaç takım çamaşırımdan ve ufak tefeğimden başka hiçbir şeyim ve hiç kimsem yok.
Her birey saygıyı hak ettiğini, saygı görmenin doğal hakkı olduğunu, dolayısıyla diğerine de saygı göstermesi ve onun üzerine titremesi gerektiğini kabullendiğinde, saygı kıtlığını aşabiliriz. O zaman bu ülkenin iliklerine kadar sinen rüşvet ve yolsuzluk iklimi bir son bulabilir.
Normalde popüler kitapları pek tercih etmem. Aksine okuyasım gelmez. Nedense bu kitabı görünce ve çok fazla övülünce sonu hiç beklemediğim gibi yorumlarını çokça görünce okumak istedim. Ve pişman olmadım. Katili kesinlikle hiç tahmin etmediğim biri çıktı. Öyle silik bir karakter ki acaba katil o bile demediğim biriydi. Ben sevdim. Yabancı bir aksiyon filmi izlemişim gibi hissettim. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim