Polisler Selim’i alıp götürdüler. Gitmeden önce Leyla’ya son bir kez sarıldı, kulağına fısıldadı: “Güçlü ol Leyla. Bu da geçecek.” Ama ikisi de biliyordu ki önlerinde zorlu ve belirsiz günler vardı. Selim’in yokluğu evin her köşesine sinmiş, sessiz bir çığlık gibi Leyla’nın yüreğini dağlıyordu. Her şey bir anda değişmişti, geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinmişti, bir uçurumun kenarındaydılar, düşüş başlamıştı.
Zülfü Livaneli’den bir aşk ve direniş hikâyesi: Bekle Beni.
Leyla ile Selim, aşkın coşkusuyla bir hayat kurmak için mücadele ederlerken kendilerini türlü zorluğun, ayrılığın içerisinde bulurlar. Bir yanda birbirine kavuşma telaşı, diğer yanda özgürlük mücadelesi onları roman boyunca farklı yerlere sürükler. Aşkları direnişlerini besleyecek, direnişleri de aşklarını güçlendirecektir.
Aşkı, dostluğu, aile bağını ve özgürlük tutkusunu ince ince ören Bekle Beni; bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği zorlukların, baskıya karşı girişilen mücadelenin, direnmenin, yalnız bırakılmanın ve dayanışmanın romanı.
Selim, düşünceleri nedeniyle baskı gören, hapis yatan idealist bir yazardır. Leyla ise bu süreçte hem ailesini ayakta tutan hem de Selim'e destek olan güçlü bir figürdür. Roman, çiftin aşklarının yanı sıra, Türkiye'nin karanlık politik ortamında hayatta kalma mücadelesi anlatıyor.
Ülkü Tarmer'in dizesini hatırlıyorum:
"İçime çektiğim hava değil,gökyüzüdur. Bu gökyüzü, tüm bu yalnızlığımızın, bu yeni başlangıcın sessiz bir tanığı.
Selim: Vatan haini değildik; bizi vatandan uzaklaşmak zorunda bırakanlardi hain.
Cehalet, bilgiyi, karanlık, aydınlığı doğuyordu bu topraklarda. İnsanları hep ikiye ayırırlar: kadınlar-erkekler, zenginler-yoksullar, Kuzeyliler-Güneyliler. Ama bu taş duvarların ardında tüm ayrımlar kaybolur; geriye tek bir çizgi kalır: içeridekiler ve dışarıdakiler.
"Düşünceleri daima isabetli olan amcam bir gün beni sokakta durdurup sordu:Zebaninin cehennemdeki ruhlara nasıl işkence ettiğini biliyor musun?'
'Hayır,' dediğimde, 'Onları bekletir,' diye yanıtladı."
Carl Jung
insan insanın zehrini alır. Ama onu zehirleyenler de insandı; başka insanlardı, soğuk, uzak, acımasız insanlar. O zaman belki de doğru olan şuydu: Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır. Böylesi daha gerçek, daha insaniydi. Sartre'ın, "Başkaları cehennemdir," sözüyle de çelişmiyordu bu; çünkü yaşamınız boyunca size değenlerin bazıları cehennemi yaşatır -ayazda titretir, demir parmaklıkların ardında çürütür- bazılarıysa cenneti sunar; sıcacık bir kucakla sarar, masum bir gülüşle hayata döndürür.
Kitabın Adı : Bekle Beni Yazarı : @zlivaneli Yayınevi : @canyayinlari Türü : Roman Basım Yılı : 2025 Sayfa Sayısı : 189 Sayfa
Düşünceler : Zülfü Livaneli ülkemizin çok yönlü değerlerinden birisidir. Değişik alanlarda unutulmaz eserler vermiş ülkemizin medarı iftharı olmuştur. Müziklerini defaatle dinlediğim gibi kitaplarını da zevkle okudum ,okuyorum.
Genellikle yumuşak bir üslubu vardır yazarın. Yumuşak ve sadece tarzı ile okuyucusunu daha ilk sayfada kitabına hapseder. Herhalde en son kitabı olan bu dönem romanı yazarın tek istisnası oldu.
Üstat " Yazmakta en zorlandığım kitap oldu " şeklinde açıklamıştır bu eseri. Zordur çünkü gerçekler anlatılır. Zordur çünkü kurgu bir eserde gerçek insanlar acı çekmez.
Eşim @_withfeza_ ile hemen okumaya durduğumuz roman 68 kuşağı diye anılan bir kesimin darbe döneminde yaşadığı zorlukları anlatır. Zülfü Livaneli 'nin kitabın tamamı olmasa da belirli bölümlerinde kendi hayatından izleri de yansıttığı eserin çokça hüzün içermesi ,umudun giderek azalması bana Sabahattin Ali ile eşinin mektuplarından oluşan ' Canım Aliye Ruhum Filiz ' kitabını anımsattı. Dönem farklı olsa da okuyan insanların çektiği sıkıntılar ve zulümler hep aynıdır.
Selim ile Leyla 'nın çektiği sıkıntılar ekseninde tutsak insanların yaşadığı zorluklar ,ruhlarında oluşan yıkım ustaca resmedilmiş.
Oldukça etkileyici ,sorgulatıcı bir kitaptı. Zülfü Livaneli 'nin alışılagelen tarzından farklı ama mutlaka okunması gereken bir eser bu. Tavsiye ederim
"...herkes onun bir sıra neferi olmasını istiyordu,bir dişli olmasını,çarkın içinde.Onu belirli kategorilere sokmak niyetindeydiler.Oysa o,hepsine karşı direnmek ve kendi kendisinin sahibi olmak anlamına gelen "seçmek" fiilini gerçekleştirmek istiyordu."