Hem tarihçi hem de tur rehberi kimliğiyle binlerce insana hitap eden Talha Uğurluel bu kitabında Kur’ân-ı Kerim’in anlattığı tarihî olayların Türkiye coğrafyasındaki izlerini sürüyor. • Nuh Peygamber ve gemisinin Cudi Dağı’ndaki izleri… • Hz. İsa’nın mendili Urfa’da bir kuyuya neden atıldı? • Ashâb-ı Kehf mağaralarından hangisi gerçek? • Dânyâl Peygamber’in kabri bakın nerede bulundu? • Zülkifl ve Elyesa‘ peygamberlerin kabirlerini kazanlar neyle karşılaştılar? • Rûm Suresi hangi savaşı anlatmaktadır? Uğurluel bu kitapta, dinler tarihi, arkeoloji, sanat tarihi ve tarih ilimlerini bir araya getirerek çok merak ettiğiniz birçok sorunun cevabını vermeye çalışıyor. Kitabın sayfaları, Kur’ân’da anlatılan kıssaların mekânları, zamanları, olaylarıyla sizi adeta o günlere götürecek. Kur’ân’ın Anlattığı Tarih serisinin ilk kitabı olan Türkiye 1 kitabını bitirdiğinizde, anlatılan mekânları tek tek gezmek, okuduklarınızı yerinde görmek için valizinizi hazırlamaya koyulacaksınız. Haydi o vakit, zamanda yolculuğa başlayalım.
«Ashâb-ı Kehf mağaralarını ilginç kılan şey, farklı dönemlerde farklı insan topluluklarını kendisine çekmiş olmasıdır. Aynı mağaranın mensuplarını da kendisine çekmiş olmasıdır. Aynı mağaranın yanında hem kilise hem cami inşa edilmiş olması hayli şaşırtıcıdır.
Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım deme ! Ancak," Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve " Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
Bugün Urfa Ulucami'ye gittiğinizde avluda yan yana sıralanmış göreceğiniz bu kadim sütün başlıklarının kilise ve ondan önceki dönemlere ait olduğunu sakın unutmayın.
Hristiyanlar ise aynı kıssayı İznik Konsili'nde şekillendirilen din ile örtüşecek şekilde kurgulamışlardır. Hz. Nûh'un güvercini ile Teslis'teki Kutsal Ruhu simgeleyen güvercin, insanlığı kurtaran gemi ve insanlığı kurtaran kilise, tufandan kurtulan Nûh ve çarmıhtan kurtulan İsa vb. Bu sebeple birçok kilisede Nûh (as) fresk ve ikonaları görülebilmektedir. İstanbul'da Kariye'de Nûh (as) gemisi ile birlikte resmedilmiştir.
Hristiyan turistleri buralara çekebilir miyiz düşüncesiyle Ağrı'da bir tepeye Cudi adını vermek, olmayan Hristiyan tezlerini desteklemek Türkiye'ye bir şey kazandırmayacaktır. Onlarca delili ile ortada duran Cudi gerçeği önce Türk halkına, sonra da dünyaya duyurulmalı, anlatılmalı ve bölge turizme açılmalıdır.
Bu strateji kapsamında, İncil'de geçen Ararat ismi Ağrı Dağı ile özdeşleştirilip, Hristiyanların Ağrı ile bir gönül bağı kurması ve burada siyasal anlamda güç hâline getirilmesi amaçlanmıştır.
Ağrı'da küçücük bir netlik bile yokken neden hep Ağrı bilinir? Tabii ki ideolojik nedenlerden. Birilerinin Ağrı üzerine yapmak istediği projelerden dolayı.
Çocukluğumuzdan bu yana ne zaman Nûh Tufanı bahsi geçse hemen akla Ağrı Dağı gelir. Çok enteresan değil mi? Neden hiç Cudi Dağı'nı, Nûh'un (as) kabrinin olduğu Cizre'yi duymadık? Kur'ân'da Hûd Sûresi'nde Allahu Teâlâ açık bir şekilde "Gemi Cudi üzerine oturdu" diyor. Bu açık anlatıma rağmen burası gözümüzden neden kaçırıldı ve hep Ağrı servis edildi?