Ona, kabahatin bende olmadığını söyleyecek oldum ama bu sözü daha önce patrona da söylediğimi düşünerek vazgeçtim. Zaten hiçbir anlamı yoktu bunun. İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir.
Düşüncelerime gömülü olmama karşın, bazı bazı lafa karışacak oluyordum. O zaman avukatım, Susun! Davanız için bu daha iyi! diyordu. Benim davamı beni işe karıştırmadan çözümlüyor gibiydiler sanki. Her şey, benim araya girmeme kalmadan geçip gidiyordu. Düşüncemi sormadan kaderimi karar altına alıyorlardı.
Benim davamı beni işe karıştırmadan çözümlüyor gibiydiler sanki. Her şey, benim araya girmeme kalmadan geçip gidiyordu. Düşüncemi sormadan kaderimi karar altında alıyorlardı.
Değil mi ki yaşam bir yerde ölümle -yani yoklukla- sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim-içtim, aldım-verdim, benim-senin kavgasının anlamı?
Günün dengesini bozduğumu, üzerinde mutlu anlar geçirdiğim kumsalın olağanüstü sessizliğini mahvettiğimi anladım. O zaman hareketsiz vücuda dört el ateş ettim, kurşunlar birbiri peşi sıra bu vücuda gömüldü. Felaketin kapısına vurduğum dört sert darbeydi sanki bunlar.
2026 - 4. Kitap Kitabın Adı : Yabancı Yazarı : Albert Camus Yayınevi : @canyayinlari Türü : Roman Basım Yılı: 2019 Sayfa Sayısı: 110 Sayfa
Düşünceler : Bazı kitaplar en az iki kez okunmayı hak ediyor. Yabancı 'da bunlardan birisi. Daha önce okumama rağmen yine aynı zevkle hatta daha çok zevk alarak okudum.
Camus 'un ( 1913-1960 ) en önemli eserlerinden birisi olan roman 1942 yılında yayınlandı . Yazar bu eseriyle tanınmış 1957 yılında ise Nobel Ödülü kazanmıştır.
Meursalut isimli bir genç annesinin cenazesine çağrılır. Cenazede gösterdiği kayıtsız ve umarsız tavır etrafındakilerin ilgisini çeker.
Daha sonra kendisinin ilgili olmadığı bir kavgaya karışan ve birisini tabanca ile öldürür. Ancak orada birisini öldürdüğü için değil annesinin cenazesinde ağlamadığı için yargılanır . Buradaki yargılama önyargıyı aşamayan öznel bir yargılamadır.
Kişinin yalnızlaşmasını, sonrada yabancılaşmasını adalet olgusunu, cezalandırma sisteminin doğruluğunu irdeleyen eşsiz bir eserdi.
@trabzonizdiham kitap kulübünün bu ayki kitabı olan eseri toplantıda tartışıp irdeleyeceğimiz için daha fazla yorum yapmadım.
Lakin bilaistisna herkesin mutlaka en az bir kez okumasını isterim bu sembol eserin ve yakın dönem klasiğinin.
1. Eserin Genel Çerçevesi Yabancı, Camus'un absürd felsefesini edebiyat formunda en yalın biçimde ortaya koyduğu romandır. Roman insanın anlam arayışı, topluma uyumsuzluğu, duygusal yabancılaşması üzerine kuruludur. Anlatıcı: Meursault Bakış açısı: Birinci tekil kişi Dil: Soğuk, düz, duygusuz 2. Konu (Kısa Özet) Meursault, annesinin ölümüne kayıtsız kalır. Günlük hayatını duygusal tepki vermeden sürdürür. Bir sahilde, neredeyse sebepsiz bir şekilde bir Arap’ı öldürür. Mahkemede cinayetten çok, annesinin cenazesinde ağlamaması yargılanır. 3. Ana Temalar Absürd İnsan: anlam arar,bevren sessizdir. Meursault bu sessizliği kabullenir. Absürd: İnsanla dünya arasındaki uyumsuzluktur. Yabancılaşma Meursault: topluma, ahlaka, duygusal beklentilere yabancıdır. Ama bu yabancılık: bilinçlidir, sahtelikten uzaktır. Toplumsal Yargı Mahkeme: adaletin değil, normların sahnesidir. Meursault: Toplumun ikiyüzlülüğünün kurbanıdır. Ölüm Camus için: ölüm kaçınılmazdır, korkulacak değil, kabul edilecek bir gerçektir. 4. Karakter Analizi Meursault Duygusal tepkisiz,anı yaşayan,yalan söylemeyen Camus’ye göre: Meursault dürüsttür; bu yüzden tehlikelidir. Marie Hayatı seven,duygusal,toplumun “normal” yüzü Yargıç ve Savcı Toplumun ahlak bekçileri,anlam dayatırlar 5. Anlatım ve Üslup Kısa cümleler Betimlemeden çok gözlem, duygu yerine fiziksel algılar (güneş, ter, sıcak) Bu dil: Absürd dünyaya uygundur. 6. Semboller Güneş: Baskı, bunaltı Deniz: Bedensel yaşam Mahkeme: Toplumsal norm Ölüm: Kaçınılmazlık 7. Camus’nün Mesajı Camus şunu söyler: Hayat anlamsız olabilir,ama dürüst olmak mümkündür Meursault’nun suçu: Anlamsız dünyada rol yapmayı reddetmesidir. 8. Sonuç (Net Yorum) Yabancı, insanın dünyaya anlam uyduramadığında değil, toplumun dayattığı anlamları reddettiğinde cezalandırıldığını gösterir.
salgın üzerinden insanlık hallerini, dayanışmayı ve umudu irdeleyen çarpıcı bir romandır. Oran şehrinde çıkan veba salgını, bireylerin ve toplumun nasıl değiştiğini, değerlerin nasıl yeniden şekillendiğini gözler önüne seriyor.şehir karantinaya alınıyor ve halk ölümle, hastalıkla ve tecritle yüzleşmek zorunda kalıyor. Doktor Bernard Rieux başta olmak üzere, farklı karakterler, vebayla mücadele ederken, kendi iç dünyalarında da bir sınavdan geçiyorlar.