Doğa

@obito
Üye
calendar_month Kasım 2025 tarihinde katıldı
ŞUAN OKUDUĞU KİTAPLAR
Tümü
OKUMALARIM
Tümü
Doğa
Doğa , bir kitabı okuyor.
@obito
3s
Mumlar Sonuna Kadar Yanar
Sandor Marai - Yapı Kredi Yayınları - 2025
4
Doğa
Doğa , bir kitabı okuyor.
@obito
14s
Karamazov Kardeşler
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Evrensel İletişim Yayınları - 2015
79
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
4g
Beş Şehir
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
198
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
6g
Fikrimin İnce Gülü
Adalet Ağaoğlu - Everest Yayınları - 2021
191
Doğa
Doğa , bir kitabı okuyor.
@obito
7g
Kaizen Yolu - Küçük Bir Adım Hayatınızı Değiştirebilir
Robert Maurer - Klan Yayınları - 2005
189
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
7g
Anne Of Green Gables
L. M. Montgomery - Gece Kitaplığı - 2021
172
Doğa
@obito
İnceleme
8g
1. Yüzeyde Ne Anlatıyor?
Hikâye, sıradan bir martı sürüsüne ait olmayan Jonathan Livingston adlı bir martıyı anlatır.
Diğer martılar:
Sadece yemek bulmak için uçar.
Güvenli ve alışılmış olanı seçer.
Jonathan ise:
Daha iyi uçmak ister.
Sınırlarını zorlar.
Uçuşu bir amaç hâline getirir.
Bu yüzden sürü tarafından dışlanır.
2. Asıl Mesaj Nedir?
Kitabın ana fikri şudur:
İnsan (ya da martı), kendisine biçilen sınırların ötesine geçebilir.
Jonathan:
Aç kalmayı, yalnızlığı, dışlanmayı,
göze alır ama: Kendi potansiyelini inkâr etmez.
3. Sürü Ne Temsil Eder?
Sürü:
Toplumu ,gelenekleri
“Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışını temsil eder.
Sürü için önemli olan:
Uyum, güvenlik, ortalama olmak.
4. Jonathan Ne Temsil Eder?
Jonathan:
Bireyselliği,kendini aşmayı,özgürlüğü
Ama:
Bencil bir özgürlük değil, bilinçli bir özgürlük.
5. Kitaptaki Öğretmenler (Chiang vb.)
Jonathan yalnız değildir.
Üst düzey martılar:
Rehberdir,öğretmendir
“Ustalığı” temsil eder.
Ama:
Kurtarıcı değildirler.
Jonathan:
Kendi yolunu kendi uçar.
6. Bilgi ve Sevgi İlişkisi
Kitapta çok net bir mesaj vardır:
Gerçek öğrenme, sevgiyle mümkündür.
Jonathan sürüye döndüğünde:
Onları küçümsemez, zorlamaz,sadece öğretir
7. Kitap Dini mi, Spiritüel mi?
Dini bir kitap değildir
Ama mistik ve spiritüel bir dili vardır
Özellikle:
“Mükemmellik”
“Özgürlük”
“Aşk”
kavramları metafizik bir çerçevede ele alınır.
Martı Jonathan Livingston Ciltli
Richard Bach - Epsilon Yayınevi - 2018
314
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
8g
The Call of The Wild
Jack London - Platanus Publishing - 2020
101
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
9g
The Picture Of Dorian Gray
Oscar Wilde - Nan Kitap - 2023
82
Doğa
@obito
İnceleme
10g
1. Kısa Genel Çerçeve
Tom Sawyer, 19. yüzyıl Amerika’sında geçen, çocukluk, özgürlük ve toplum baskısını anlatan bir romandır. Yüzeyde bir çocuk macerası gibi görünür; derinde ise ahlak, ikiyüzlülük, birey–toplum çatışması vardır.
2. Tom Sawyer Kimdir?
Tom:
Kurallara uymakta zorlanan
Hayal gücü güçlü
Kurnaz ama kötü niyetli olmayan
Özgürlüğü seven bir çocuktur
Tom’un en belirgin özelliği:
Kurallara karşı gelmesi değil, kuralları kendi lehine çevirmesidir.
3. Tom’un Dünyası: Özgürlük – Disiplin Çatışması
Romanda iki dünya vardır:
a) Yetişkinler Dünyası
Kurallar
Ahlak öğütleri
Ceza
b) Çocuklar Dünyası
Oyun
Macera
Hayal
Anlık kararlar
Tom bu iki dünya arasında sıkışır.
4. Ünlü Badana Sahnesi Ne Anlatır?
Tom’un çiti boyama sahnesi sadece komik değildir.
Bu sahne şunu gösterir:
İnsanlar, kendilerine zorunlu sunulan şeylerden kaçar;
özel ve değerli gibi sunulan şeylere yönelir.
Bu:
İnsan psikolojisine dair güçlü bir gözlemdir
Tom’un zekâsını gösterir

