Sosyal Kitap Sosyal Kitap
Ctrl+K
Giriş Yap Kayıt Ol
Sosyal Kitap
Kayıt Ol loginGiriş Yap
Anasayfa Akış Ara
MENÜLER
Alıntılar İncelemeler
Kulüpler
Trend
İletiler Hikayeler Kelime Bulmaca Soru & Cevap
Mesajlar
Bildirimler
Kaydedilenler
DİĞER
Hedefler Üniversiteler Yazarlar Kitaplar Kitap Listeleri Popüler Üyeler Rozetler Ayarlar
• Hakkımızda • Rozetler • Gizlilik • Kurallar • Kütüphaneciler • İletişim
2026 · Sosyal Kitap
 
Ana Sayfa
Keşfet & Ara
İletiler
Alıntılar
İncelemeler
KİTAP DÜNYASI
Kitaplar
Yazarlar
Kitap Listeleri
Hikayeler
TOPLULUK
Kulüpler
Trend
Soru & Cevap
Okuma Hedefleri
Popüler Üyeler
Üniversiteler
Kelime Bulmaca
Hakkımızda · Rozetler · Gizlilik · Kurallar · Kütüphaneciler · İletişim
2026 © Sosyal Kitap
Mertcan
Mertcan

Mertcan

@callmeishmael

Kitapsever
150 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
İstanbul
Edebiyat Öğretmeni
26 Takipçi 458 Alıntı 27 İnceleme 95 Kitap
comment İlk İleti import_contacts İlk İnceleme import_contacts İlk Alıntı tümü →
Duvar Kitaplık İncelemeler Alıntılar İletiler Hikayeler Rozetler Hakkında
İncelemeler
Mertcan
Mertcan
#Kültür • @callmeishmael
İnceleme 9a

Bir Kitap Değil, Bir Hafıza: Dede Korkut

Üniversite zamanlarında sınav vakti sorumlu tutulduğumuz için çok umursamadan, bölük pörçük okumalarla Dede Korkut hikâyelerini öğrendiğimi sanıyordum. Aradan geçen yılların ardından insanın içinde gerçekten bu hikâyelere karşı büyük bir merak ve okuma isteği doğuyor. Bu kez kendi isteğimle kitabı raftan alıp okumaya başlayınca ilk hikâyeden son hikâyeye kadar büyülenmişçesine bir okuma süreci yaşadım. Okuyup diğer hikâyeye geçtikçe Mehmet Fuad Köprülü’nün o meşhur sözünü niye sarf ettiğini daha iyi anlamaya başladım. Yaklaşık 550 yıllık bir geçmişe konuk oluyorsunuz.

Beni okurken en çok keyiflendiren şeyler, yer yer hikâyelerin içindeki güldürü düzeyi, olağanüstülük çeşitliliği ve eski zamanlardaki atalarımızın kültür hayatlarına, zihin dünyalarına dair şeyler okumak oldu.
Bu kitabın şöyle de bir durumu var. Nasıl bir beklentiyle elinize aldığınız da önemli. Sadece “okuması çok kolay maceralı bir şeyler“ arıyorsanız okurken zaman zaman yavaşlayabilir, belki sıkıldığınızı bile hissedebilirsiniz. Evet bu kitap heyecan dozu yüksek, okunaklı bir kitap fakat olayların mensur, duygu düşünce ve diyalogların manzum biçimde yazılması ve bazen buna eklenen kimi sözcükler de okumayı güçleştirebiliyor. O nedenle bu kitabı okumak için sakin bir kafaya ihtiyacınız var.


***


Şüphem yok ki bu eser biz Türklerin değil de Batılıların kültürünün bir ürünü olsaydı, şimdiye kadar bunlarla ilgili ne çok çizgi film, dizi, tiyatro ve çeşitli sanatsal yapıt ortaya koyarlardı ve hatta biz bile bunlardan ne çok istifade ederdik. Bu hikâyeler, kesinlikle üstünde çok daha fazla durmamız, çocuklarımıza anlatmamız gereken kültür ürünlerimizden.



