Aşkı Anlatan Adam
O, aşkı en güzel cümlelerle bilmeden anlatıyordu. Ama hiç âşık olmamıştı. O ise kalbinin ilk kez bu kadar hızlı attığını hissediyordu. Ve bunun adını koymaya cesareti yoktu. 22 yaşında idealist bi...
1. Bölüm

1. Bölüm Kadersel Buluşma

3 Okuyucu
0 Beğeni
0 Yorum
Hayat bazen her insana acımasız davranır. Ya maddi yönden ya aşk yönünden ya da en kötüsü aile yönünden sınanırsın. Her sorun için zaman deseler de uzaktan konuşmak bazı insanlara kolay olur. O insanlar anne babasızlığın ne demek olduğunu bilmeyen insanlardır çünkü bilen insanlar bana asla "zaman ilaçtır" lafını kullanmaz. Bilir ki zaman ne kadar geçerse geçsin o acı dinmez. Evet belki azalır ya da öyle zannedilir, hayata devam edilir ama gece oldu mu acı tekrar kalp ağrısıyla gün yüzüne çıkar. Hayattan bezdirir insanı. Zar zor hayata devam etmek için bir sebep arar. Peki o sebep nerede çıkacak karşıma?işte bunu bilmek zordur.

Ben Miray Sayer 18 yaşındayım. Beş yaşındayken annem ve babam bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiş. Aramızda üç yaş olan abim Çağrı ile bana anneannem bakmaya başlamış. Abim Çağrı Sayer 22 yaşında İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesi son sınıf öğrencisidir. Son senesin de stajına ağırlık vermek isteyen abim iki dönemi de full staj görmek istemiş ve okul derslerini stajla değiştirtmişti. Bunu yapmasının sebebini biraz anlayabiliyordum. Mirasa pek güvenmiyordu onun için gelir kapısı olması önemliydi hem de yağmur ablayla evlilik istemesi buna sebep olmuştu. Anneannem bana 17 yaşıma kadar bakabilmişti. Herşey ilkte normal ilerliyordu. Tâki anneannem hastalanana kadar, dedem ise bizden ayrılalı bir sene olmuştu. Rahatsızlanan anneanemi hastaneye kaldırdıktan 3 ay sonra vefat etmişti. Bu da ruhsuz beni kimsesiz ve daha çok ruhsuz yapmıştı. Hayatım da arkadaşlarımdan ve abimden başka kimse kalmamıştı. Ama neyse ki maddi durumumuz anne baba ve dede mirası sayesinde iyiydi. Bankada birikmiş baya paramız vardı. Pek okulu sevmesem de okulu eğlenceli kılan mis gibi çocukluk arkadaşlarımdan oluşan bir grubum olduğu için katlanılır olabiliyordu. Hepsiyle İlkokuldan beri tanışıyorduk. Anneanemi kaybettikten sonra kendime bakmaz ve kendimle ilgilenmez olduğum için onlar asla ama asla yanımdan ayrılmaz kendime bir şey yapmamdan korkarlardı. Çünkü ben de hayal de heveste kalmamıştı bir an önce ölmek ve anne babama kavuşmak istiyordum. Abim ise, başta bahsettiğim gibi bir büroya girmiş staj yapıyordu. Benim can arkadaşlarımı tanıtmaya geçecek olursak: İlk arkadaşım olan Melis ile hayatımız benzerdi. Melis'te annesini babasını kaybetmişti. Oda ablası ile beraber yaşıyordu. Ablasıda abim gibi hukuk okuyor ve abimle aynı yaştaydı. Melis'in ablasının adı ise, yağmur'du. Yağmur abla'da başka bir büroda hem staj yapıyor hemde okuyordu. Abimle yağmur abla geçen seneden itibaren sevgili olmuşlardı. Mert'e gelecek olursak, o bizden daha şanslı bir hayata sahipti. Annesi babası hayatta ve maddi durumları da gayet iyiydi. Mert tek çocuktu dolayısıyla herşey ona göre yapılır o ne isterse o olurdu ama ona rağmen asla şımarık bir kişiliğe sahip değildi. Ailesi işlerinden dolayı yurt dışında yaşıyorlardı. Mert'i ise sık sık arıyorlardı. Mert tek başına kendi evlerin de kalıyordu.