Ahlak Meselesi
Roman şu soruyu sorar:
“İyi olmak, kurallara uymak mıdır?”
Tom:
Bazen yalan söyler
Bazen kaçar
Bazen kuralları çiğner
Ama:
Vicdanı vardır.
Mark Twain şunu ima eder:
Gerçek ahlak, kör itaatten değil, vicdandan doğar.
6. Korku, Suç ve Cesaret
Cinayet sahnesiyle roman bir anda karanlıklaşır.
Burada:
Tom korkar
Susar
Vicdan azabı çeker
Sonunda konuşması şunu gösterir:
Cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen doğru olanı yapmaktır.
7. Toplum Eleştirisi
Twain, kasaba hayatını eleştirir:
Dindarlık gösteriştir
Yetişkinler ikiyüzlüdür
Çocuklar daha samimidir
Bu yüzden roman:
Çocukları değil, yetişkinleri eleştirir.
8. Romanın Tonu
Mizahi
Eleştirel
Yer yer karanlık
Ama asla:
Vaaz verici değildir
9. Sonuç (Toplantıda söylenecek net cümle)
“Tom Sawyer, çocukluğun özgürlüğünü anlatırken yetişkin dünyasının ikiyüzlülüğünü eleştiren bir romandır.”
230
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
10g
51
Doğa
@obito
İnceleme
11g
1. Kitap ne anlatıyor?
Puslu Kıtalar Atlası, 17. yüzyıl İstanbul’unda geçen, ama aslında insanın dünyadaki yerini sorgulayan bir romandır. Kitap, “gerçek” dediğimiz şeyin ne kadar sağlam olduğunu ve insanın ne kadar özgür olabildiğini sorgular. Roman boyunca şunu hissederiz:
Bu dünya pusludur, kim güçlü, kim haklı belli değildir.
2. Romanın temel soruları
Kitap bize net cevaplar vermez, ama şu soruları sürekli sordurur:
Gerçek sandığımız şey gerçekten gerçek mi?
İnsan kaderini değiştirebilir mi?
Güç mü kazanır, bilinç mi?
Bilmek mi daha tehlikelidir, bilmemek mi?
3. Ana karakter: Bünyamin
Bünyamin:
Sıradan, edilgen bir gençtir.
Olan biteni çoğu zaman seçmez, yaşar.
Okur onunla birlikte şaşırır ve korkar.
Bünyamin aslında:
Bu dünyanın içine doğmuş her insanı temsil eder.
4. Uzun İhsan Efendi (Baba)
Uzun İhsan Efendi:
Atlası yazan kişidir.
Dünyayı bilen ama karışmayan biridir.
Bu yönüyle:
Dünyayı kuran ama acısından sorumluluk almayan bir figürdür.
Kitap burada şunu sorgular:
Bir şeyi bilmek, ona müdahale etmeyi gerektirir mi?
5. Ebrehe: Açık güç ve şiddet
Ebrehe:
Gücüyle hükmeden bir karakterdir.
Zorla, korkuyla ilerler.
Bünyamin’in hayatında:
Gücün insanı nasıl ezdiğini gösterir.
Ebrehe, kitabın “kötüsü”dür ama aynı zamanda dünyanın sert gerçeğidir.
6. Hınzıryedi:
Hınzıryedi:
Bir dilencidir.
Kurnazdır, akıllıdır.
Ama bilge veya kurtarıcı değildir.
Bünyamin ile ilişkisi:
Ona yol göstermez.
Onu kurtarmaya çalışmaz.
“Bu dünya böyle, uyum sağla.” der.
Yani Hınzır Yedi:
Bünyamin’i özgürleştirmez, onu dünyaya alıştırır.
Bu yüzden:
Ebrehe açıkça ezer,hınzır Yedi sessizce kabullendirir.
7. Diğer karakterler (Kısaca)
Zülfiyar: Aklı çıkar için kullanan insan.
Alibaz: Gücü düşünen, sorgulamayan kişi.
Dertli: Sessizce acıya katlanan insan.
Venedikli cerrah: İnsanı parça parça gören,ahlaksız bilimi temsil eder.
Bu karakterlerin hepsi:
İnsanın farklı hâllerini gösterir.
8. Kitabın ana fikri
Kitap şunu söyler:
Bu dünyada güç çoğu zaman kazanır,bilinç insanı kurtarmaz,bilmek bazen daha çok acıtır
Ama kitap yine de önemlidir çünkü:
İnsan yine de düşünmeden edemez. “Puslu Kıtalar Atlası, bize iyiyle kötüyü net çizgilerle ayırmaz. Gücü, bilgiyi ve kabullenişi yan yana koyar. Bünyamin’in yaşadıkları, bu dünyada insanın ne kadar az söz hakkı olduğunu gösterir.
Ama yine de insan, pusun içinde anlam aramaktan vazgeçmez.” Puslu Kıtalar Atlası, insanın güçlüler karşısında nasıl ezildiğini ve bazen hayatta kalmak için bile kendinden vazgeçmek zorunda kaldığını anlatan bir romandır.
Puslu Kıtalar Atlası
İhsan Oktay Anar - İletişim Yayınevi - 2023
220
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
12g
Martı Jonathan Livingston Ciltli
Richard Bach - Epsilon Yayınevi - 2018
176
Doğa
@obito
İnceleme
15g
1. Eserin Genel Çerçevesi
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Peyami Safa’nın Doğu–Batı çatışmasını, madde–mana ikiliğini ve ruh krizini en yoğun işlediği romanıdır. Roman, bir arayış ve dönüşüm hikâyesidir.
Merkez karakter: Ferit
Ana eksen: Pozitivizm → metafizik / maneviyat
2. Konu (Kısa Özet)
Ferit: Batılı eğitim almış,akılcı, pozitivist,inançtan uzak bir gençtir.
Ancak: içsel bunalımlar,yalnızlık,anlam krizi onu sürükler. Matmazel Noraliya’nın evinde geçirdiği süreç: Ferit’in zihinsel ve ruhsal kırılma noktasıdır.
Romanın sonunda: akıl tek başına yeterli değildir, ruh ve inanç devreye girer.
3. Ana Temalar
Akıl – İnanç Çatışması
Ferit: her şeyi mantıkla açıklamak ister ama acıyı, ölümü, anlamı açıklayamaz. Peyami Safa’nın mesajı: Akıl gereklidir ama eksiktir.
Varoluşsal Bunalım
Ferit’in yaşadığı: boşluk,anlamsızlık,huzursuzluk
Bu yönüyle roman: Varoluşçu krizlere yakındır, ama çözümü metafiziktir.
Metafizik ve Gizem
Matmazel Noraliya: bedenen yoktur, ama ruhen vardır
Koltuğu: Maddi olmayan hakikatin sembolüdür.
4. Karakter Analizi
Ferit
Zihinsel olarak parçalanmış,batılı düşünceyle yetişmiş,ama içten içe eksik
Ferit’in dönüşümü: Romanın ana çatısıdır.
Matmazel Noraliya
Görünmeyen ama etkili,bilge figür,manevi rehber
Bir “karakter”den çok: Bir fikirdir.
Selma
Madde dünyasını temsil eder,ferit’in eski hayatı
5. Semboller
Sembol
Koltuk = Manevi merkez
Ev=İç dünya
Deniz=Arınma
Gece=Bilinçaltı
Kitaplar=Akıl
6. Anlatım ve Üslup
Psikolojik çözümleme ağırlıklı,iç monologlar,felsefi tartışmalar
Bu üslup: Romanı bir düşünce metnine yaklaştırır.
7. Romanın Mesajı
Peyami Safa der ki: Batı’nın aklı değerlidir,ama Doğu’nun ruhu olmadan eksiktir.
Çözüm: Denge
8. Sonuç (Net Yorum)
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, modern insanın akılcılıkla çıkmaza girdiği noktada, metafiziği bir kurtuluş yolu olarak öneren bir ruh romanıdır.
Sınav / ödev cümlesi:
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, maddeci dünya görüşü ile manevi değerler arasındaki çatışmayı, Ferit’in içsel dönüşümü üzerinden anlatan felsefi ve psikolojik bir romandır.
İstersen:
Matmazel Noraliya`nın Koltuğu
Peyami Safa - Ötüken Neşriyat - 2023
347
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
17g
Matmazel Noraliya`nın Koltuğu
Peyami Safa - Ötüken Neşriyat - 2023
305
Doğa
@obito
İnceleme
18g
1. Eserin Genel Çerçevesi
Yabancı, Camus'un absürd felsefesini edebiyat formunda en yalın biçimde ortaya koyduğu romandır.
Roman insanın anlam arayışı, topluma uyumsuzluğu, duygusal yabancılaşması üzerine kuruludur.
Anlatıcı: Meursault
Bakış açısı: Birinci tekil kişi
Dil: Soğuk, düz, duygusuz
2. Konu (Kısa Özet)
Meursault, annesinin ölümüne kayıtsız kalır.
Günlük hayatını duygusal tepki vermeden sürdürür. Bir sahilde, neredeyse sebepsiz bir şekilde bir Arap’ı öldürür. Mahkemede cinayetten çok, annesinin cenazesinde ağlamaması yargılanır.
3. Ana Temalar
Absürd
İnsan:
anlam arar,bevren sessizdir.
Meursault bu sessizliği kabullenir.
Absürd:
İnsanla dünya arasındaki uyumsuzluktur. Yabancılaşma
Meursault:
topluma, ahlaka, duygusal beklentilere yabancıdır.
Ama bu yabancılık:
bilinçlidir, sahtelikten uzaktır.
Toplumsal Yargı
Mahkeme:
adaletin değil, normların sahnesidir.
Meursault:
Toplumun ikiyüzlülüğünün kurbanıdır.
Ölüm
Camus için: ölüm kaçınılmazdır,
korkulacak değil, kabul edilecek bir gerçektir.
4. Karakter Analizi
Meursault
Duygusal tepkisiz,anı yaşayan,yalan söylemeyen
Camus’ye göre:
Meursault dürüsttür; bu yüzden tehlikelidir.
Marie
Hayatı seven,duygusal,toplumun “normal” yüzü
Yargıç ve Savcı
Toplumun ahlak bekçileri,anlam dayatırlar
5. Anlatım ve Üslup
Kısa cümleler
Betimlemeden çok gözlem, duygu yerine fiziksel algılar (güneş, ter, sıcak)
Bu dil:
Absürd dünyaya uygundur.
6. Semboller
Güneş:
Baskı, bunaltı
Deniz:
Bedensel yaşam
Mahkeme:
Toplumsal norm
Ölüm:
Kaçınılmazlık
7. Camus’nün Mesajı
Camus şunu söyler:
Hayat anlamsız olabilir,ama dürüst olmak mümkündür
Meursault’nun suçu:
Anlamsız dünyada rol yapmayı reddetmesidir.
8. Sonuç (Net Yorum)
Yabancı, insanın dünyaya anlam uyduramadığında değil, toplumun dayattığı anlamları reddettiğinde cezalandırıldığını gösterir.
Yabancı
Albert Camus - Can Yayınları - 2024
438
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
21g
Yabancı
Albert Camus - Can Yayınları - 2024
120
Doğa
@obito
İnceleme
21g
1. Eserin Genel Çerçevesi
Dönüşüm, modern edebiyatın en çarpıcı metinlerinden biridir.
Kafka, tek bir olağanüstü olay üzerinden (Gregor Samsa’nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesi) modern insanın:
yabancılaşmasını
değersizleşmesini
aile içindeki yerini
varoluşsal yalnızlığını
anlatır.
Roman, kısa ama yoğun bir varoluş alegorisidir.
2. Konu (Kısa Özet)
Gregor Samsa, ailesinin geçimini sağlayan bir pazarlamacıdır.
Bir sabah böceğe dönüşmüş olarak uyanır.
Ancak romanın asıl trajedisi:
dönüşüm değil,
ailenin Gregor’a bakışının dönüşmesidir.
Gregor işe yaramaz hâle gelince:
bir yük,
bir utanç,
sonunda yok edilmesi gereken bir varlık olur.
3. Ana Temalar
Yabancılaşma
Gregor:
işine,
bedenine,
ailesine yabancılaşmıştır.
Böceğe dönüşüm:
İçsel yabancılaşmanın fiziksel hâle gelmiş biçimidir.
Aile ve Koşullu Sevgi
Ailenin sevgisi:
Gregor çalışırken vardır
Çalışamaz hâle gelince biter
Kafka burada şunu söyler:
Sevgi, faydaya bağlanmıştır.
Kapitalizm ve Emek
Gregor:
sadece para kazandığı sürece değerlidir
bir “işlev”dir, insan değil
Böcek:
Sistem dışına düşmüş insanın sembolüdür.
⚖ Suçluluk ve Utanç
Gregor:
hasta olmasına rağmen kendini suçlar
ailesini rahatsız ettiği için utanır
Bu, modern bireyin içselleştirilmiş baskısıdır.
4. Karakter Analizi
Gregor Samsa
Sessiz, itaatkâr
Kendini feda etmiş
Değersizleştirilmiş birey
Trajedisi:
Kendini hiç savunmamasıdır.
Anne Samsa
Şefkat ile korku arasında
Gerçeği kabullenemez
Baba Samsa
Otoriter
Şiddet uygulayan figür
Sistemin ev içindeki temsilcisidir
Grete Samsa
Başta merhametlidir
Zamanla acımasızlaşır
Dönüşümün tamamlandığı kişi:
Grete’dir.
5. Anlatım ve Üslup
Soğuk, mesafeli dil
Olağanüstüyü sıradan gibi anlatma
Duygusuz betimlemeler
Bu dil:
Gregor’un yalnızlığını artırır.
6. Semboller
Sembol
Anlam
Böcek
Değersizleşmiş insan
Kapılar
Yalıtılmışlık
Elma
Suç, baba otoritesi
Yatak
Güven alanının kaybı
Temizlik
Toplumdan silme
7. Grotesk Anlatım
Dönüşüm grotesktir çünkü:
korkunç olan gülünçleşir
olağanüstü sıradanlaşır
beden çarpıtılır ama abartılmaz
Okur:
dehşete kapılmaz
huzursuz olur
8. Sonuç (Net Yorum)
Dönüşüm, insanın işe yaramadığı anda nasıl yok sayıldığını anlatan bir vicdan ve varoluş metnidir.
Kafka der ki:
“İnsan olmak yetmez; işe yaramak zorundasın.”
Kısa özet cümlesi (sınavlık):
Dönüşüm, modern bireyin yabancılaşmasını, değersizleşmesini ve koşullu sevgiyi grotesk bir dönüşüm metaforu üzerinden anlatan varoluşçu bir metindir.
İstersen:
Dönüşüm
Franz Kafka - Öteki Yayınevi - 2017
330
Doğa
@obito
İnceleme
21g
1. Eserin Genel Çerçevesi
Roman, 1930’ların Büyük Buhran döneminde, ABD’nin güneyindeki Maycomb kasabasında geçer. Görünüşte bir çocukluk ve büyüme hikâyesidir; derininde ise ırkçılık, adalet, vicdan ve empati üzerine güçlü bir toplumsal eleştiridir.
Anlatıcı:
Çocuk Scout Finch (Jean Louise)
Ama anlatım, yetişkin Scout’un geriye dönük bilinciyle yapılır.
Bu çift katmanlı anlatım romana hem saflık hem de derinlik kazandırır.
2. Konu (Kısa Özet)
Avukat Atticus Finch, siyahi bir adam olan Tom Robinson’ı, beyaz bir kadın (Mayella Ewell) tarafından atılan haksız tecavüz suçlamasına karşı savunur.
Bu dava, Scout ve ağabeyi Jem’in:
adalet,
insanlık,
kötülük kavramlarını öğrenmelerine neden olur.
3. Ana Temalar
Adalet ve Vicdan
Atticus Finch:
yasalardan önce vicdanı temsil eder.
Davayı kazanamayacağını bilse bile savunur.
Romanın temel sorusu:
Adalet, çoğunluğun istediği midir; yoksa doğru olan mı?
Irkçılık ve Önyargı
Tom Robinson suçsuzdur.
Ama rengi yüzünden mahkûm edilir.
Irkçılık:
bağıran bir kötülük değil,
normalleşmiş bir alışkanlık olarak gösterilir.
Masumiyet (Bülbül Sembolü)
Bülbül:
kimseye zararı yoktur,
sadece şarkı söyler.
Bülbülü öldürmek:
Masumu incitmektir.
Tom Robinson ve Boo Radley birer “bülbül”dür.
Büyüme (Bildungsroman)
Scout ve Jem:
masumiyetten bilince geçer,
dünyanın adil olmadığını öğrenir.
Ama:
merhameti de öğrenirler.
4. Karakter Analizi
Atticus Finch
Ahlaki pusula
Sakin, tutarlı, cesur
“Gerçek kahramanlık” temsilidir.
Scout Finch
Meraklı, dobra, cesur
Toplumsal cinsiyet kalıplarına sığmaz
Okurun vicdanı gibidir.
Jem Finch
Adalet duygusu güçlü
Davayla birlikte hayal kırıklığı yaşar
Çocukluktan gençliğe geçişi temsil eder.
Boo Radley
Kasabanın “öteki”si
Korkulan ama masum olan
Toplumun önyargı üretme biçiminin simgesidir.
Tom Robinson
Sessiz, masum
Sistemin kurbanı
5. Anlatım ve Üslup
Sade, akıcı dil
Çocuk bakış açısı + yetişkin bilinç
Mizah ile trajedi dengesi
Bu sayede ağır konular didaktik olmadan anlatılır.
6. Semboller
Sembol
Anlam
Bülbül = Masumiyet
Mahkeme =Toplumsal adaletsizlik
Boo Radley= Önyargı
Kuduz köpek =Kontrolsüz kötülük
Ağaç kovuğu=Sessiz iyilik
7. Edebi ve Toplumsal Değer
Amerikan edebiyatının en önemli romanlarından
Hukuk, ahlak ve empati üzerine evrensel bir metin
Günümüzde hâlâ güncel (ırkçılık, adalet)
8. Sonuç (Kısa Yorum)
Bülbülü Öldürmek, adaletin çoğunluğa göre değil, doğruya göre olması gerektiğini anlatan bir vicdan romanıdır.
Harper Lee der ki:
“Masumu korumak cesaret ister; ama asıl cesaret, yalnız kalmayı göze almaktır.”
Bülbülü Öldürmek
Harper Lee - SEL YAYINCILIK - 24.04.2019
473
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
21g
Dönüşüm
Franz Kafka - Öteki Yayınevi - 2017
215
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
28g
Bülbülü Öldürmek
Harper Lee - SEL YAYINCILIK - 24.04.2019
209
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergah Yayınları - 2024
196
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Eser Hakkında
Bu kitap, Dino Buzzati’nin masalsı, alegorik ve felsefi nitelikli kısa hikâyelerinden oluşur.
Başlık hikâye olan “Tanrıyı Gören Köpek”, kitabın ruhunu temsil eder:
Basit bir olay üzerinden insanın günahı, saflığı, korkusu ve varoluşunu sorgulatır.
Buzzati’nin üslubu Kafka’ya yakındır:
Gerçek ile olağanüstü iç içedir, ancak her şey sanki normalmiş gibi anlatılır.
Ana Tema ve Fikir
Kitabın ana temaları:
İnsan – Tanrı – Vicdan ilişkisi
İnsan Tanrı’dan uzaklaşmıştır; ama masum bir köpek bile “hakikati” görebilir.
Günahkârlık ve arınma
Buzzati insanı hep eksik, günahkâr, korkak bir varlık olarak çizer.
Modern yaşamın ruhsuzluğu
Şehir, kurumlar, insan ilişkileri hep mekanikleşmiştir.
Masumiyetin gücü
Köpek, insanlar gibi hesap yapmaz; bu yüzden gerçeği en temiz haliyle görür.
Kader ve kaçınılmazlık
Buzzati hikâyelerinde “kader” çok büyük bir ağırlıktır; insan çırpınsa da bazı şeylerden kaçamaz.
Kitabın Yapısı
Her hikâye bağımsızdır fakat hepsinin ortak noktası:
Olağan olay → olağanüstü bir dönüş
Basit bir sahne → metafizik bir açılım
Gerçeğin içindeki görünmez güçler / kader / kadercilik
Özellikle başlık hikâyede:
Dünyanın sıradan bir köpeği, insanların göremediğini görür: Tanrı’yı.
Bu, hem ironiktir hem de insanın körlüğüne gönderme yapar.
Başlık Hikâyenin (Tanrıyı Gören Köpek) Analizi
Köpeğin Tanrı’yı görmesi neyi temsil eder?
Masumiyet → Hakikate erişim
İnsanların körlüğü → Günah, bencillik, çıkarcılık
Saf varlıkların üstünlüğü → Çıkar güdüsü yok
Buzzati burada şunu söyler:
Tanrı’yı görmesi gerekenler insanlar iken, gören bir köpektir; çünkü insanlar hakikati kendi elleriyle kirletmiştir.
Hikâyenin ironisi

