Bakın eğer biri, benim gibi biri diyelim; gördüğü, hissettiği, algıladığı hiçbir şeye güvenemeyeceğinin farkına varır, yalnızca bilinmezlikle, belirsizliklerle kuşatılmış olduğu kanaatine erişirse hayallerinin elinde oyuncak olduğunu algılarsa hiç üzülmez. Bunu bir olumsuzluktan ziyade hayati bir gereklilik olarak algılar.
Algılayamadığımız bir şey düşüncelerimizde de yer etmez. İyi ama madem duyularımız bizi aldatıyor onlar sayesinde elde ettiğimiz bilgilerin hakikatine nasıl güveneceğiz?