Aynı zamanda bizim gruptan melis ile bir yıldır sevgiliydi.

Sırada ise Barış vardı. Barış grubumuzun en soğuk kişisi olup sadece bir kişiye bu soğukluğunu göstermezdi. O da bizim grupta olan Selindi onunla bir yıldır sevgiliydi. Çocukluğu yetimhanede geçmişti. annesi babası onu istememişti. Belli etmesede bize değer veriyor ve bizi ailesi gibi görüyordu. Şuanda abim ona kucak açtığı için bizde kalıyordu.

Burak ise, grubun en sert ve asla gülmeyen üyesiydi. Anne babası boşanmış ve ikiside başka biri ile evlenmişti. İkisi de ne kadar burağ'ı yanlarına almak isteselerde, o burada kalmayı tercih edip evi kapatırmamıştı. Annesinin ve babasının durumu iyi olduğundan rahat geçiniyordu. Buket ise, normal hayat yaşayan biriydi tabi birde burak'la sevgiliydi. Burak pek gülmeyi bilmesede tek güldüğü kişi buket'di. Yaklaşık 1 senedir sevgiliydiler. Emir ise, burağın gibi hiç gülmezdi. Hayatta sürekli ailesi tarafından dışlanmış ve hor görülmüştü. maddi durumları onlarında iyiydi. Bir tane abisi vardı ve ailelerinden kalan şirketi yönetiyordu. Ailesi iki sene önce vefat etmişti. Abisiyle kalıyordu. Fakat Emir'in yüzünün gülmemesi de kısa sürmüştü. Geçen sene buketler'den bir ay sonrada açelya ile sevgili olmuşlardı böylece emir az da olsa hayata dönmüştü. Açelya ise, normal hayat yaşayan biriydi. Selin'le teyze kızı oluyorlardı. Yani kuzenlerdi. selin de normal hayat yaşayan biriydi. Grupta herkesin ilişkisi vardı. Ben ise araların da aşka inanmayan tek kişiydim. Çünkü bana göre Aşkı anlattıran yoktu. Herkes menfaati için birbirlerine tahammül ediyordu.

...

Sabah alarmın sesiyle okulun son senesi için gözlerimi araladım. Okulun bitmesi beni gerçekten mutlu etmeye yetiyordu. Okumak bana artık neredeyse zulümdü. Kafam almıyordu. Alarmımı kapattıktan sonra ayaklarımı sürüyerek banyoya girdim. Kısa bir duştan sonra üzerime siyah eteğimi ve beyaz gömleğimi - formalarımı- giydim. Saçlarımı düzleştirdim. Çantamı alıp salona geçtim. Abim ve barış beni bekliyordu. Abimin yanağından öptükten sonra barışla evden çıktık. Barış her zaman ki gibi kaşları çatık bir şekilde mahallemizin diğer liseli kızlarının bakışları altında yürüyordu. Tabi o hiçbirine tahammül edemiyor kaşları daha çok çatılıyordu.Bu okula gelene kadar devam ediyordu.

Okula vardığımızda soluk gri duvarlı siyah demir kapılı sözde okul denen yeri asla özlemediğimi anlamıştım. Okuldan oldum olası nefret ederdim. Sadece hayallerim için buraya katlanırdım fakat o da şuan olmadığı için burası katlanılmaz olmuştu. Okulda da sınıfta da kimseyle anlaşamazdım. Büyük bir zorbalık yaşıyordum takıyor muydum derseniz; asla. Sınıfın önüne geldiğimizde barış sınıfın kapısını açmıştı. O önde ben arkada sınıfa girmiştik. Sınıfta olan herkes barışa hayranlıkla bana ise iğrenç bir şeymişim gibi bakıyorlardı. Bunun sebebi soğuk ve içe kapanık olmam olabilirdi.