Rol model bulamadığı için (üstüne ailenin de cehaleti ve ilgisizliği eklenince) asıp kesmeyi adamlık sanan, iyi yetiştirilmemiş gençlerimize, bu şekilde çürümeden önce küçük yaşlardan itibaren bu hikâyeler anlatılabilse, okutulsa, yani eğitim programımızda yer alsa (ama şu anki gibi dümenden değil ciddi ciddi), aile kurumunu meydana getiren insanların hafızasında yer etse, başka türlü gençlerin de yetişebileceğine inanıyorum. [Tabii ki iyi bir çocuk yetiştirmenin sadece bu kadarcıkla sınırlı olmadığını ben de biliyorum, bu bahsettiklerim, bir evin tuğlalarını sağlam bir harçla dizmek anlamına geliyor.]

Kitabın güzel yanı, çocuklardan ziyade yetişkinlerin de okuyup ders çıkarabileceği bir eser olması.
~

Yapılmış mıdır bilmiyorum ama bu kitaptaki hikâyelerin yapay zekâyla sahne sahne görselleri yaptırılıp çizgi-roman veya resimli baskılı bir kitap da üretilebilir. Büyük bütçeli ve kaliteli dizi-film yapılması gerekliliğinden hiç bahsetmiyorum bile.
5 Puan 238 syf. 2017 Okudu
Dede Korkut Kitabı
Dede Korkut Kitabı
Muharrem Ergin | BOĞAZİÇİ YAYINLARI | 2017
3.381
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
@callmeishmael
İnceleme 9a

Dünya, sizin zannettiğiniz kadar tozpembe değil sayın aydın(!)lar !

İçinde yaşadığın ülke -malum zaafları nedeniyle- sürekli, sebeplerin en ufağıyla bile çalkalanıyorken; nüfus yapın tehlikede ve sırf bu nedenden dolayı bile geleceğin belirsiz ve millî güvenliğin artık alarm verip çatırdıyorken; korunaklı villanızda yaşayıp şehrin en kenar mahallelerine hiç girmeyen ve tehlikelerden daima uzakta yaşayan bir hümanistseniz yapılacak en iyi şey nedir?
Tabii ki de sıkıntılarını bizzat sizin çekmediğiniz problemler için, çekenlerine ‘tatliş tatliş yaşayın işte:))) tadımızı kaçırmayın’ diyerek “onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevitine ihi ihi”li bir finalle mülteci güzellediğin bir edebiyat başyapıtı(!) kaleme almaktır.

Bu kitabın hangi amaca hizmet ettiğinin farkındayız.

Acaba kör göze parmak sokmayı bıraksanız mı artık?
1 Puan 72 syf. 2022 Okudu
Şapka
Şapka
Zülfü Livaneli | Doğan Egmont Yayıncılık | 2022
3.129
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Edebiyat • @callmeishmael
İnceleme 9a

İlmin nurunu, cehlin karanlığı söndürebilir mi?

Yunan mitolojisinde anlatılan bir efsane vardır: Meşhur yılan başlı Medusa. Bu Medusa’nın yüzüne bakan insanlar, gördükleri şey karşısında taş kesilirmiş. Peki hakikatin çirkin ve pis yüzüne bakan insan neye dönüşür?
Işığın, fazla ışığın, mesela bir Güneş’in kendisine uzun süre bakıldığında insanın gözlerini kör edeceği söylenir, peki ya karaya, koyuya, karanlığa da uzun süre bakıldığında insan yine gözlerinden olabilir miydi? Kuyuya uzun süre bakınca kuyu da sana bakar mıydı?

Bu koca roman, insana, hepsi hemen hemen aynı kapıya çıkmaya mecbur bu soruların cevabını, insan zihninin en karanlık labirentlerinde aratıyor.



Elias Canetti’nin karakteri Kien, kitaplarla dolu mabedinden dışarı ancak çok nadir çıkan, çıktığı ender anlarda da hiç kimseyle iletişim kurmaya tenezzül etmeyen, fildişi kulesinden aşağılık halka sadece burun kıvırarak bakan bir Sinologdur. Bütün günlerini, ömrünü, araştırmalar yaparak geçirir. Bu alışılagelen düzenin, o korunaklı kulenin içine, bir gün o beğenmediği alt tabakadan bir insanın girişiyle –yani bir benzetme yapacak olursak, çok dayanıklı bir surda açılmış küçük bir gedikle– bütün hayatının nasıl bir anda değiştiğini, kalelerinin bir bir nasıl işgal edildiğini görmeye başlıyoruz.
Biz tüm bunları görüyoruz ama yazar bize bunları baş karakter Kien’in gözünden gösterirken bir soru da sormayı ihmal etmiyor: Tüm bu gördüklerimiz, bize önünde sonunda aklımızı kaçırtacak, belli ki bundan kaçış da yok, öyleyse tek çare olarak insan gözlerini sımsıkı kapatıp körleşmeli mi? Çünkü görmenin bir aydınlanma değil, lanet olduğu, gözün görmeye değil de delirmeye yaradığı bir atmosferde, delirmemenin bedeli körleşmek mi? Gözleri açarak, her şeyi görerek yaşamanın bedeli keçileri kaçırmakken, hiçbir şeyi görmeyerek aklını korumanın bedeliyse körleşmek midir? Her şeyi görmenin ağırlığı, gözleri en sonunda körlüğe mi sürükler?
Tıpkı Medusa’ya bakmamaya çalışan biri gibi, Kien de hakikatin, toplumun taş kesici bakışından kaçarken, içinden çıkamadığı bir günümüz labirentinde kaybolur. Körleşme, insanın gözünü açtığı takdirde nasıl bir karanlıkta olduğunu gösteren, modern çağın en sembolik trajedilerinden biridir.



