Mehmet Fuad Köprülü’nün o meşhur sözünü niye sarf ettiğini daha iyi anlamaya başladım. Yaklaşık 550 yıllık bir geçmişe konuk oluyorsunuz.
Gökyüzümüzdü Okyanus’nü anımsattı, orada da baş karakter şeytan, cehennemden yeryüzüne, onları tanımak amacıyla insanların arasına inip yaşamaya başlıyordu ve başına gelmeyen kalmıyordu. Bence her iki kitabı okumuş olanlar da benzer tadı almıştır.
Dorian Gray’in Portresi baskısının girişini ve açıklamalarını okudum, görsellerini inceledim. Eğer romanı okuduktan sonra bu basımdan yararlanmasaymışım hem yazara hem de kitaba dair pek çok şey eksik kalacakmış. Mesela neler öğrendim kitaba dair:
Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım kitabındaki çocukluk anılarına çok benziyordu, ikisi de insanı geçmişin özlemiyle yanıp tutuşturuyor, bambaşka duygular hissettiriyordu. Ancak özellikle bu kitaptan tarifi mümkün olmayan bir keyif aldım.
Otlakçı ve
Mendil Altında ’yı okuduğum Memduh Şevket Esendal’ın bu sefer bu öykü kitabını okudum ve YKY’nin yayımladığı ve edindiğim tüm Esendal kitaplarından incelediğim kadarıyla en erken tarihli öykü kitabı bu. Otlakçı’da 1920’li yılların başında yazılmış öyküler, Mendil Altında’da 1925-46 arası yazılmış öyküler bulunuyordu. Hürriyet Gelirken’de ise (1908-1925 arası) 25 yaşından 40’lı yaşlarına kadar yazdığı öyküleri yer alıyor.
Mary Shelley’den ‘
Frankenstein’,
Francis Scott Key Fitzgerald’dan ‘
Benjamin Button`ın Tuhaf Hikayesi’ yahut ‘Altıncı His’, ‘Geliş’, ‘Kaynak’ filmleri gibi… Okuduktan/izledikten sonra “bu fikir sizin aklınıza nereden, nasıl, hangi kâbusun hangi rüyanın ardından geldi” demekten kendimi alamadığım bazı yapıtlar var ki bu novella da onlardan biri oldu. Dahice mi yoksa delice mi olduğuna karar veremediğim mereklandırıcı ve boşluğa düşürücü bir senaryo. Bir yerden sonra sonlara doğru artık sıkılmaya başladığımı da itiraf etmeliyim tabii ama bunun altından ya saçma sapan bir son ya da artık bu sıkıcılaşmaya değecek baş döndürücü bir sürpriz çıkacak diye düşünmüştüm ki öyle de oldu. Sabırla, dikkatle, şiddetle okumanızı öneriyorum.
Karekök Yayıncılık 7. Sınıf İngilizce Soru Bankası da benzer bir biçimde, romanda Cumhuriyet’in ilk yıllarının bütün olumlu ve olumsuz yanlarının ve rastgele bir araya gelen insanların serüvenlerinin anlatılarak gözler önüne serildiğini belirtir.
Joseph Heller bir gün kendisine: Aslan Asker Şvayk’ı okumasaydım
Madde 22’yi yazamazdım,” demiştir.
Platon (Eflatun)’un
Devlet kitabında dendiği gibi: “İnsanlar acı duyarken en hoş buldukları şey zevk değil, acının dinmesidir.”

@asgariakil