İnsanlar bu olayı anlamaya çalıştıkça rezil olurlar.
Köpek hiçbir şey iddia etmez, sadece “görür”.
Bu, hakikatin iddia değil, deneyim olduğunu gösterir.
Karakterler
Köpek
Saflık, masumiyet, doğrudanlık.
İnsanların göremediğini görebilen tek varlık.
Bir “peygamber” ya da “tanık” gibi resmedilir.
İnsanlar
Küçük hesaplar içinde boğulmuş,
Gerçekten kopuk,
Sorgulayıcı görünse de ruhsuz.
Buzzati insanları ustalıkla karikatürleştirir.
Anlatım ve Üslup
Basit bir olay örgüsü, masalsı bir ton, hafif mizah + derin metafizik, kısa, net cümleler, gündelik hayatın arasına yerleştirilen büyük sorular
Buzzati’nin alametifarikası:
Olağanüstüyü olağanmış gibi anlatmak.
Semboller
Köpek
Masumiyet, hakikate açıklık, içsel saflık.
Tanrı’yı görmek
Hakikatin çıplak deneyimi; sembolik aydınlanma.
İnsan figürleri
Modern toplumun körlüğü.
Olağanüstü olay
Gerçekliğin sıradanlığının arkasındaki metafizik boyut.
Edebi Değeri
Bu eser:
Varoluşçu edebiyat ile masalsı edebiyat arasında köprü kurar. Modern insanın boşluğunu çarpıcı biçimde gösterir. Sadelik içinde çok katmanlı bir düşünce barındırır.
Buzzati’nin Kafka’ya yakınlığı burada en net görülür.
Sonuç (Kısa Yorum)
“Tanrıyı Gören Köpek”, aslında bir köpek hikâyesi değil, insanın körlüğünün hikâyesidir. Saf olan görür. Hesap yapan göremez.
Tanrıyı Gören Köpek
Dino Buzzati - Can Yayınları - 2024
422
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Tanrıyı Gören Köpek
Dino Buzzati - Can Yayınları - 2024
249
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Kün, gerçekçi bir zemin üzerine kurulmuş ama gerçeklikle yetinmeyen bir romandır.
Ne tamamen fantastiktir ne de tamamen realizmle sınırlıdır.
Bu romanın dünyasında şunlar mümkündür:
Tam ölmemiş ölüler vardır, cami imamıyla ateist konuşabilir,köpekler Konya ağzıyla konuşabilir,küçük hayatların büyük kaderlerle kesişmesi mümkündür.
Bu yüzden romanın türü en doğru şekilde şöyle tanımlanır:
Büyülü gerçekçilik + grotesk + yerli taşra anlatısı + metafizik tat