***



Elias Canetti bu kitabı tam 26 yaşında yazmış. Yazıldığı dönem, Almanya’da Nazilerin ayak seslerinin yaklaşmakta olduğu 1931 yılı. Zaten bir yerde başa(hem toplumun kendisine hem de iktidar sınıfına) felaket diye nitelendirilebilecek bir şey/birileri gelmeden önce, o yerde toplumsal bir çürüme olmaması kaçınılmaz oluyor. Bu bakımdan 2025 yılında bu kitabı okuyan bir Türk vatandaşı olarak sanki günümüz Türkiye’sinden insan manzaralarını seyrediyormuşum hissine kapıldım pek çok kez: Aynı küçük insanlar, aynı budalalar, menfaat kokusuna üşüşen açgözlü fırsatçılar, her şeyin değerini parayla ölçen ruhsuz hesapçılar, başkalarının yıkımında kendi yükselişini arayan zavallılar, yalanı doğruluk gibi pazarlayan arsızlar, güce tapan dalkavuklar, yozlaşmışlığı ‘düzen’ diye kutsayan küçük insan orduları, haksızlığa alışmış korkaklar, her gün biraz daha utanmayı unutan, rüzgâr nereden eserse oraya savrulan kişiliksiz yığınlar, susarak suç ortaklığı eden sessizler ve sonunda, gördüklerini görmezden gelerek yaşamayı öğrenmiş o kalabalık, o suskun, o bitkin sürü…


***


Bu kitabı keşfedip edineli 6 yıl olmuştu ve o günden beri kitaplığımda okunma zamanını bekliyordu. Nihayet okuduğum için de çok memnunum ama okuması da bir o kadar zor ve yorucuydu. Yazar matruşka gibi sürekli bir şeyin içerisinden başka bir şey, bir düşüncenin içerisinden de başka bir düşünce çıkarıyor, anlatılanlar hiç bitmiyor, hiç mola vermeden son gaz giden bir arabadaymışsınız hissi yaratıyor. Özellikle bilinç akışı tekniğini o dönem gibi erken bir tarihte şahane bir ustalıkla kullanmış. Bir insanın zihnini okurken, farkında olmadan sizi bir anda bir başkasının zihnine yolcu ediyor, bu sefer ondan ayrılıp bir başkasının zihnine ne zaman misafir olduğunuzu ise kimi zaman paragraf bittikten sonra anlıyorsunuz.

Bu kitap bana biraz da kendisinden 10 yıl önce yazılan Gökyüzümüzdü Okyanus’nü anımsattı, orada da baş karakter şeytan, cehennemden yeryüzüne, onları tanımak amacıyla insanların arasına inip yaşamaya başlıyordu ve başına gelmeyen kalmıyordu. Bence her iki kitabı okumuş olanlar da benzer tadı almıştır.


***


Son olarak… Daha önce de zaman zaman yaptığım gibi bu roman ve karakterleri üzerine Chatgpt ile konuşup ayrıntılarından bahsederek bana karakterlerin yaklaşık bir görselini çizmesini istedim ve ortaya şu sonuçlar çıktı:

Peter Kien:
i.hizliresim.com/6f4woph.png

Therese:
i.hizliresim.com/jzdz6r1.png
i.hizliresim.com/qp3i33d.png

Fischerle:
i.hizliresim.com/91tbz0l.png

Kapıcı Benedikt Pfaff:
i.hizliresim.com/oyt9be4.png

Georges Kien:
i.hizliresim.com/n7z4g11.png
565 syf. 2024 Okudu
Körleşme
Körleşme
Elias Canetti | Sel Yayıncılık | 2024
3.000
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Edebiyat • @callmeishmael
İnceleme 9a

Sen böyle güzelken günahlarını, Korkarım Tanrı da sorası değil.

