Roman, birbirini tanımayan 10 kişinin ıssız bir adaya davet edilmesiyle başliyor . Neden bu adaya davet edildiklerini kendilerini de bilmiyorlar ama davete katılıyorlar.Adada gizemli bir ev sahibi var ama ortada kimse görünmüyor. Kısa süre sonra davetliler, geçmişte işledikleri suçlarla yüzleşiyor ve birer birer ölmeye başliyorlar.Her ölüm, çocuk tekerlemesini andıran bir şiire göre gerçekleşiyor. Karakterlerin geçmişte işledikleri suçlar ve bunun psikolojik yükü ön planda.Aslinda Hukuki olarak cezalandırılmamış suçların “başka bir güç” tarafından cezalandırılması fikri işleniyor. Romanın okuru sürekli şüphe içinde tutan bir yapısi var Katilin kim olduğu son ana kadar netleşmiyor İzole bir ada ortamı, karakterler arasındaki paranoyayı artiriyor
Agatha Christie'nin bu kitabında da sonuna kadar kimin katil olabileceğiyle ilgili fikrimi değiştirip durdum. Bazen en alakasız kişilerden bile şüphe ettim. Sanırım olması beklenen de buydu. Yazarın sevdiği şeylerden biri mükemmel bir mantığa oturttuğu kurgularının sonunda ters köşe yapmak muhtemelen. Bir adaya davet alarak farklı amaçlarla gelmiş on insan görüyoruz. Hepsi de bambaşka karakterdeler ancak tek ortak noktaları hepsinin de katil olması. Yani bu kez bir katil avcısıyla karşı karşıyayız kitapta. Polisiye, gerilim ve gizem severler için bu yazarın kitapları biçilmiş kaftan bence.