Roman, Ankara Çayı kıyısı ve eski Konya atmosferinde geçen, “sıradan” görünen insanların sıra dışı kaderleri üzerine kuruludur.

Kitap şunu anlatır:
Hayat dediğimiz şey aslında düz bir çizgi değildir.
Görünmeyen kapılar, konuşulmayan hakikatler, bastırılmış arzularla doludur.
Romanda bir “tek ana olay”dan çok birbiriyle iç içe geçen hayatlar ve tuhaf kaderler vardır.
Önemli nokta:
Bu bir “macera romanı” değil, hayatın tuhaflığı üzerine kurulmuş bir romandır.
Romanın temel mesajı şudur:
Hayat sandığımız kadar mantıklı, düzenli ve temiz değildir. Asıl hakikat, tuhaflıkların, çarpıklıkların ve bastırılanların içindedir.
Bir diğer güçlü fikir:
İnsan, sıradan hayatının içinde bile trajik, komik ve karanlık bir varlıktır.
Romanın ana temaları:
Taşra hayatı (Konya – Ankara hattı),sıradan insanların trajedisi,inanç – inkâr çatışması (imam – ateist yan yana),ölüm ve yarım kalmışlık,yoksulluk, ezilmişlik, küçük adamlar,toplumsal ikiyüzlülük,yerellik ve dil
Anlatım Tarzı
Dil
Sezgin Kaymaz’ın en güçlü yönü burada:
Argo,halk dili,konya ağzı,sokak Türkçesi,küfür, ironi, halk deyişi
Bu dil bilerek süslü değildir, bilerek “yerlidir”.
Üslup
Roman:
Mizahi ama karanlık,eğlenceli ama ürpertici,abartılı ama anlamlıdır.
Yazar bilinçli olarak:
Grotesk sahneler kurar,abartılı karakterler yaratır.
Gülünçle korkuncu yan yana getirir.Bu, romanın alametifarikasıdır.
Karakter Yapısı
Bu kitapta karakterler “derin psikolojik portreler” olmaktan çok:
Toplumu temsil eden tiplerdir.
Örnek tip yapı:
İnançlı görünen ama karanlık tarafları olanlar
Saf görünen ama içinde fırtınalar taşıyanlar
Küçük adamlar
Taşra insanları
Köpeklerin konuşması bile metafordur: → İnsanların yerine hayvanların bile “hakikati” söyleyebildiği bir dünya.
Mekânın Rolü
Ankara Çayı – Konya hattı bir dekor değildir.
Mekân: Çamurlu, dar, sıkışık,bunaltıcı
Bu bilinçli seçilmiştir çünkü:
Karakterlerin iç dünyası da tıpkı bu mekânlar gibi dar, bulanık ve boğucudur.
Mekân, romanın bir karakteridir.
Romanın Gücü
Bu romandaki en önemli başarı şudur:
Hayatı “düz” anlatmaz, gerçekliği çarpıtır ama yalan söylemez, komikle korkuncu bir arada yaşatır, taşra dilini edebiyata taşır, toplumu üstten değil içten eleştirir.
Kısa ve Net Yorum
Kün, şunu yapan bir romandır:
“Bak, hayat dediğin şey düzenli bir masa değil; devrilmiş bir sofra, kırılmış bir tabak ve hala kaynayan bir tenceredir.”

