Hız uyuşturuyor. Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. Orada ama buradayız. Dostumuzla sohbetteyiz ama telefonun veya sohbet ağının ucundayız. Aslında bütün varlığımızla bir yerde değiliz, parça parça orada ve buradayız. Anlaşmak için zaman gerekir, zaman ve mekân.Konuşmanın yanında susmak da gerekir,birbirinin söylediğine dikkat kesilebilmek,kalbini dostunun kalbine yaklaştırmak gerekir.İnsana ve gerçek hayata ayrılan zaman azaldıkça yabancılaşma çoğalıyor. Gerçek hayattan ayrışan bilinç, sanal ses ve sanal sohbetle uyuşuyor.
Beyaz bereli çocukları nefret hastalığından iyileştirmemiz gerek. "Bir insanı dirilten bütün bir insanlığı diriltmiş gibidir," diyor yüce Tanrı. Çaremiz muhabbet, ilacımız merhamet.!
SÖ:...Siz özgürlük adı altında başka bir zihnin kurguladuğı dünyanın esiri oluyorsunuz. Buna epistemik kölelik diyebilirsiniz, medya köleliği yahut gönüllü kölelik de diyebilirsiniz.
Eser akıcı bir üslupla yazılmış gereksiz uzatmalardan kaçınılmış, kısa öykülerden oluşmaktadır. Yazarın psikolog olması nedeniyle öyküler psikolojik temellere dayandırılmıştır. Edebiyat, psikoloji ve din üçlüsünün nahif bir şekilde bir arada işlendiği güzel bir eserdir. Çayın yanında ki çerez gibi okunacak bir eser.😊
Moder hayatın hızına kapılıp kendi iç sesimizi unuttuğumuzu hatırlatan derin ve sakin bir kitap. İnsan ilişkilerinin yüzeyselleştiği çağda bize yavaşlamayı, kalbimizi dinlemeyi ve duygularımızı yeniden sahiplenmeyi öğütlüyor. Günümüz kültürünün dayattığı yapay mutluluklara karşı, gerçek huzurun sadeleşmekte ve içimize dönmekte saklı olduğunu söylüyor. Okurken kendimi hem sorguladım hem de ferahladım. Ruhunu dinlemek isteyen herkese tavsiye ederim.
Kemal Sayar'ın okuduğum ilk kitabıdır "Ruhun Labirentleri". Yeryüzünde şu veya bu topluluğu biricik kılan şey nedir sorusuyla karşılıyor bizleri. İnsanları bir araya toplayıp benzerlikler arasında tasnif etmeye yeltenen bir bilim anlayışına karşı, insanın biricikliğine vurgu yapan ve farklılıkları gözeten bir alternatif anlayışının yolculuğuna çıkıyorsunuz. İnsanı anlamak için tarihe ve topluma bakmak gerekir diyor sayın yazar. İlmek ilmek işliyor satırlarında her bir bilgiyi.
Benlik, kişilik ve kişilik bozuklukları kavramlarının kültürel okumasını yaparken, bilginin dini, tarihi ve kültürel doğasına da atıfta bulunuyor. Benliğin boşluğu, beden, bellek ve kimliğin buluştuğu yer, aile ve çocuk, kimliklerin aşınmasına dair derin konularda araştırmalar yaparak geniş bir coğrafyadan derlenen cevaplarla Ruhun Labirentleri'nde geziniyorsunuz.
Yazarın kalemi akıcı, konuları merak uyandırıcı ve manevi eksiklerimizi tamamlayıcı kıvamda. İyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Ethem Bakır'ın İrade Terbiyesi kitabı tadındaydı. Kesinlikle herkesin kütüphanesinde bulunması gereken kitaplardan biri olmalı.