Kitabı Alfa Yayınları baskısından okusam da bitirdikten sonra tabletten Everest Yayınlarının şu Dorian Gray’in Portresi baskısının girişini ve açıklamalarını okudum, görsellerini inceledim. Eğer romanı okuduktan sonra bu basımdan yararlanmasaymışım hem yazara hem de kitaba dair pek çok şey eksik kalacakmış. Mesela neler öğrendim kitaba dair:

• Roman yayımlandıktan sonra, İngiliz basınında aşırı korku ve paranoya derecesinde tepki ile karşılanmış. Çünkü roman, Victoria çağı sonlarında yavaş yavaş ayyuka çıkmaya başlayan eşcinsel ilişkileri ilk kez gözler önüne sermiş.
• Dorian Gray’in Portresi, İngiliz dilinde yazılmış, eşcinsel arzunun doğasının araştırıldığı ilk roman olarak geçmekteymiş.
• Oscar Wilde sonraki baskıda, gelen tepkilerden dolayı yayıncısının ısrarı üzerine kitabın ilk basıkısında bulunan, eşcinsellikle ilgili unsurları ya değiştirmiş ya kaldırmıştır. Zaten bir süre sonra da bir sebepten ötürü yolu İngiliz mahkemelerine düşer ve eşcinsellikten yargılanıp iki yıl hapse mahkum edilir, hatta mahkemede bu kitap bile aleyhinde delil olarak kullanılır, yer yer pasajlar okunur.

Romandaki kişilerden bazıları gerçek hayattan ilhamla yazılmış olabilir, yani bir ‘roman á clef’ (anahtarlı roman; kahramanlarının, gerçek hayattan kişileri temsil ettiği roman) olabilir de olmayabilir de. Temsil edildiği düşünülen karakterler:
• Lord Henry Wotton: Lord Ronald Sutherland Gower
• Basil Hallward: Frank Miles
• Dorian Gray: John Gray

Oscar Wilde romanındaki bu karakterlerle ilgili şöyle demiştir:

“Ben kendimin Basil Hallward olduğumu sanıyorum, herkes Lord Henry’yi ben sanıyor, Dorian benim olmak istediğim kişidir - belki başka çağlarda.“
5 Puan 345 syf. 2018 Okudu
Dorian Gray’in Portresi
Dorian Gray’in Portresi
Oscar Wilde | Alfa Yayınları | 2018
2.156
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Tarih • @callmeishmael
İnceleme 10a

Zorunlu Bir Ziyaretin Güncesi

Bundan yaklaşık 500 yıl önce, 1526’da, Mohaç’ta Osmanlı ve Macar orduları arasında iki saat süren ve Osmanlının zaferiyle sonuçlanan meydan muharebesinin ardından, Macar topraklarının çoğu Osmanlı egemenliğine girdi. Bu muharebede ilk kez 300 topu bir arada gören Macarların, bunlar bu gidişle bir dahaki sefere bizi haritadan silecekler korkusu dört bir yanlarını sardı ve çarpışmadan dört ay sonra I. Ferdinand’ı kral seçtiler. Yeni kral başa geçtikten sonra, Osmanlı ile dostluk kurmak için iki defa elçiler gönderdiyse de elçiler ya başarılı olamadı ya da yarı yolda geri çevrildiler.
21 Ağustos 1530’da ise nihayet, bugünkü Lübliyana’dan yola çıkan 40 kişilik bir elçi heyeti, Bosna/Sırbistan/Bulgaristan üzerinden, iki aylık bir yolculuk sonucu 17 Ekim’de İstanbul'a vardı. Bir ay kadar İstanbul’da ağırlanan heyet, Pargalı İbrahim’le üç kez, Kanuni Sultan Süleyman’la da iki kez görüşme fırsatı buldu ve krallarının ricalarını Osmanlı Sultanı’na iletti. Heyetin başında gönderilen şövalye Joseph von Lamberg ile şövalye Niclas Jurischitz’in yanında çevirmen olarak Orenburglu Benedikt Kuripesiç görevlendirildi ve Kuripesiç 5 aylık bu yolculukta yaşadıklarını, gördüklerini günbegün not etti. İşte bu eser de o yolculukta görülen şeylerin kayda alındığı eserdir.


