Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed`in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukorava`nın öyküsüdür. Yaşar Kemal`in söyleşiyle "içinde başlakdırma kurduyla doğmuş" bir insanın, "mecbur adam"ın romanı. Eşkıyalığı bırakarak evlendiği Seyran ile bir Akdeniz kasabasına yerleşen Memed, burada milli mücadele kahramanlarından muallim Zeki Nejad`la dostluk kurar. Memed, köylüye zulmeden çeltikçilerle mücadele eden Zeki Nejad`ı öldürten Şakir Bey`i öldürerek yeniden dağa çıkar. Kendini yakalamak için köyleri boşaltarak kölyüleri Çukurova`ya süren milletvekili Arif Saim Bey`i öldürür. Bu olaydan sonra İnce Memed`in imi timi belirsiz olur. "Türk halkının 1950 yılında, çeyrek yüzyıllık bir siyasal iktidarı niçin değiştirdiğini anlamak için bence İnce Memed 4`ü, bu, resmi tarihin dışında yazılmış romanı okumak yeter." Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal "İnce Memed hem Homeros şiiri, hem ortaçağ türküleri, hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, hatta toplumsal bir belge niteliği taşıyor. " Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa) "İnce Memed serisinin 1987 tarihli dördüncü ve son kitabı, Robin Hoodvari bir serüven hikayesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda müthiş bir şiirsellik taşıyor." Regina Karachouli, Sachsische Zeitung, (Almanya) "Çağdaş Türkiye`de yaşayan bir efsaneye dönüşen asi gencin yabanıl, hüzünlü ve unutulmaz destanı." The Bookseller, (İngiltere)
Dörtlü seriyi tamamladıktan sonra, hepsini kapsayan genel bir yorum yapmak daha doğru olur ye düşündüm.
Direnmenin, var olmanın, umudu ayakta tutmanın ve birlikte yürümenin güçlü sesini harikulade okuyucuya yansımasını hissedebiliyoruz.
Güzel olan ne varsa, taze kalsın istiyor insan. Belki de bu yüzden, karakterlerin çok sık kullandığı “terütaze” kelimesi ile başlamak istedim.
*
Haksızlığa, ezilmişliğe baş kaldıran. Zulmü dişlerinin arasına alıp çiğneyen, sonra da insandan ve insanlıktan uzak yerlere tükürme telaşı içine düşen, İnce Memed'in yani namı diğer İbrahim Oğlu Çoban Memed'in haklı ve kararlı isyanını sergiye çıkaran serinin dördüncü ve son kelâmı.
Değerli Usta Yaşar Kemal, sadece bir kahramanın hikayesini değil, aynı zamanda yaşam koşullarının insana nasıl şekil verdiğini bir güzel aklımıza nakşediyor. Sosyal adalet, mücadele ve insan doğası gibi derin temaları, ustaca dili ve doğa betimlemeleri, iğne oyası inceliğiyle ile tane tane işlenmiş harfleriyle bir dönemi böylesine el emeğini, göz nurunu ekleyerek armağan etmiş bize.
Bir yanda resmi giyitleriyle mevkisini makamını, halka zulmeden, halkı aşağılayan, halkı hor gören para babaların ayağına serenler, diğer yanda halka ve kendisine bu yapılanları içine sindiremeyen, yufka yürekli bir zamanların çelimsiz çobanı İnce Memed'in başını çektiği bir grup eşkiya!
Okudukça her mısradan sonra “evet bunlar yaşandı yaşatıldı” diye söylendiğim yerler çok fazlasıydı. Hâkezâ, yıllandıkça vahameti biraz daha modernize edilmiş haliyle artarak devam etmektedir aslında. Sağımız solumuz savaş, zulüm, açlık ve ölüm. İzliyoruz hep birlikte, film izler gibi.
*
Bütün karakterlerin önemi bir yana, “Ben ölmeden seni göreceğim. Allahıma yalvardım, seni bir daha koklamadan, güzel yüzünü görmeden Allah beni öldürmeyecek” diyerek, Memed'ine seslenen Hürü Ananın önemi bir yana. Her seride ağırlığını hissettirerek hikâyenin yükünü sırtlayan Canım Anadolu Kadını. Yeşilçam'ın Aliye'sine rol veren Hürü Ana, bu hikâyede benim kahramanım sensin.
*
Ve elbette aşksız, sevdasız, yüreği sarıp sarmalamayan sevgisiz bir hayat mı olur? Olmazdı! Bu hikâyede de aşk, nasibine düştüğü kadarını almış.
Finali yaptıktan sonra kafamda oluşan soruları bir kenara bırakıp. Yanıma kâr kalan kederlere, hüzünlere, düşüncelere, güzelliklere, sevmelere-sevilmelere sarıldım. Kalbimi iyilik kokusu sardı.
Evet, “iyilik iyidir” Memed'im Sana, yoldaşlarına ve yazarına selam ederim.