Grubun yanına gidip hepsiyle selamlaşmıştık. Ben melis ile oturuyordum mert ise sınıftan Ali diye biriyle oturuyordu. Çünkü sevgili sınıf arkadaşlarım beni hiç sevmezdi. Haklı da olabilirlerdi. Ben bile kendimi sevmezken onlar neden sevsin ki. Ben saçma sapan düşüncelerimle boğuşurken melis kolumdan dürttü. Kesin bir dedikodu duymuştu. Söylemezse için de kalırdı. Söylemesi için yüzüne baktım.

"Millet duydunuz mu? okula yeni hoca gelmiş ve çok yakışıklıymış. "

Cidden bu saçma bir şey onu bu kadar heyecanlandıramazdı. Tüm grup 'ciddi misin' bakışı atmıştı. Hepimizin cevap vermesi için yüzümüze bakıyordu. Omzumu silktim.

" Banane gelmişse gelmiş,yakışıklıysa yakışıklı allah sahibine bağışlasın,
kızım sen kendin demiyormuydun hocalara öyle gözle bakılmaz diye, ne oldu sana şimdi "

Mert kaşlarını çatmış melise bakıyordu. Belliki kıskanmıştı. Söylediğime kafasını salladı.

" Aynen öyle ona ne oluyorsa "

Melis ise mert'in kıskandığını anlamıştı. Yanına gidip eğilerek yanağını öptü.

" Benim aşkımdan başkasını gözüm görmez ki hem ben dedikodu seviyorum biliyorsun birtanem" Mert sadece kafasını sallamıştı. Genelde hemen affederdi öyle çok kavga da etmemişlerdi.

Kafamı sıraya koymuş her zamanki gibi sınıfın uğultusunu dinliyordum. Uğultu kesilip sessizlik olduğun da hocanın geldiğini anlamıştım. Sessizliğin içinden içimi kıpırdatan bir ses duyulmuştu. Bu hocanın sesini tanıyamamıştım.

"Merhaba arkadaşlar, Yeni eğitim öğretim yılı hepinize hayırlı uğurlu olsun. Ben Fatih Aras okulunuzda bu sene stajyer edebiyat öğretmeni olarak bulunmaktayım. Aynı zamanda sizin sınıf öğretmenizim hem edebiyat derslerinize hem de rehberlik derslerinize ben gireceğim. Kısa bir yoklamayı alıp toplantı için müdür beyin odasına gideceğim. Tanışma faslını da sonraki ders yaparız. "

Teker teker isimleri okumaya başlamıştı. Başımı ilk günden gözüne kötü görünmemek için kaldırdım. Hocayı gördüğüm de gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Bu insan mıydı? İlk defa bir karşı cinse bakarken bu kadar heyecanlanıyordum. Sebebini anlamamıştım. İsmim ağzından döküldüğünde elimi kaldırıp burada diye söyledim. Yüzüme bakıyordu. Salyam falan mı akmıştı acaba

Gözlerimi ondan kaçırdım. Derin nefes alıp tekrar göz ucuyla baktığımda defteri kapatmış ayağa kalktığını görmüştüm. " Görüşürüz arkadaşlar" dedikten sonra sınıftan çıktı.

Kısa bir süre sonra zil çalmıştı. Grupla beraber bahçeye çıkmak için sınıftan çıktık. Lavobaya uğrayacağımı söyleyip yanlarından ayrıldım. Lavoboda işimi hallettikten sonra ellerimi ve yüzümü yıkadım. Lavobodan çıktığımda Bahçeye doğru yürümeye başladım. Önüme bizim sınıftan iki havalı sarı çiyan çıkmıştı. Zorbalık başlıyordu. İlk sarı çiyanın adı Bade ikincisinin ise Aylindi.

Aylin

"Vay vay vay kimler varmış burada, naber pasaklı"

" Ne istiyorsunuz?"