Okuru:
rahatlatmaz,moral vermez, ama uyandırır.
Kün
Sezgin Kaymaz - İletişim Yayınevi - 2023
375
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Kün
Sezgin Kaymaz - İletişim Yayınevi - 2023
220
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Âmâk-ı Hayal (Hayalin Derinlikleri), Türk edebiyatının ilk metafizik–tasavvufî romanlarından biri kabul edilir. 1910’ların düşünsel atmosferini taşır.
Roman, hem bir felsefe kitabı, hem bir tasavvuf yolculuğu, hem de bir bilinç–rüya romanı niteliğindedir. Eserin merkezinde “hakikati arayan insan” vardır.

1. Konu (Kısa Özet)
Romanın kahramanı Râci, hayatın anlamını, evreni, gerçeği ve insanın varoluşunu sorgulayan bir gençtir. Maddi dünyadaki bilgiler onu tatmin etmez. Bu arayış sırasında Aynalı Baba ile tanışır.

Aynalı Baba, sufî bir bilgedir ve Râci’ye tütün kokulu bir nargile içirerek onu derin hayal dünyalarına gönderir.Raci bu hayal alemlerinde:

Brahmanizm’den Hermetizme,Budizm’den tasavvufa,Eski mitlerden İslami hakikatlere
kadar pek çok metafizik ve felsefi düzlemi deneyimler.
Her hayal âlemi, “Hakikat nedir?” sorusuna bir cevaptır.
Roman, Râci’nin içsel arayışıyla tamamlanır:
Gerçek hakikat dışarıda değil, insanın kendi içindedir.
2. Tema ve İzlekler
1) Hakikat Arayışı
Romanın temel teması:
İnsanın, görünen dünyanın ötesindeki hakikati anlama isteği
Râci’nin hayallerle yaptığı yolculuk, bir nevi ''kendini bilme” yolculuğudur.
2) Madde – Mana İkiliği
Roman sürekli şu soruyu sorar:
Görünen dünya (madde) gerçek midir?
Yoksa asıl gerçeklik (mana) içsel dünyada mıdır?
Yazar, cevabı tasavvufi gelenek üzerinden verir: Madde fanidir, mana ise hakikattir.
3) Felsefe ve Tasavvuf Birlikteliği
Roman, Doğu ve Batı felsefelerini harmanlar.
Eserde geçen düşünce akımlarından bazıları:
Hint mistisizmi,Budizm,Hermetik gelenek,Kadim Mısır inançlrı,İslam tasavvufu,Sofizm,Platonculuk
Bu çeşitlilik romanı entelektüel bir yolculuğa dönüştürür.
4) İnsan Benliği ve Ego
Râci’nin uğradığı her âlemde ego sınanır.
Nefsini aşamadıkça hakikate yaklaşamaz.
Tasavvufi mesaj şudur:
“Kendini bilen, Rabbini bilir.”
5) Rüya, Hayal ve Bilinç Dışı
Roman tamamen rüya içinde rüya tekniğiyle ilerler. Hayal sahneleri:
bilinçaltını,insanın karanlık yönlerini,ruhsal derinlikleri yansıtır.
Bu nedenlerle eser, Türk edebiyatında erken bir “bilinçdışı romanı” örneğidir.
3. Karakter Analizi

Râci
Aklı çalışan fakat tatmin olmayan bir entelektüeldir.
İçsel arayışı onu hayal âlemlerine taşır.
Başlangıçta kibirli bir “bilgi arayıcısı”dır; sonunda mütevazı bir “hakikat yolcusu” olur.

Râci, modern insanın kaybolmuşluğunun sembolüdür.
Aynalı Baba
Bir mürşid, yani rehberdir.
Gördüğü hakikati doğrudan söylemez; Râci’nin kendi yaşaması için yollar açar.
Nargile metafiziği (duman = hayal perdesi) onun yöntemidir.
Aynalı Baba, romandaki en güçlü sembolik karakterdir:
Hakikate kılavuz olan “iç ses”tir.
4. Üslup ve Anlatım Özellikleri
Masalsı ve mistik bir anlatım ,Doğu masallarına yakın bir üslup, Sembol ve alegori yoğunluğu, Rüya benzeri atmosfer.
Felsefi yoğunluk
Eserde her bölüm bir “ders” gibidir.
Tasvirde zenginlik
Hayal sahneleri sinematik bir dille kurulmuştur.
Zaman ve mekân belirsizliği
Okur sürekli sınırların ötesine geçer; tıpkı Râci gibi.
5. Sembolik Yapı
Eserdeki temel semboller:
Nargile
Raci’nin bilinci ile bilinçdışı arasındaki geçiş kapısı.
Hayal âlemleri
Her biri insan ruhunun bir katmanıdır.
Aynalı Baba
Hakikat arayışında rehber.
Ayna
Kendini bilmenin ve nefsle yüzleşmenin sembolü.
Pus
Gerçekliği örten perde; fanilik.
6. Felsefi Değeri
Eser şu sorulara yanıt arar: İnsan neden var?
Dünya gerçek mi yoksa bir gölge mi?
Hakikat bilinebilir mi?
Bilgi tek başına yeter mi?
Ego bizi nasıl yanıltır?
Ahmet Hilmi’nin verdiği cevap tasavvufîdir:
Hakikat akıl yoluyla değil, kalp yoluyla kavranır.
Bu yönüyle roman, Mevlana’dan, İbn Arabi’den ve Gazali’den izler taşır.
7. Genel Yorum (Kısa Sonuç)
Âmâk-ı Hayal, sadece bir roman değil, bir ruhsal dönüşüm yolculuğudur. Okuru kendi iç dünyasına bakmaya zorlar.
Roman:metafizik derinliği,tasavvufi dili,sembolik yapısı,felsefi zenginliği ile benzersizdir.
Her okunuşta yeni bir “hakikat parçası” keşfedilir.
Tıpkı Râci’nin hayal âlemlerinde öğrendiği gibi, okura şu mesajı verir:
Gerçek sır, dışarıda değil; insanın kendi içindedir.
Amak-ı Hayal
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi - Kaldırım Yayınları - 2018
361
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Kendime Düşünceler, bir imparatorun halkına değil, kendi ruhuna seslendiği kişisel notlardan oluşur. Marcus Aurelius bu metni yayımlamak için yazmadı; bu yüzden eser son derece içten, samimi ve kendisiyle hesaplaşan bir karakter taşır.

Bu yönüyle kitap: Bir günlük gibidir, bir ahlak rehberi gibidir, bir Stoacı meditasyon kitabıdır.

1) Stoacılık Felsefesi

Bu eser, Stoacılığın en yalın ve güçlü ifadelerinden biridir. Stoacılığın temel öğretileri kitapta sık sık tekrarlanır:
Kontrol edebileceğin şeylere odaklan
Olayları değil, olaylara verdiğimiz tepkileri yönetebiliriz.
Doğa ile uyum içinde yaşa
Evren bir bütündür; insan, doğanın bir parçasıdır.
Erdem (iyilik, adalet, ölçülülük) tek gerçek değerdir
Zenginlik, statü, şöhret geçicidir.
Acı ve zorluklardan kaçma, onlardan öğren
İnsan karakteri sıkıntılarla olgunlaşır.

Bu öğretiler, Marcus’un hem imparator hem insan olarak verdiği mücadelenin özetidir.

2) Geçicilik (Fânilik) Fikri
Marcus Aurelius sürekli kendine şunu hatırlatır:
“Her şey geçer. Sen de geçeceksin.”
Bu, onu karamsarlığa değil:

alçakgönüllülüğe,hırsların anlamsızlığını görmeye, şimdiki ana odaklanmaya
yönlendirir.

Özellikle Roma İmparatorluğu gibi ihtişamlı bir dünyanın tepesinde duran biri için bu düşünce etkileyicidir.

3) İç Disiplin ve Öz Denetim
Marcus sık sık:duygularını,öfkesini,korkularını, hırslarını kontrol etmeyi vurgular.
Kendini eğitmeye çalışan bir kişi gibi konuşur.
Bu yönüyle kitap, sadece felsefe değil bir kişisel gelişim metni gibidir.