Başka yerlerde, başka incelemelerde bu kitabı pek beğenmeyenlerin, okunmasa da olur diyenlerin olduğunu gördüm fakat ben buna katılamıyorum.
Öncelikle kitap çok kısa, bir-iki saatte bitirebilir ve okuyucusunun fazla zamanını almıyor. İkincisiyse, daha önce bilmediğim bazı şeylerin ilk kez bu kitapta karşıma çıkmış olması; mesela heyetin, saraya geldiklerinde içeride gördükleri filler, zürafalar, aslanlar, leoparlar karşısında yaşadıkları şaşkınlığa ben de ortak oldum, çünkü bizim saraylarımızda bu tür hayvanlar olduğunu bilmiyordum(aslan hariç). Ve benzeri şeyler…
Günlüğü tutan yazarın, biz Türklerin aleyhinde abartılı biçimde yazdıklarını ben de beğenmedim, zaten çoğu doğru da değil, diyorum ya abartmış. Ama bunlar bile yine de kitabın okunmaması için bir neden değil, bunları çok dert de etmedim, çünkü topraklarını yavaş yavaş kaptırdıkları düşman bir ulusa karşı yurtsever, halkçı bir insanın yazdıkları illaki duygusallığın da etkisiyle biraz abartı olabilir, normaldir. Heyetin geçtiği yerlerin, coğrafi özelliklerinin, harita bilgisi bakımından anlatımlarınınsa biraz sıkıcı olduğunu söyleyebilirim ama kısa kısa bahsedildiği için bu da çok dert değil.

İşin doğrusu, kitabı alırken neyle karşılaşacağımı pek bilmiyordum ama sonunda memnun kaldığımı söyleyebilirim. Kitabı okurken, çok defa, bu kitabı bir gün filme uyarlasalar acaba ortaya nasıl bir şey çıkar diye düşündüm ve bir romanmışçasına, yolda karşılaşılıp da pek ayrıntılı anlatılmayan olayların devamında neler olmuş olabileceğini kafamda kurguladım ve hayalimde filme uyarladım. Sırf bu keyfi bile tattırdığı için ben kitabı beğendim ve ilgililerine öneriyorum.
4 Puan 56 syf. 1989 Okudu
Yolculuk Günlüğü 1530
Yolculuk Günlüğü 1530
Benedict Curipeschitz | Türk Tarih Kurumu Yayınları | 1989
2.316
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
@callmeishmael
İnceleme 10a

Seyahatname ama…

İlk kez bir seyahatname okudum ve sanırım bu türe başlamak için seçilebilecek en ideal olmayan kitaplardan birini seçerek başlangıç yaptım. Ben bayağı bayağı gezginimizin gittiği gördüğü, gözlemlediği yerleri yazacağını düşünerek almıştım kitabı, kitap ise sanki seyahatname değil de bildiğimiz günlük/rapor.

İbn Ecâ, Memlûkler Devleti’nda kazasker ve 1471-1478 aralığında elçilik görevinde bulunuyor ve birçok yere yollanıyor. Ancak kitabın sadece %15-20’si dişe dokunur gözlemlediği yerleri anlatmayla geçiyor, geri kalanı tamamen oralarda diğer devletlerin sultanlarıyla görüşmeleri, emrinde bulunduğu Emîr Yaşbek’le, onun kendisine söyledikleriyle geçiyor. Bu söylediklerim, eserin değerini azaltıcı şeyler olarak düşünülmesin, eser o dönem açısından ilgililerine çok yarar sağlar orası kesin. Ama demek istediğim, gezi yazısı türünde bir şeyler arıyorsanız bu kitaptan uzak durun.

Memlûklü yazarımızın, Dulkadiroğlu Beyliği’yle, Akkoyunlu Beyliği’yle ve o beyliklerin hükümdarlarıyla olan ilişkileri, diyalogları ve genel anlamda diplomatik ilişkiler anlatılıyor kitap boyunca.

Yani Memlûkler, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular üçgeninde 15.yy.ın ikinci yarısına ilgi duyuyorsanız bu kitabı okumanızda yarar var ancak gezi yazısı türünde bir şeyler okumak istiyorsanız başka kitap öneririm.