Bade

" Hesap vermeni istiyoruz. Benim her yıl varlığından neden rahatsız olduğumun hesabını ver "

" Rahatsız olacak bir şey yapmıyorum"

" Yapıyorsun nefes alıyorsun bence bu yeterli pasaklı"

"Ayrıca çok kötü kokuyorsun, Çok çirkinsin neden bu kadar seviliyorsun"

" Bence sevilmiyor ona acınıyor. Her sevdiğin kişi sana acıdığı için seninle, sevdiği için değil"

Söylediği ağrıma gitmişti. Ayrıca sinirim bozulmuştu. Yalnızlar diye beni suçlu tutuyorlardı.

" Ne dersin biraz eğlenelim mi aylin"

Aylin kafasını sallamıştı. Bade saçlarımı okşadıktan sonra aniden saçlarımı kavrayıp Aşağı çekti. Yere düşürdü. Yanıma çömelip

" Zavallı bir insansın. Hani nerede o çok sevdiğin arkadaşların"

Tokat attığında kafam yana düşmüştü. Ağlayamazdım. Ona döndüm. Bu sefer daha sert bir daha vurmuştu aylin de saçlarımı çekiyordu. Bade ise ceplerimi karıştırıyordu. Eline değiştirmeye bile gerek duymadığım tuşlu telefonumu alıp yere attı. Telefon ikiye ayrılmıştı. Paralarımı da alıp üzerimde olan gömleği makasla kesmişti. Eteğime yöneldiğinde gözlerimi kapattım. Neden tahammül ettiğimi sordum kendime, neden bir şey yapmadığımı... Öyle bir sıkıyordumki gözlerimi artık bırakıp gitsinler diyordum.

" Hazır mısın eteksiz kalmaya "

" Umarım altında bir şey vardır."

" Ne oluyor burada!? Siz ne yaptınız, gelin buraya"

Bu yeni hocanın sesiydi. Gözlerimi açmaya utanıyordum.

" Açar mısın gözlerini gittiler korkma"

Gözlerimi açtım. Aklıma gömleğim geldiğinde Kısa bir ona baktım. Resmen içim görünüyordu. Direk ellerimi önümde kavuşturdum. Fatih hoca ceketini Çıkarıp önüme yavaşça örtmüştü.

" Neden bunlara izin verdin? "

" Onlar beni sevmezler daha doğrusu beni sınıfta kimse sevmez bir tek kendi grubum kollar beni"

" Neden sevmiyorlar"

" Bilmiyorum hocam isterseniz gidin bunu onlara sorun "

" Kalk bakalım müdürden izin alalım da eve git, sen bu halde son derse girme"

" Gerek yok ben ne hallerde girdim o derse siz bir bilseniz. Hem sizin dersiniz yine hocam bir şey olmaz. "

" İsmin neydi senin?"

"Miray"

" Bak miray birazdan zil çalacak ve herkes okula girecek seni böyle görmesinler o yüzden kalk bari spor odasına kadar sana eşlik edeyim üzerini değiştir. "

Kafamı salladım. İkimizde ayağa kalktık. İlk müdüre uğrayıp fatih hoca durumu anlatmıştı. Müdür zorla isimleri almıştı. İzin isteyip spor odasına gitmiştik. Koridorda kırılan tuşlu telefonumu almaya bile tenezül etmemiştim. Spor odasında olan giyinme odasına girdim. Orada olan dolabımı açıp içinden düz beyaz t shirt aldım hocanın güzel kokulu ceketini özenle kenara koydum. Hızlıca üzerime giydim. Giyinme odasından çıktım. Fatih hoca kapının önünde olan bankta oturuyordu ceketini ona uzattım. Kafasını çevirdi. Ceketi usulca elimden aldı.

" Artık derse girelim."

"Hocam ilk ben gideyim sonra siz gelin olur mu şimdi onlar görürse şikayet ettim zannederler"

" Ettin zaten miray, cezalarını çekecek ikiside beraber gideceğiz sınıfa nokta düş önüme"

Kafamı sallayıp çıktım. Sınıfa kadar o önde ben arkada yürümüştük. Sınıf kapısını açıp içeri girdi. Bana dönüp Bakışları ile işaret etti. Sınıfa girdiğimde herkes bana bakıyordu. Grup endişeliydi. Melisin yanına oturdum. Sınıftan bir kişi

" Hocam bade ve aylin müdürün yanında"

Hoca kafasını sallamıştı. Sırayla sınıfla tanışmıştı. Sıra bana geldiğinde ayağa kalktım. Sınıfın hepsi bana alayla bakıyordu.