4) İyilik ve İnsanlık

Marcus Aurelius’a göre: İnsan doğası gereği toplumsal bir varlıktır. Herkes aynı evrenin çocuklarıdır. Birine iyilik yapmak kendine iyilik yapmaktır. Kötülük yapanları anlamak gerekir, çünkü onlar bilmedikleri için yanılırlar.
Bu düşünce, modern çağda bile ahlaki rehber niteliğindedir.
2. Eserin Felsefi Önemi
Bir yöneticinin iç dünyasını açması
Dünyanın en güçlü adamı olan bir imparatorun:

yalnızlık, güç sorumluluğu, insan olma çabası, hata korkusu üzerine böylesine dürüst bir dille yazması çok nadirdir.

Öğretici ama buyurgan değil

Bir hükümdar olmasına rağmen kimseye emir vermez; sadece kendisini eğitmeye çalışır. Bu tavır onu diğer antik yazarlar arasında özel kılar.

Zamanlar üstü

Kitap 2000 yıl önce yazılmasına rağmen: kaygı, stres,sosyal ilişkiler,öfke yönetimi,anlam arayışı
gibi konular bugün hâlâ aynı tazelikte hissedilir.


Marcus Aurelius insan doğasını öyle isabetli analiz etmiştir ki, çağlar arasında bir köprü gibidir.

3. Üslup ve Anlatım

Kısa, öz cümleler.
Emir kipinde kendine hitap.
Süslü bir üslup yerine sade ve derin bir dil.
Tekrarlar: Bunlar, kendi kendini eğitme pratiğinin parçasıdır.
Bazen mistik, bazen sert, bazen de yorgun bir tonda yazılmıştır.
Metindeki üslup değişimleri, Marcus’un zihinsel hâllerinin ruhsal yansımaları gibidir.

4. Kitabın Gücü
Özgürleştirici bir metin
Kişiyi olayların kölesi olmaktan kurtaran bir bakış sunar.
Sakinleştirici bir etkisi vardır
Okur, Marcus'un kendine söylediği sözleri kendi hayatına uyarlayabilir.
Zihni güçlendiren bir metindir
Kişinin kendini neden üzdüğünü, neyin gerçekten önemli olduğunu sorgulatır.
Her okunuşta yeni bir anlam çıkar.Çünkü kitap yaşadığın hayata göre şekil değiştiren bir aynadır.

Kendime Düşünceler, imparatorluğun en tepesindeki bir insanın bile “kendi içindeki karanlıkla savaşmak zorunda olduğunu” gösterir.
Ama aynı zamanda, insanın içinde güçlü bir sükunet ve erdem kaynağı olduğunu da fısıldar.

Bu eser:bilgelik arayanlara,sakinlik ve denge arayanlara,iç huzur arayanlara ,yol gösteren zamansız bir rehberdir.
Kendime Düşünceler
Marcus Aurelius - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
468
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Kendime Düşünceler
Marcus Aurelius - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
279
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Puslu Kıtalar Atlası
İhsan Oktay Anar - İletişim Yayınevi - 2023
289
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Kral Lear
William Shakespeare - İş Bankası Kültür Yayınları - 2023
294
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Macbeth
William Shakespeare - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
225
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Zamir
Hakan Günday - Doğan Kitap - 2021
213
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Olasılıksız
Adam Fawer - April Yayıncılık - 2023
225
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Amak-ı Hayal
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi - Kaldırım Yayınları - 2018
330
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Roman, fakir bir hukuk öğrencisi olan Raskolnikov’un, “üstün insanlar sıradan insanların hayatları üzerinde karar verebilir” biçimindeki tehlikeli düşüncesinin peşine takılarak işlediği cinayetin ardından yaşadığı psikolojik çöküşü anlatır.

Ana Hikâye
1. Raskolnikov’un Teorisi ve Cinayet
Raskolnikov, St. Petersburg’da yoksulluk içinde yaşayan bir öğrencidir.Topluma zararlı olduğunu düşündüğü tefeci kadını öldürürse insanlığa iyilik yapacağını düşünür. Bu fikrini kendince meşrulaştırır ve cinayeti işler. Ancak tesadüfen tefecinin masum kız kardeşi de gelince onu da öldürmek zorunda kalır.

2. Suçun Psikolojik Ağırlığı
Cinayetten sonra Raskolnikov’un zihni parçalanır:
Vicdan azabı,
Paranoya,
Halüsinasyonlar,
Aşırı duygusal dalgalanmalar,

Onu derin bir iç çatışma bekler. Asıl gerilim, cinayeti polisten saklamaktan çok kendi vicdanından saklayamamasıdır.

3. Sonya ile Tanışması
Raskolnikov, hayat kadını olmak zorunda kalmış ama iyilik dolu bir genç kadın olan Sonya ile tanışır. Sonya, Raskolnikov’a sabırla destek olur ve onu itirafa doğru yönlendirir. Sonya, Raskolnikov'un insanlığa yeniden bağlanmasını sağlayan ışık gibidir.

4. İtiraf ve Ceza
Raskolnikov sonunda pes eder, suçu itiraf eder ve Sibirya’da cezaya çarptırılır.
Sonya da onunla birlikte sürgüne gider.

Temalar :
Vicdan ve suçluluk,
Toplumsal adaletsizlik,
Yoksulluk,
İnsanın kendini Tanrı yerine koyma tehlikesi,
Ahlaki yeniden doğuş,
Dostoyevski, insanın kendisini ne kadar akıllı veya üstün görürse görsün, vicdanın ve ahlaki sorumluluğun üstünde hiçbir fikrin duramayacağını anlatır. Gerçek kurtuluş ise itiraf ve sevgiyle mümkündür.
Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
578
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
281
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Bu Ülke
Cemil Meriç - İletişim Yayınevi - 2023
266
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Merhamet
Bryan Stevenson - Koridor Yayıncılık - 2020
250
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Berci Kristin Çöp Masalları
Latife Tekin - Can Yayınları - 2023
253
Doğa
@obito
İnceleme
1a


Yellowface (Sarı Yüz) – Kitap Yorumu

"Sarı Yüz", R. F. Kuang’ın yayıncılık dünyasını, ırkçılığı, kültürel sahiplenmeyi (ve edebiyattaki güç oyunlarını sert bir dille eleştiren, kara mizahla örülü bir romanı.
Roman, özellikle son yıllarda edebiyat dünyasında sıkça tartışılan iki büyük meseleyi merkezine alıyor:
✔ Kim hikâye anlatma hakkına sahiptir?
✔ Beyaz yazarların azınlıkların kültürünü kullanması etik midir?

1) Konu ve Temel Çatışma
Hikâye, yeteneği sınırlı, ünlü olamayan beyaz bir yazar olan June Hayward’ın gözünden anlatılır. En yakın “arkadaş”ı daha doğrusu içten içe kıskandığı Asyalı yıldız yazar Athena Liu bir kazada ölür.

June, Athena’nın yayınlanmamış el yazmasını çalıp kendi eseriymiş gibi yayımlar. Ama sorun şu:
Bu roman Çin tarihi, kültürü, savaş acıları ile ilgili bir eserdir… ve June bu kültürün hiçbir parçası değildir. Bu noktada Kuang romanı bir gerilim–psikolojik çözülme atmosferine çevirir.
2) Temalar
• Kültürel Sahiplenme
Romanın ana tartışması:
Bir yazar başka bir halkın acılarını, tarihini, kültürünü “malzeme” olarak kullanabilir mi?
Kuang buna tek yönlü bir cevap vermez; soruyu okurun zihninde kaynatır.
• Yayıncılık Dünyasının Kirli Yanları
Kuang sektörü içerden bildiği için çok gerçekçi anlatıyor:
pazarlama manipülasyonları,
azınlık yazarların “süs” olarak kullanılması,
sosyal medya linç kültürü,
görüntü üzerinden samimiyet satılması…
Her şey hem komik hem acı.
• Kimlik Krizi ve Kıskançlık
June’un iç monologları çok çarpıcı.
Kendi yeteneksizliğini örtmek için:
kendini kandırıyor,manipüle ediyor, kurban rolü oynuyor.
Roman aslında bir benlik çürümesi hikâyesi.
3) Üslup
Dil: hızlı, ironik, mizahi, yer yer rahatsız edici derecede dürüst.
Aynı zamanda “kara komedi + sosyal medya gerilimi” gibi akıcı bir tempoya sahip.
4) Neden Etkileyici?
Kuang, hem beyaz yazarları hem sistemsel ırkçılığı hem de sosyal medya aktivizmini acımasızca eleştiriyor.Hikâye yalnızca kültürel çatışma değil, aynı zamanda bir etik ve ego trajedisi.June karakteri kusurlu, iğrenç ama inanılmaz gerçek. Kendi zaaflarımızı düşündürüyor:
“Kıskansam ne yapardım? Bir fırsat gelse etik davranabilir miydim?”
5) Sonuç
“Yellowface / Sarı Yüz”, günümüz çağının en keskin edebiyat eleştirilerinden biri.
Irk, kimlik, sanat ve ahlak arasında sıkışan modern dünyanın karikatürünü çıkarıyor.
Hem eğlenceli hem rahatsız edici hem düşündürücü. R. F. Kuang’ın zekâsını, öfkesini ve cüretini çok net gösteren bir roman.