(Kitabı hazırlayan Dr. Mehmet Şeker’in kalemine sağlık. İnce eleyip sık dokuyarak çevirmiş ve hazırlamış bu eseri. Her sayfada dipnotlar bulunuyordu.)
140 syf. 2023 Okudu
İbn Eca Seyahatnamesi
İbn Eca Seyahatnamesi
Muhammed b. Mahmud b. Eca et-Türki | Ötüken Neşriyat | 2023
1.793
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Edebiyat • @callmeishmael
İnceleme 10a

“Beklemek cehennemdir. Ama beklerim seni.” - William Shakespeare

Başkahramanımız Florentina Ariza, gençlik zamanlarında birbirlerine mektuplar yazarak aşık olduğu kadın Fermina Daza'yı, aradan geçen onca süreye, onca şeye rağmen tam yarım yüzyıl boyunca bekler. Bir insan bir başkasını ne kadar severse sevsin, bu kadar bekleyebilir mi diye düşünmeden edemedim sayfaları çevirirken. Sanırım bu kitap bir aşktan çok, bir bekleyişin romanı. Pişmanlıklar, yaşanabilecekken yaşanamayan anılar, seçişlerimizin dışında kalan vazgeçişlerimiz, insanın içinde hep bir yara olarak kalıyormuş.

Gabriel García Márquez'in dilinin yer yer sıktığı olabilir fakat bu asla kendini tekrar eden olayların doğurduğu bir bıkkınlık veya usanç değil bana kalırsa; bu, olayları kaleme alış sırasındaki duygu yoğunluğundan ileri gelmekte. Márquez'in kalemine ne denilebilir ki zaten ve kitabın çevirisi de ayrı bir övgüyü hakediyor sanırım.
4 Puan 442 syf. 2023 Okudu
Kolera Günlerinde Aşk
Kolera Günlerinde Aşk
Gabriel García Márquez | Can Yayınları | 2023
1.891
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Tiyatro • @callmeishmael
İnceleme 10a
Bir erkek ve bir kadının merkezde olduğu, birkaç saatte bitirilebilecek, kısa ve hoş bir tiyatro oyunu. Yaş aldıkça, bu gibi, çok büyük şeyler vadetmeyen, derin anlamlar verme kaygısı gütmeyen, birtakım insan yaşantılarından kesitler okumayı, izlemeyi daha çok seviyorum. Okuduğum süre boyunca pek keyif aldım, umarım bir gün tiyatro oyunu da sergilenir de izleme keyfine de erişirim.
Ayrıca kitap bana, 2005 yapımı “Başka Hatunlarla Muhabbetler” filmini de anımsattı. Kitabı beğenirseniz o filme de göz atabilirsiniz.
4 Puan 120 syf. 2024 Okudu
Everest Açıkhava 3: Mikado’nun Çöpleri
Everest Açıkhava 3: Mikado’nun Çöpleri
Melih Cevdet Anday | Everest Yayınları | 2024
1.932
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Karikatür • @callmeishmael
İnceleme 10a

Edebiyatçılara Bir de Karikatür Evreninden Bakmak

Yazar, on üç edebî kişiliğin, karikatür dünyasındaki yansımalarını taramış, derlemiş ve kitap hâline getirmiş. Eğer edebiyatçılara, onlar için yazılıp çizilmiş bilgi ve belgelere karşı merak duyuyorsanız hem eğlenmeniz hem de kültürlenmeniz açısından neden olmasın, bana kalırsa bir şans verilebilir. Beğenmediğim ve beğendiğim yanları ikiye ayıracak olursam:

Beğenmediğim kısım şu ki ben kitabı tamamen bir karikatür arşivi olarak düşünmüştüm işin doğrusu. İçerisi karikatürlerle doludur, bazen de açıklamalar yazılıdır diye tahmin etmiştim. Ancak kitapta kişiliklerle ilgili 10 tane karikatür varsa, 20 tane de kitaba konulmamış karikatürlerin ne olduğunun yorumlanması biçiminde, okuyucunun okuduğunda hayal gücüne kalmış karikatür betimlemeleri var. Neden tüm karikatürleri göremedik de pek çoğu bizlere betimleme yoluyla aktarıldı? Bu cidden kitap için olumsuz bir durum.

