Georgi Gospodinov Georgiev ( Bulgarca : Георги Господинов Георгиев ; d. 7 Ocak 1968) Bulgar yazar, şair ve oyun yazarıdır. Time Shelter adlı romanı, çevirmen Angela Rodel ile paylaştığı 2023 Uluslararası Booker Ödülü nün yanı sıra Strega Avrupa Ödülü nü de aldı . Hüznün Fiziği adlı romanı, Jan Michalski Ödülü ve Angelus Ödülü nü aldı . Eserleri 25 dile çevrildi.
Ne kadar kısıtlı da olsa, ondan gelen ... doğru kelimenin ne olduğunu bilmiyorum, bazı işaretlerin, örneğin beni bir şey için övmesinin çocukken benim için ne kadar önemli olduğunu ancak şimdi anlıyorum. Bu pek sık olmazdı. Bu yüzden de o iki ya da üç seferin her birini hatırlıyorum.
İşitilen şey, görülen şeyden daha dehşet verici olabiliyor san ki. Sadece sözcükler ölüm gerçeğini kesinleştirebilir. Biri o öldü demediği sürece hala bir umut vardır.
Baba bambaşka bir şeydir puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur, sigarasının şnorkeline kenetlenerek başka sularda ve bulutlarda yüzer.
Gülleri koklamak için eğilmeye alışığız. Eğildiğimiz de, farkında olmadan, hem o gülü yetiştiren bahçıvana hem de güllerini yetiştiren Bahçıvan'a saygılarımızı sunmuş oluruz.
Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra ol duğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz -a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da -babam hayattayken. Ya da iki yıl sonra ... Kızım doğduktan sonra da böy le olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra.
Bir zamanlar beni daima güldüren hikayeyi okuyordum, oysa şimdi bana öyle hüzünlü geliyordu ki, belki de bir başka, daha mutlu bir zamanda okumanın hatırasını uyandırdığı için.
Suçluluk duygusunun içinde nasıl büyüdüğünü hissediyorum hasta olmanın suçluluğu, yatağa mahkum olmanın, başkalarına zahmet vermenin, günlerini alt üst etmenin büyük olmanın suçluluğu.
Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir bellek çalışması olduğu kadar, kendimize de yöneliktir, benmerkezci, bir anlamda kendimizi kurtarmaya, birinin gidişinden sonra hayatta kalışımızı anlamlandırmaya yönelik bir uğraştır.
Gerçekten de çok derin, hüzünlü ve anlamlı bir romandı. Bir babanın bahçıvanlığa verdiği emeğin simgelediği düzen ve yaşam arzusu, ne yazık ki amansız bir hastalık olan kansere yakalanması ve ölümüyle aile üyelerini derinden sarsar. Ve bizler sevdiklermiz bizden ayrılınca kıymetini anlarız.
Evladım Sana Diyorum Rize okuma grubu olarak Kasım ayında "Bahçivan ve Ölüm" kitabını inceledik. Hemen hemen hepimizin yarası, kaybı ve yası vardı. Yer yer hüzünlensek de yazarın sırtımızı sıvazlayan sözleriyle motive olduk...
Kitabın 30 sayfasına kadar yazarı kadın zannediyordum. Uygulamaya kitabı ve yazarı eklediğimde yazarın erkek olduğunu anladım. Duyguları, babasıyla olan ilişkisi ve bağı bunu bana hissettirmişti.
Kapaktaki baston babasının bastonu, soğan tohumu görseli ise yeniden doğmayı ifade ediyor. Bahçıvanın gözünde ölüm bir "son" değil, toprağın altındaki sessiz bir hazırlık gibiydi. Tıpkı toprağa gömülen bir soğanın baharda filizlenmesine benziyordu. Yaşam dıştan bir kabuk gibidir; içinde katmanlar ve bir öz taşır. Ölüm ise toprağın altına geçiştir, tıpkı bir soğanın karanlığa gömülmesi gibi, fakat dönüşümsüz değildir. Kitapta geçen semboller, bölümün ruhuna uygun olarak "ölüm = çürüme değil, dönüşüm" düşüncesini destekliyor.
Kaybı olan ya da olmayan herkesin bu kitabı okumasını öneriyorum.