'Dua, düşüncenin üzerine karanlık basınca başlar,' der Alain. Gizemcilerle, varlıkçılar da, 'Ama varlığın önce geceyle karşılaşması gerek,' diye karşılık verirler. Hiç kuşkusuz öyle, ama şu kapalı gözlerde ve yalnız insanın istemiyle doğan, gece, tinsel varlığın içinde silinmek için oluşturduğu gece değil. Bir geceyle karşılaşması gerekse, bu daha çok aydınlık görüşlü kalan umutsuzluğun gecesi, kutup gecesi, tinsel varlığın uyanıklığı, belki de usun ışığında her nesneyi kesin çizgileriyle ortaya çıkaran şu ak ve el değmemiş aydınlığın yükseleceği gece olsun.
İstemek, çelişkilere yol açmaktır. Aldırmazlığın, yüreğin uykusunun ya da ölümcül vazgeçişlerin verdiği bu zehirli esenliğin doğması için düzenlenmiş her şey.
Geleceğe dayanarak yaşarız; 'yarın', 'ileride', 'iyi bir işim olunca', 'yaşlandıkça anlarsın'. Bu tutarsızlıklara hayran kalmamak elde değil çünkü ne de olsa ölmek var işin içinde.
Dekorların yıkıldığı olur. Yataktan kalkma, tramvay, dört saat çalışma, yemek, uyku ve aynı uyum içinde salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, çoğu kez kolaylıkla izlenir bu yol. Yalnız bir gün 'neden' yükselir ve her şey bu şaşkınlık kokan bıkkınlık içinde başlar. 'Başlar', işte bu önemli. Bıkkınlık, makinemsi bir yaşamın edimlerinin sonundadır, ama aynı zamanda bilincin devinimini başlatır. Onu uyandırır, gerisine yol açar. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanıştır. Uyanışın ardından sonuç gelir zamanla; intihar ya da iyileşme.
Varlığı, yaşaması için gerekli olan uykudan yoksun bırakan bu çok önemli duygu nedir. Kötü nedenlerle de açıklansa, açıklanabilen bir dünya bildik bir dünyadır. Ama tersine, birden bire düşlerden, ışıklardan yoksun kalmış bir dünyada insan kendini yabancı bulur. ...İnsanla yaşamı, oyuncuyla dekoru arasındaki bu kopma, uyumsuzluk duygusunun ta kendisidir. Sağlam insanlar arasında bile kendi intiharını düşünmemiş bir kimseye rastlanamayacağına göre, bu duyguyla hiçliği istemek arasında dolaysız bir bağ bulunduğu fazla açıklama yapmadan benimsenebilir.
2026 - 4. Kitap Kitabın Adı : Yabancı Yazarı : Albert Camus Yayınevi : @canyayinlari Türü : Roman Basım Yılı: 2019 Sayfa Sayısı: 110 Sayfa
Düşünceler : Bazı kitaplar en az iki kez okunmayı hak ediyor. Yabancı 'da bunlardan birisi. Daha önce okumama rağmen yine aynı zevkle hatta daha çok zevk alarak okudum.
Camus 'un ( 1913-1960 ) en önemli eserlerinden birisi olan roman 1942 yılında yayınlandı . Yazar bu eseriyle tanınmış 1957 yılında ise Nobel Ödülü kazanmıştır.
Meursalut isimli bir genç annesinin cenazesine çağrılır. Cenazede gösterdiği kayıtsız ve umarsız tavır etrafındakilerin ilgisini çeker.
Daha sonra kendisinin ilgili olmadığı bir kavgaya karışan ve birisini tabanca ile öldürür. Ancak orada birisini öldürdüğü için değil annesinin cenazesinde ağlamadığı için yargılanır . Buradaki yargılama önyargıyı aşamayan öznel bir yargılamadır.
Kişinin yalnızlaşmasını, sonrada yabancılaşmasını adalet olgusunu, cezalandırma sisteminin doğruluğunu irdeleyen eşsiz bir eserdi.
@trabzonizdiham kitap kulübünün bu ayki kitabı olan eseri toplantıda tartışıp irdeleyeceğimiz için daha fazla yorum yapmadım.
Lakin bilaistisna herkesin mutlaka en az bir kez okumasını isterim bu sembol eserin ve yakın dönem klasiğinin.
1. Eserin Genel Çerçevesi Yabancı, Camus'un absürd felsefesini edebiyat formunda en yalın biçimde ortaya koyduğu romandır. Roman insanın anlam arayışı, topluma uyumsuzluğu, duygusal yabancılaşması üzerine kuruludur. Anlatıcı: Meursault Bakış açısı: Birinci tekil kişi Dil: Soğuk, düz, duygusuz 2. Konu (Kısa Özet) Meursault, annesinin ölümüne kayıtsız kalır. Günlük hayatını duygusal tepki vermeden sürdürür. Bir sahilde, neredeyse sebepsiz bir şekilde bir Arap’ı öldürür. Mahkemede cinayetten çok, annesinin cenazesinde ağlamaması yargılanır. 3. Ana Temalar Absürd İnsan: anlam arar,bevren sessizdir. Meursault bu sessizliği kabullenir. Absürd: İnsanla dünya arasındaki uyumsuzluktur. Yabancılaşma Meursault: topluma, ahlaka, duygusal beklentilere yabancıdır. Ama bu yabancılık: bilinçlidir, sahtelikten uzaktır. Toplumsal Yargı Mahkeme: adaletin değil, normların sahnesidir. Meursault: Toplumun ikiyüzlülüğünün kurbanıdır. Ölüm Camus için: ölüm kaçınılmazdır, korkulacak değil, kabul edilecek bir gerçektir. 4. Karakter Analizi Meursault Duygusal tepkisiz,anı yaşayan,yalan söylemeyen Camus’ye göre: Meursault dürüsttür; bu yüzden tehlikelidir. Marie Hayatı seven,duygusal,toplumun “normal” yüzü Yargıç ve Savcı Toplumun ahlak bekçileri,anlam dayatırlar 5. Anlatım ve Üslup Kısa cümleler Betimlemeden çok gözlem, duygu yerine fiziksel algılar (güneş, ter, sıcak) Bu dil: Absürd dünyaya uygundur. 6. Semboller Güneş: Baskı, bunaltı Deniz: Bedensel yaşam Mahkeme: Toplumsal norm Ölüm: Kaçınılmazlık 7. Camus’nün Mesajı Camus şunu söyler: Hayat anlamsız olabilir,ama dürüst olmak mümkündür Meursault’nun suçu: Anlamsız dünyada rol yapmayı reddetmesidir. 8. Sonuç (Net Yorum) Yabancı, insanın dünyaya anlam uyduramadığında değil, toplumun dayattığı anlamları reddettiğinde cezalandırıldığını gösterir.
salgın üzerinden insanlık hallerini, dayanışmayı ve umudu irdeleyen çarpıcı bir romandır. Oran şehrinde çıkan veba salgını, bireylerin ve toplumun nasıl değiştiğini, değerlerin nasıl yeniden şekillendiğini gözler önüne seriyor.şehir karantinaya alınıyor ve halk ölümle, hastalıkla ve tecritle yüzleşmek zorunda kalıyor. Doktor Bernard Rieux başta olmak üzere, farklı karakterler, vebayla mücadele ederken, kendi iç dünyalarında da bir sınavdan geçiyorlar.