Beğendiğim yanları ise öncelikle kitabın cilt ve sayfa kalitesi oldu. Ayrıca cidden keyif aldım karikatürlerden, hoş bir derleme olmuş kitap bu anlamda.
Bir de dönüp baktığımda şunu net olarak söyleyebilirim ki o kimilerinin beğenmediği 80-90-100 yıl önce sanatta, eleştiride çok daha özgür bir ortam varmış. O gün çok da yadırganmayan bazı karikatürleri, karikatürcüler bugün yapmaya kalksalar, tıvitır mahkemelerinde linç üstüne linç yerler. Maalesef pek çok özgürlükler gibi karikatür özgürlüğünün de bugüne oranla kat kat fazla olduğu o güzel günler mazide kalmış.
3 Puan 265 syf. 2014 Okudu
Karikatürün Aynasında Edebiyatçılar
Karikatürün Aynasında Edebiyatçılar
Said Coşar | Kapı Yayınları | 2014
1.492
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Edebiyat • @callmeishmael
İnceleme 10a
Kitapçıda kitabın arka kapağını okuyunca öyle meraklandım, öyle bir beklenti içine girdim ki…
Hepsi bir hayal kırıklığı oldu.
Yazarın üslubu mu yoksa çevirmenin yeteri kadar özen göstermemesi mi bilmiyorum ama roman, ilk sayfasından son sayfasına değin zerre kadar sarmadı. Sürekli oradan oraya atlayan bir anlatım var. Karakterler bir yerdeyken bakıyorum hooop başka bir yola koyulur olmuşlar, çukur kazılırken bir bakıyorum başka bir mevzudan bahsedilir olmuş. Sağlam kafayla okumak gerek orası kesin ama kitabın sonunda sağlam kafanıza da yazık olabilir. Çevirmenin güzel bir şekilde çevirdiğini de düşünmüyorum, roman boyunca çeviride de hissettirdi kendini bu kopukluk.

Yani uzun lafın kısası, önermediğim kitaplardan biri oldu. Bir gün, başka, daha iyi bir çevirisi çıksa okur muyum, hayır. Ama filmi çıksa meraklanıp da izler miyim, evet. Ne puan verebileceğimi de bilemedim. İşte böyle bir kitaptı.
136 syf. 2022 Okudu
Çukur
Çukur
Andrey Platonov | İthaki Yayınları | 2022
1.553
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Biyoloji • @callmeishmael
İnceleme 10a

Basitçe Evrim

Evrim gerçeğini, bu gerçeğin sürecini, nasıl ilerlediğini nasıl işlediğini, değişkenliklerinin neler olduğunu sade bir dille daha çok ortaokul-liseye geçiş dönemindeki gençlere hitap ederek anlatıyor yazar.
Eğer evrimsel biyoloji konusunda tonla kitap okumuş biriyseniz bu kitabı elbette okumayın, size yeni şeyler katacak değildir ancak bu konuda daha önce hiçbir şey okumamış deneyimsiz biriyseniz, yeni yeni olgunlaşan gençlere anlatır gibi aktarıldığı için kitabı alıp okumanızı öneririm.
Sonuç olarak evrim denilen konuya, bütün o karmakarışık açıklamaları bir kenara bırakarak basit bir dille bir giriş yapmak için ideal.
4 Puan 168 syf. 2023 Okudu
Evrim
Evrim
Glenn Murphy | İş Bankası Kültür Yayınları | 2023
1.690
  • Profil Sayfası

Mertcan
Mertcan
#Edebiyat • @callmeishmael
İnceleme 10a

Bir insanın çocukluk anılarını okumak ne güzel şeydir.

“Bu hatıraları niçin yazdığımı sorsalar belki de hiçbir cevap vermeye lüzum görmem. Arzu ettim, yazdım. Diyelim ki bu da bir nevi çocukluktur” diye özetliyor Muallim Naci bu ufacık kitabı yazış nedenini.
8 yaşında, 1850’lerin İstanbul'unda bir çocuk olarak başından ne geçmişse ne görmüşse yazmış; güldüğü anlarını, kederli anlarını, korktuğu anlarını, duygusal anlarını…
Bu kitap da daha önce okuduğum Yahya Kemal’in Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım kitabındaki çocukluk anılarına çok benziyordu, ikisi de insanı geçmişin özlemiyle yanıp tutuşturuyor, bambaşka duygular hissettiriyordu. Ancak özellikle bu kitaptan tarifi mümkün olmayan bir keyif aldım.
Şimdi düşünüyorum da diyorum, keşke tüm yazarlarımız o yaşlardaki anılarını kaleme alsalarmış da bugün bizlere paha biçilemez eserler bıraksalarmış. Fakat mademki bu mümkün değil o hâlde eldekilerle yetineceğiz. :)
5 Puan 48 syf. 2023 Okudu
Ömer`in Çocukluğu
Ömer`in Çocukluğu
Muallim Naci | İş Bankası Kültür Yayınları | 2023
1.885
  • Profil Sayfası