Sarı Yüz
R. F. Kuang - İthaki Yayınları - 2025
697
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Sarı Yüz
R. F. Kuang - İthaki Yayınları - 2025
435
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Wiesław Myśliwski’nin “Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez” adlı romanı.
Yazar, Polonya edebiyatının en önemli isimlerinden biri ve bu eserinde de derin felsefi bir anlatım kullanıyor.

📖 Kısaca Konusu ve Teması:

Roman, yaşlı bir adamın geçmişine dönüp bakarken anlattığı uzun bir iç monolog biçiminde ilerliyor. Hikâyede aslında büyük olaylar yok; ama küçük anların, sıradan işlerin (örneğin fasulye ayıklamanın) içinde saklı olan yaşam anlamı, zamanın geçişi, pişmanlıklar ve insanın kendiyle yüzleşmesi var.

Yani kitap “bir yaşamın toplamı nedir?”, “geçmişi anlamak ne işe yarar?”, “insan kendi hikâyesini nasıl anlatır?” gibi sorular etrafında dönüyor.

✨ Temel İzlekler:

Zamanın döngüselliği

Bellek ve unutma

Sıradanlığın içindeki anlam

İnsanın kendiyle hesaplaşması

Yaşlılık, yalnızlık ve bilgelik


Myśliwski’nin üslubu da sade ama derinlikli; gündelik konuşma gibi görünür ama altında felsefi bir yoğunluk vardır. Bu yüzden bazı eleştirmenler bu kitabı “yaşam üzerine bir meditasyon” olarak tanımlar.


Wiesław Myśliwski’nin “Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez” romanı, sade görünen ama derin bir iç dünyaya sahip bir metin. Onu özel kılan şey, büyük olayları değil, yaşamın küçük ayrıntılarını merkeze alarak insanın varoluşuna dair çok şey söylemesi.
1. Anlatım Biçimi: Monolog ve Bellek

Kitap, yaşlı bir adamın kendi geçmişiyle konuşması, hatıralar arasında dolaşması şeklinde ilerler.
Sanki bir insan kendi hayatını yeniden yazıyormuş gibi…
Anlatıcı, çocukluğundan, aşkından, işinden, köyünden, savaşlardan bahseder ama hepsi iç içe geçmiş, bazen bulanık, bazen keskin hatıralardır.
Bu da bize şunu gösterir:
Bellek hiçbir zaman kronolojik değildir.
Yaşadıklarımızı sırayla değil, duygusal yoğunluklarıyla hatırlarız.
2. Zaman Algısı

Romanda zaman doğrusal değildir; geçmiş, şimdi ve hayal sürekli birbirine karışır.
Bu da romanı felsefi bir düzleme taşır:
Zaman aslında dışarıda akmaz, insanın içinde akar.
Bir fasulye ayıklama anı bile, tüm bir ömrün yankısını taşıyabilir.
Bu yönüyle eser, Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde”sini andırır ama çok daha kırsal, sade ve halk diline yakındır.
3. Sıradanlığın İçindeki Derinlik

Myśliwski, gündelik hayatın sıradan işlerini —fasulye ayıklamak, tarlada çalışmak, yemek pişirmek— büyük bir anlam katmanına taşır.
Çünkü ona göre:

> “İnsan, sıradan şeyleri anlamlandırdığı ölçüde insandır.”
Bu, modern dünyanın hızına karşı bir duruştur aslında.
Basit bir eylemin içindeki ritmi fark etmek, varoluşun özünü görmektir.
4. Geçmiş, Pişmanlık ve Barışma

Anlatıcının sesi, hem bilge hem kırılgan.
Yılların yüküyle konuşur, ama içinde bir kabullenmişlik vardır.
Geçmişle savaşmak yerine onu dinler, anlamaya çalışır.
Bu, kitabın en insani yanıdır:

“Kendini anlamak, geçmişinle barışmaktır.”
5. Dil ve Üslup

Myśliwski’nin dili şiirsel ama gösterişsizdir.
Köylü ağzı, halk diliyle felsefe yapar.
Bazen bir cümle sade bir gözlem gibi başlar ama birkaç kelime sonra insanın kalbine dokunan bir bilgelik taşır:

“İnsan ne kadar çok yaşarsa, o kadar az anlar.” gibi.

6. Genel Değerlendirme

Bu kitap “okunan” değil, “düşünülerek yaşanan” bir kitaptır.
Okudukça kendi hayatına dönüp bakarsın:
Ne zaman yavaşladım?
Ne zaman bir şeyi gerçekten “anladım”?
Hangi anlarımı gözden kaçırdım?
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez
Wiesaw Mysliwski - Yapı Kredi Yayınları - 2024
618
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez
Wiesaw Mysliwski - Yapı Kredi Yayınları - 2024
364
Doğa
@obito
İnceleme
1a
“Sol Ayağım” – Christy Brown
Derin, gerçek ve insanın içine işleyen bir hikâye.

Kısaca yorumum şöyle:

⭐ 1. Bir “irade” hikâyesi

Christy Brown doğuştan beyin felciyle dünyaya geliyor ve vücudunun neredeyse hiçbir kısmını kontrol edemiyor. Fakat sol ayağını kullanabildiğini fark ettiğinde hayatı tamamen değişiyor. Bu kitap, bir insanın en kısıtlı şartlarda bile kendi potansiyelini yaratabileceğini gösteriyor.

⭐ 2. Annenin koşulsuz desteği

Kitabın en vurucu noktası annesi.
Sistemin, doktorların, çevrenin “bu çocuk bir şey yapamaz” dediği yerde annesi tek başına savaş açıyor. Christy’nin içindeki zekâyı o görüyor, ona inanıyor. Annenin sevgisi kitapta bir karakter gibi: güçlü, adanmış ve asla pes etmeyen.

⭐ 3. Engeli değil, insanı anlatıyor

Kitap “acındırma” üzerine değil. Christy Brown kendini “zor durumda biri” gibi sunmuyor.
Tam tersine:

Yarışmacı

Inatçı

Zeki

Hırslı
Bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Engeli onun sadece şartlarını belirliyor, kimliğini değil.


⭐ 4. Gerçekçilik ve samimiyet

Anlatım çok sade. Hiç süslü değil. Olduğu gibi, dürüst. Bu samimiyet kitabı daha vurucu yapıyor. İnsanın içindeki “yapabilirim” duygusunu harekete geçiriyor.

⭐ 5. Ana temalar

Azim

Kendini keşfetme

Aile desteği

Toplumun önyargıları

Sınırların zihinde olduğu fikri


⭐ 6. Kitabı bitirdiğinde kalan his

Bir şeyleri ertelediğinde, pes etmeye yaklaştığında aklına gelecek cümlelerden biri olur:

> “Christy sol ayağıyla yazdı; sen de iki kolunla hayatta neler yapabilirsin?”
Sol Ayağım
Christy Brown - Nora Kitap - 2021
658
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Sol Ayağım
Christy Brown - Nora Kitap - 2021
333
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Kitapta “hayat bulmacası” benzetmesi sık kullanılıyor. Fahri adında bir karakter var ve “hayat bulmacasında yanlış cevap vermiş” gibi hissettiği anlatılıyor. Yazar, bir yandan “insan suretiyle gezen canavarlar” tanımı yapıyor — yani sıradan görünüşlü, ama içsel karanlıkları veya tehlikeleri olabilecek insanlar üzerinden sert eleştiriler yöneltiyor.

