Arhavi doğumlu. Çocukluğu Ankara’da, lise ve yüksek okul yılları Bursa’da geçti. Matematik öğretmeni. Mesleğinin dışında ki belli başlı uğraşları edebiyat ve şiirdir. Yerel bir gazetede köşe yazarlığı yaptı. Şiir ve denemeler yazmaktadır. Söz Şehri Dergisi yazarlarındandır. Poyrazhan’ın annesidir.
Yayınlanmış Eserleri: Bir Yüzü Esmer (Kitapyurdu Yayınları-2022) Mor İklim (Şiir Vakti Yayınları-2013)Yazdığı Dergiler: Şiir Vakti Dergisi/Ihlamur Dergi/Maki Edebiyat/Poyraz Edebiyat/Adım Dergi/Aşkın e-Hali/Silgi Şiir Dergisi/Söz Şehri Dergisi/Herfene Edebiyat Dergisi/ Külliye Mecmuası/Hayal Bilgisi/Güneysu Dergisi/Gündönümü Dergisi/Telmih Edebiyat/Akalemler, Kardelen Dergisi, Gökmavi Dergisi
Şiirlerinin Yer Aldığı Kitaplar: Nazilli Şiirleri Antolojisi - 2012 Şairler Seçkisi- 6, Sivas– 2014 Soma Şiirleri Antolojisi – 2014 Şairler Seçkisi- 7 - Sivas– 2015 Buruciye Şiir Antolojisi 9 -2015 Şairler Seçkisi- 8 – Sivas 2016 Şairler Seçkisi- 9 – Sivas 2017
Ödül: Burdur Gazetesi Şiir Yarışması-Üçüncülük Ödülü-2013
“toparlanıyoruz hadi kalkın aksetmeyecek artık hiçbir şey bu yırtık perdeden esmer değil artık gördüklerin kelebek mutluluğu bu içtiğimiz” (Sayfa 11, Kelebek Mutluluğu)
Vildan Poyraz Coşkun’un “Bir Yüzü Esmer” şiir kitabı, Haziran 2022 tarihi itibariyle KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık)’tan çıktı. Keyifle okuduğumu söylemeliyim kitabı. Gözlerim ve kalbim bir seyir halindeydi okurken…
Şiir okurken şiir keyfiyeti üzerine düşünmek incelikli mesele… Şiir ne demek… Pindaros’a göre sanki bir orkide inceliği var şiirde. Ahmet Oktay, bir denemesinde Delueze/Guattari’nin ifadelerini hatırlatır, “dilin içindeki yabancı dildir şiir” diye; uzaklıkları ve yakınlıklarıyla şiir bir etkinin ülkesi, dilediğin gibi dolaş orada…
Vildan Poyraz Coşkun’un mısraları ile dolaşırken iklimden iklime duru bir hal içinde kırılmaz bir etki hissettim nedense. İnsan’ı kalbinden ve derinden yakalayan, içli ve özenle işlenmiş şiirler… Her bir şiirde, mısrada, kelimede özenli bir çalışmanın akislerini buluyorsunuz. Billurlaşan, adeta mücevherleşen bir kıvam… Fransızlar bu işlenmiş hali, “kristalize olma” ifadesiyle karşılar; bu şiirlerde de bu hal var işte. Girift bir iç örgüsü olan, kuvvetli duygulara sahip şiirler… Kristalize bir zevk… Şiir zevki…
Şairin dizelerinde hep bir acı lokma, belki serzeniş… İnsanı ayaklandıran bir hüzün… Ve her şeye rağmen incelikli bir umut…
“toparlanıyoruz hadi kalkın aksetmeyecek artık hiçbir şey bu yırtık perdeden esmer değil artık gördüklerin kelebek mutluluğu bu içtiğimiz” (Sayfa 11, Kelebek Mutluluğu)
Her şeye aşina bir yabancılık… “beni rüzgâr mı yoksa bir rüya mı attı buralara” (Sayfa 18, Aşk Mavi Bu Şehirde)
İmkânsızı imkânlı kılan; bir parça olarak kalmayan, insan ile bütünleşen mısralar… “yırtık uçurtmalara takarım sesimi” (Sayfa 20, Bozkırın Ötesinden)
Bir o kadar mahzun bir hal ve o kadar da serpilip gelişen bir tat… “anı solurken gece güzel bir mey oluyor bir ışık serpiliyor kendimi aradığım suların üzerine” (Sayfa 21, Ateşin Böcekleri)
Derken zorlukların ayırdığı vatanda, şair sarhoşluğunu yakalamak, “bir satıra sığınmak” ve ötesi… “bundandır şair olup kaleme sımsıkı sarılışım çam kokusunda sarhoş oluşum” (Sayfa 36, Sarıya İnat)