En Çok Kitap Okuyanlar

Tümü
tulayaslan_cancersoldiers
tulayaslan_cancersoldiers
712 kitap
By_Coga 2
By_Coga
560 kitap
faik.yilmaz.9 3
faik.yilmaz.9
555 kitap
Sani 4
Sani
501 kitap
Elif ツ 5
Elif ツ
490 kitap
Canan 6
Canan
417 kitap
Tarihciyazarerdal 7
Tarihciyazarerdal
403 kitap
Gizem Dindaroğlu 8
Gizem Dindaroğlu
368 kitap
Aysız 9
Aysız
336 kitap
Yıldız 10
Yıldız
307 kitap
alfabe 11
alfabe
299 kitap
Tuen 12
Tuen
288 kitap
Fatmaileri 13
Fatmaileri
286 kitap
Aimée 14
Aimée
281 kitap
Sevval 15
Sevval
270 kitap

Trend Kulüpler

Tümü
EvladımSanaDiyorum

EvladımSanaDiyorum

34 üye • 1 konu
Katıl
En İyi Kitap Önerileri

En İyi Kitap Önerileri

26 üye • 6 konu
Katıl
Kitap analiz grubu

Kitap analiz grubu

21 üye • 2 konu
Katıl
Sosyal Kitap Rize Okuma Grubu

Sosyal Kitap Rize Okuma Grubu

7 üye • 0 konu
Katıl
Kendi Kulübünü Kur Keşfet

Kitap Listeleri

Tümü
Gömülü Şamdan
Franz Kafka Seti 6 Kitap
Bir Kadının 24 Saati
Genç Werther’in Acıları
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Çarklar Arasında
Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk
Olağanüstü Bir Gece
Fedailerin Kalesi Alamut
Arayışlar
Alman edebiyatı kitaplarının en popüler listesi
Kelime Dağarcığı
Her gün yeni bir kelime
#Payidar

Son Okunan Kitaplar

Tümü
Bahçıvan ve Ölüm
Bahçıvan ve Ölüm
Georgi Gospodinov
Annemin Uyurgezer Geceleri
Annemin Uyurgezer Geceleri
Ayfer Tunç
Taş Kağıt Makas
Taş Kağıt Makas
Alice Feeney
Hayvan Çiftliği
Hayvan Çiftliği
George Orwell
Bilinçaltının Gücü
Bilinçaltının Gücü
Joseph Murphy
Hayvan Çiftliği
Hayvan Çiftliği
George Orwell
Aşk
Aşk
Elif Şafak
Mutsuz Olmak
Mutsuz Olmak
Wilhelm Schmid
Kuyu ve Sarkaç
Kuyu ve Sarkaç
Edgar Allan Poe
Momo
Momo
Michael Ende

Gündemdekiler

Trendler
#1
#Yaşam
177 gönderi
#2
#Alıntı
#3
#Felsefe
49 gönderi
#4
#Sinema
#5
#Şiir
21 gönderi
#6
#Ney
#7
##müzik
#8
##Ruh

En Çok Alıntı Yapanlar

Tümü
Gizem Dindaroğlu 1
Gizem Dindaroğlu
3251 alıntı
alfabe 2
alfabe
2205 alıntı
Abuzer Badem 3
Abuzer Badem
1394 alıntı
Cerence
Cerence
953 alıntı
Elif ツ
Elif ツ
872 alıntı

Yükselen Okurlar

Trend
ZE
zeınab
@zeinab
alfabe
alfabe
@abc_
Albayrakhsn
Albayrakhsn
@albayrakhsn
ZE
zeybay
@zeybay
EC
Ecoliee
@ecoliee
huriyeçap
huriyeçap
@huriyecap

Sign up for our newsletter

Get the best news on weelky basis! Join now and don't miss it.

Anasayfa
Bildiriler
Mesajlar
Profil

Ne Paylaşmak İstersiniz?

Sosyal Kitap'ta bir içerik paylaşın

Yeni İleti
Düşünce, durum veya kısa notlar
Kitap İncelemesi
Kitap hakkında değerlendirme yapın
Kitap Alıntısı
Sevdiğiniz cümleleri aktarın
Okuma Hedefi
Yıllık veya aylık hedef belirleyin