Saf insanlar (“safdiller”), kurnaz kişiler (“sinsiler”), “enayi avcıları”, temizlik hastaları gibi çok çeşitli karakter tiplerine yer verilmiş. Bu çeşitlilik, insana “hayattaki farklı ruh hâlleri” ve “insan doğasının kırılganlığı” hakkında düşündürüyor. Bir karakter “öfkeye batınca” bazen çareyi “deliliğe teslim olmakta” buluyor. Bu, insanın çaresizlik anlarında bile sınırlarını zorlayabileceği ve aklını kaybetme riskiyle yüzleştiği bir temayı ortaya koyuyor.

Kitap tanıtımında şöyle bir vurgu yapılmış: “Dünyada insan suretiyle gezen onca canavar varken … en son ne zaman gülmüştük?” Bu cümle, hem karanlık yanlara hem de mizaha bir kapı açıyor — yazarın dünyayı sert bir gözle gördüğünü ama umudu da tamamen yitirmediğini düşündürüyor.

Üslup ve Duygu

Yazı dili görece sade ama düşündürücü. Kısa bir metin olduğu için her cümle önemli bir etki bırakıyor. Mizah ve karanlık eleştiri birlikte harmanlanmış. Yazar, trajik ya da karamsar durumları mizahi bir bakışla da ele alıyor gibi görünüyor.

Karakterler derin değil ama tipik “toplumsal karakterler”: her biri belirli bir insan ruh hâlini temsil ediyor (safdil, sinsiler, enayi avcıları vs.). Bu tip karakter analojileri ile yazar, “insan tablosu” çıkarıyor.

Tematik Değerlendirme

Eleştiri: Yazar, modern toplumun kötü eğilimlerini (“insan suretiyle canavarlar”) vurguluyor. Bu, sosyal bir eleştiri katmanı sağlıyor. İçsel çatışma: Karakterler basit “iyi-kötü” değil, kendi içlerinde çatışmalar taşıyor. Bu, insan doğasının karmaşıklığına işaret ediyor.

Mizahın gücü: Karanlık temalar mizahla yumuşatılıyor, bu da okuyucuyu yalnızca kara bir tablodan ziyade “acı-gerçekli ama güldüren bir yolculuğa” çıkarıyor.

Umuda kapı: “Gün doğmadan” ifadesi, sembolik olarak umut barındırıyor — yani her ne kadar karanlık karakterler, zor durumlar varsa da “gün” (yeni bir başlangıç) mümkündür.

Sonuç ve Okuyucuya Etkisi

Bu kitap düşündürücü kısa öyküler / kesitler seviyorsan ideal bir seçim olabilir.

İnsan ruhunun eksiklerini, karanlık yönlerini ve toplumsal ikiyüzlülüklerini naif bir eleştiri ile görmek isteyenler için güçlü bir eser.

Aynı zamanda “insanın kendisiyle yüzleşmesini” ve “hayatın bulmacasını çözme çabasını” sembolik bir şekilde aktarıyor.

Öfke, çaresizlik, umut ve mizah gibi temaların dengeli bir karışımı var — bu da okurken hem ağır hem hafif hissetmeni sağlıyor.
Gün Doğmadan Neler Batar
Neşe Cengiz - Metinlerarası Kitap - 2024
1 1.013
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Gün Doğmadan Neler Batar
Neşe Cengiz - Metinlerarası Kitap - 2024
314
Doğa
@obito
İnceleme
1a
Algernona Çiçekler
“Algernona Çiçekler” (Flowers for Algernon)

Daniel Keyes’in Flowers for Algernon (Algernona Çiçekler) romanı, zekâ ile mutluluk arasındaki ilişkiyi, insan olmanın özünü ve toplumun farklı bireylere bakışını çok güçlü bir şekilde anlatan bir hikâyedir. Roman hem bilimkurgu hem psikolojik dramdır ama asıl vurucu olan duygusal gerçekliğidir.

1) “Daha zeki olmak” her zaman mutluluk getirmez.

Charlie Gordon zihinsel engelli bir adamdır ve bir deneyle zekâsı olağanüstü düzeye çıkar. Toplumun ona nasıl davrandığını, zekâsı arttıkça fark etmeye başlar. Zekâsı yükseldikçe:
İnsanların ona aslında acıdığını,
Alay ettiklerini,
Onu “eşit biri” olarak görmediklerini anlaması, kitabın en can acıtan noktasıdır.

Zekâ artar, acı da artar.
Bu, romanın en temel mesajıdır.

2) Algernon bir aynadır

Algernon isimli laboratuvar faresi, Charlie’nin kaderinin bir ön izlemesidir.
Algernon’un deney sonrası zekâsının artması ama bir süre sonra gerilemesi, sonunda ölüm Charlie için kaçınılmaz bir işarettir.

O yüzden Algernon’un ölümü sembolik olarak Charlie’nin de zihinsel düşüşünün habercisidir. Bu sahne, kitabın kırılma anıdır.

3) Charlie’nin yükselişi bir “aydınlanma”, düşüşü ise bir “yuvaya dönüş” gibidir.

Zekâsı yükseldiğinde Charlie:

Bilimde devrim yaratabilecek seviyeye çıkar,
Birçok dili öğrenir,
Derin psikolojik analizler yapar,
Kendi geçmişini hatırlayıp travmalarıyla yüzleşir.
Bu dönem aslında insan zihninin sınırlarını gösteren parlak ama yalnız bir zirvedir.

Zihinsel düşüş başladığında ise:

Harfleri unutması,
Cümle kuramaması,
Arkadaşlık ilişkilerinin bozulması,
Kendine doğru düzgün bakamaması,
insanın zekâya bağımlılığını, ama aynı zamanda zekâdan bağımsız bir değer taşıdığını hatırlatır.

4) Aşkın trajedisi

Charlie ile Alice Kinnian arasındaki aşk, romanın en duygusal damarlarından biridir.

Zekâ artarken ilişki kurmakta zorlanır,
Zekâ azalırken ise ilişkiyi sürdüremeyecek hale gelir.
Aşk, bir türlü “aynı seviyede buluşamayan” iki insanın trajedisidir.

5) Toplumsal eleştiri: Farklı olanı anlamıyoruz

Kitap, şu soruları çok sert bir şekilde yüzümüze vurur:
Toplum olarak zihinsel engellilere gerçekten saygı duyuyor muyuz?
“Bizden farklı” olan insanlara nasıl davranıyoruz?
Zekâsı düşük biri sevgiye, saygıya daha mı az layık?
İnsanların değeri diplomalarıyla mı ölçülür?
Romanın en büyük başarısı:
Okuru kendi vicdanıyla yüzleştirmesi.

6) Son mesaj: İnsanın değeri zekâsı değildir

Charlie sonunda zekâsını kaybeder ama duyguları kalır.Arkadaşlık, sevgi, iyi niyet, masumiyet…
Roman burada çok açık bir mesaj verir:

> Gerçek insanlık IQ’da değil, kalpte.

7) Neden bu kadar etkileyici?

Çünkü roman aslında hepimizin içinde olan bir korkuya dokunur:

Sevilmemek,
Yetersiz olmak,
Yalnız kalmak,
Anlaşılmamak,
En yüksek noktaya çıkıp tekrar düşmek.

İnsana kendi kırılganlığını hatırlatır.
Algernon’a Çiçekler
Daniel Keyes - Koridor Yayıncılık - 2015
708
Doğa
Doğa , bir kitabı okudu.
@obito
1a
Algernon’a Çiçekler
Daniel Keyes - Koridor Yayıncılık - 2015
438