" Ben Miray Sayer bu kadar hocam"

Sınıftan biri

" Biz ona pasaklı da diyoruz hocam"

Herkes gülmüştü.

Barış

" Bende senin gözünü morartıp sana mor hasan diyeyim ne dersin"

Hasan bir şey söylemeyip önüne dönmüştü. Fatih hoca da serbest bırakmıştı. Mert elinde olan kırık telefonumu sıraya bıraktı.

" Ne oldu bacımsu bu telefon neden kırık"

" Bade ve aylin yaptı gömleğimi kestiler eteğimi de kesecekken fatih hoca kurtardı beni müdüre zorla şikayet ettirdi."

Melis

" Ben ağızlarına sıçalım diyorum siz bana daha sakin kal deyin"

Selin

" Bencede bu kaçıncı ya bizim kankamız sokakta bulunmadı"

" Sizce ben çirkinmiyim?"

" Hiç de bile enfes kızsın"

Açelya

" Aklını o kıskançların dediği şeylerle bulandırma"

Gözüm dolmuştu. Kendimi artık sıkamıyordum. Zil birazdan çalacaktı. Gözlerimden yaş akmaya başladı. zil çalmış grup başıma toplanmıştı.

" Biraz yalnız kalmak istiyorum"

" Olmaz yalnız bırakmam ağlayacaksan beraber ağlarız "

Fatih hoca

" Gençler çıkmıyor musunuz?"

Mert

"Hocam miray biraz içini döksün çıkacağız."

Fatih hoca gözlerime bakıyordu. Adeta bakışı beni içine çekiyordu. İçim her bakışında rahatlıyordu. Gülümseyip sınıftan çıkmıştı. Bu zamana kadar herkes bana pasaklı çirkin diyordu. Bugün anlamıştım. Fatih hocayla müdüre kızları şikayet ettiğimde rahatlamıştım. Çirkin olsam fatih hoca benimle ilgilenir miydi? Müdür bana inanır mıydı? Onlar gibi davranırlardı ama yapmamışlardı. Her hocam beni seviyor arkadaşlarım bana iyi olmam için her fedakarlığı yapıyordu. Neden değişmek için bu kadar bekledim bilmiyorum ama bugünden itibaren değişmek istiyordum. En azından fiziksel olarak. Düşüncelerimden ayrıldım gözyaşlarımı sildim. Gruba döndüm.

" Barış telefonunu kullanabilir miyim? abimi aramam lazım"

Barış kafasını sallayıp telefonu uzattı. Numarasını girip hapörlere aldım.

" Efendim barış"

"Abiciğim ben senden biraz para istiyorum. kendime yeni kıyafetler alacağım birde telefonum kırıldı telefon almam lazım."

" Sen yeni kıyafet mi dedin?"

" Evet abiciğim artık üstüme başıma bakmaya karar verdim. Eskileri de atmak istiyorum Yeni bir ben inşa edeceğim"

" Allahım sana şükürler olsun sonunda birazda olsun hayat ışığı geldi bankada olan para senin güzelim İstediğin kadar harca Zaten gerisini benim hesaba atım o senin paran"

" Tamam abi teşekkür ederim öptüm"

telefonu kapattıp bana şaşkın bir o kadarda mutlu bakan arkadaşlarıma dönmüştüm.

" Bana bakın alışverişte sizin elinize kaldım, ben pek anlamam biliyorsunuz"

Kızlar sevinçle el çırpmıştı. Hep beraber alışverişe çıkmak için sınıftan ayrıldık. Böylece yeni bir ben inşası başlamaya hazırdı. Ve bu yeni ben içimde çok fazla umut uyandırmıştı.

...İyi okumalarrr!!!...
Yorum Yapın
Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Yorumlar