Yeni Uğultulu Tepeler uyarlamasına ilk tepkiler: Kusursuz
Emerald Fennell'ın Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) uyarlamasına ilk tepkiler geldi ve film şimdiden "kusursuz" diye anılmaya başladı.
Emily Brontë klasiğinden uyarlanan yapımda Margot Robbie, Catherine Earnshaw'u, Jacob Elordi ise görkemli malikanede birlikte büyüdüğü yetim Heathcliff'i canlandırıyor.
Film, 28 Ocak gecesi Los Angeles'taki prömiyerle ilk kez izleyici karşısına çıktı. İlk yorumlarsa büyük ölçüde olumlu: Eleştirmenler özellikle filmin görselliğini, işçiliğini ve iki başrol arasındaki kimyayı övüyor.
-Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim- diye düşündüm.; Mutfak işinden de anlarım. Donattım sofrayı. Bayağı uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim. Bayağı da para gitti. Birinin yediğini öbürü yemez. Ötekinin içtiğini beriki içmez. Dört kişilik sofra kurdum. Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım. Müziği de ayarladım. Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz. Birden 20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum. 40 yaşımın karşısına da, ben geçtim. yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi. Yatıştırayım dedim. -Sen karışma moruk- dediler. Büyük hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular. Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı. Evin de içine ettiler. Ben de kabahat. Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine… Can Yücel
- Belki ben İngiliz fabrikalarında bir iş bulabilirim. - Fabrikada çalışmak kadınlara göre bir şey değil. - Kıçlarının üzerlerine oturmak da erkeklere göre bir şey değil. Angela’nın Külleri Hatıralar
Beyninizi güzel düşüncelerle doldurun. Bunlar sadece size özgüdür, kimse onlara karışamaz. Fakir olabilirsiniz, ayakkabılarınız yırtık olabilir ama kimse düşüncelerinize dokunamaz. Çünkü beyniniz sizin kutsal sarayınızdır. Angela’nın Külleri Hatıralar
İnsanların ölmelerini sağlamak için yaşamsal harcamaların değeri artıyor. Gerçek şu ki; herkese yetecek zaman var. Kimsenin vaktinden önce ölmesi gerekmiyor.
- Hiç ölen birini tanıyor musun? - Birkaç kişinin ölümsüzlüğü için diğerleri ölmeli. - Bu da ne demek şimdi? - Herkes sonsuza dek yaşayamaz, o kadar yer yok.
Bu akşam Tanpınar ve şiirleri üzerine toplandık. Kıymetli hocalarımızla birlikte edebiyat meclisimize Tanpınar'ın şiirlerini misafir ettik. Kuş olup kanat çırptılar mısra mısra... Dışarıda yağmur yağıyordu inceden, içeride mistik bir hava... Çayımızın dumanına karışan şiir, ellerini göğsüne kavuşturan uslu bir çocuk olup yüzümüzü gülümsetti. İçiyorduk ha bire, bir bardak, bir bardak çay daha... İşte ben de öyle; "NE içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında;"
- anne bence bunu değişmelisin - neyi (üstüme bakıyorum, kıyafetimi beğenmediğini düşünüyorum) - şeyi yani, bize hep kendi istediğin saç modelini yapıyosun, bunu seviyorum - öyle mi... peki daha dikkat ederim. ama çok yakıştı iki kuyruk - tamam bugün güzel oldu ama başka zaman istemediğimiz model yapıyosun
Aklıma annemin bana yaptığı tek tip saç modeli geliyor, kafamın tepesinde bir kuyruk. Üüürü üüü modeli :)
Emanet kitap almayı pek sevmiyorum. Elimde arkadaşımın kitabı var, altını çizmek istiyorum ama izin vermiyor. Neymiş efendim cetvelle çizecekmişim. Yok daha neler 🥲
Az önce 1. sınıfa giden kızım yanıma gelip öğrendiği harflerden cümle kuralım dedi. Birkaç tane kendi yazdı, benden de örnek istedi. "Ali nar at." Olur mu dedim. "Hayır anne nimet o, atılmaz. Al olsun" dedi. Ali nar al yazdı, ben de utandım 😒
John Berger'ın çok sevdiğim bir sözü var, "Kelime dağarcığımız çok fakir olduğu için hayatta başımıza gelen pek çok şey isimsiz kalır," der. Edebiyat bize bunun için lazımdır. Dilsiz ve kelimesiz kalan şeylere bir isim verebilmek için. Anlamak için. @kemalsayar
Bugün babamın kabrini ziyarete gidemedim. Sabahtan beri kafam bununla meşgulken, o bir kelebek olup iş yerine beni görmeye geldi. Şuan başımın üstünde onu farketmem için kanatlarını çırpıp duruyor. 🦋 seni seviyorum.
İçine dönmek, odanın penceresini kapatmak gibidir. Dışardan gelen gürültü kesilince, manevi olanın kapıları açılır. Sessizlik, asıl sesleri davet eder. İbrahim Tenekeci
Bir yaz günü iki binanın arasından denizi gören bir balkonda oturmuşum. Yaşım 17 belki 18... Turuncu gökyüzü altında batıp çıkıyorken suda kayıklar, boğazımda bir şeylerin boğulduğu hissini yaşıyorum. En sevdiğim şarkı kulağımda çalıyor ama walkmanin pili bitmek üzere. Manzarayı, duygumu, şarkımı o ana sığdırmaya çalışıyorum. Öyle bir an işte...
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın! Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla! Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde... "Erdem Beyazıt"