" İnce san'atları birer birer görüp, cihanın sırlarına vâkıf olunca, insanın kabuğunun âlem, âlemin özünün de insan olduğunu anlayarak her şeyden feragat edip kendine döneceksin. " • Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.
Türkiye'nin sosyal yapısı acaba bu kadar çok siyasal partinin yaşamasına elverişli midir? Ve acaba bu partiler, Türkiye'nin sorunlarına ne gibi çözümler getirmektedirler? Bu adamlar kimlerdir ve arkalarında hangi siyasal kirlerin lekelerini taşımaktadırlar? Asıl önemlisi, bu partilerin temsilcisi ve savunucusu oldukları çıkarlar ile öteki partilerin sosyal temaları arasında bir fark bulunmakta mıdır?
Çağımız, bir bağımsızlık çağı ise, bunun başlangıç noktası Anadolu'daki Kuvayi Milliye savaşlarıdır. Düzenli ordulardan halk savaşlarına kadar bütün ulusçu eylemlerin, Türk Milli Mücadele ruhu ile evrensel ve tarihsel yakınlıkları vardır.
Güneş bizim kendi ruhumuzun karanlığında gömülüyken yalnız bırakmayan ve bizi kötülüğe çeken ahlaki bir yer çekimine karşı bizim sathığımızda yer alan lütfun imgesidir.
O zamandan şu zamana, zemin yeniden sallandı Mumcu.. :)
Türkiye'de yaşamak, hariciyecilerimizin en büyük korkularıdır. Onlar bu azgelişmiş ülkenin insanları değildir. Bu toplum geridir ve onlar "Batı" toplumu için yaratılmış insanlardır. Bü tür çabaları daha çok Batılı olmaktır. Dilleri, davranışları, dünya görüşleri, sosyal bilimin geniş sınırlarına göre değil, kokteylierin alkollü ve kibar yaşantısına göre biçimlenmektedir. Devlet kesesinden ayrılmış paralarla kokteyl düzenleyip, "icra-i meslek" etmek, bu mutlu azınlık mensuplarının en büyük işleridir. Kendi aralarında herkesi küçük görmek, kendi yaşantılarının dışında kalanları kınamak, kendilerini çok ileri, başkalarını çok geri bulmak bu meslek memurlarının büyük çoğunluğunun ortak özelliğidir. Sadece onlar batılı, kültürlü ve aydın, onların dışındakiler geri ve kültürsüzdür. Devletin bütün olanakları onlar için kullanılmalı ve bu "prensler" Türkiye'yi gereği gibi temsil etmelidirler.
Alınterinden bihaber olan, hakkı lugatta deyim sanır.
(...) Yeni yasalar, bol aylıklı, şık giyimli, otomabiili ve özel bayan sekreterli sendika ağalığının ortaya çıkmasına yol açtı. Bunların işçiyle bir ilgisi yoktu. Bütün çabaları, bir toplu sözleşme yapmaktan ibaretti.
"Evrenin zaman ve uzayının enginliği içinde insan rüzgarın savurduğu bir toz zerresine ya da minicik bir ışık huzmesine benzer. Ancak, derin iyiliğinin ve ahlaki çabasının soyluluğunun kusursuzluğu, onu hiçbir şeyde geri kalmayacak hale getirir."
" İnce san'atları birer birer görüp, cihanın sırlarına vâkıf olunca, insanın kabuğunun âlem, âlemin özünün de insan olduğunu anlayarak her şeyden feragat edip kendine döneceksin. " • Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.
Tarihçi Herodianus, Marcus Aurelius'un, kendisine başvuran herkesi kabul ettiğini ve muhafızlarına da kendisine yaklaşanları uzaklaştırmayı yasakladığını belirtiyor. Historia Augusta, onun bütün bu tavırlarını şu şekilde özetliyor:
"Halka karşı tam olarak sanki özgür bir devlet gibi davranıyordu."
Her devrin kumpası başka.. Gençlik, dıştan gelen baskılarla susmayınca, yeni bir yola başvuruldu. Bu da gençliği içten bölmek, birbirleri ile vuruşturmak.
Temelleri sarsılan bir düzen kendisini nasıl korur? Yoksulluk, gerilik ve karanlık bu düzenin dostlarıdır. Egemen sınıflar önce bunlardan yararlanırlar. Halkın din duyguları, mistik inançları, değişmez değer yargıları kullanılır. İktidarlar, siyasal egemenliklerini sürdürebilmek için, dinsel kişi ve kurumlarla açık ya da kapalı ilişkiler kurarlar.
Halkın alınterini savunanlar, hiçbir korkunun yükü altında ezilmezler. Yabancı sermayeye, uluslararası kapitalizme karşı dövüşenler, hiçbir ayıbın yüz kızartısını taşımazlar. Bunlar, milliyetçi ve halkçı savaşın neferleridirler. Yabancı sermayeden binlerce lira kazananlar yabancı iş çevrelerine uşaklık edenler, gayri milli sermayenin bekçiliğini yapanlar utanmalıdır. Savaşlarını, her türlü tehdide ve tehlikeye karşı yürütenierin bunun için korkuları yok. Karanlığın üzerine bunun için böyle korkusuzca gidiyorlar, inanarak, bilerek.
(...) Olayları tek başlarına alıp, bütün suçu kötü politikacı adını taktığımız soyut bir varlığa yüklemek hatadır. Düzensizlik, toplumun temelini sarsacak kadar köklüdür Bu düzensizliğin kişisel değil, toplumsal nedenleri vardır. Başbakanlara, bakanlara, milletvekilierine kızmak, sadece bir duygusal tepki olur. Önemli olan bugün perde önündeki partilerin, örgütlerin ve kişilerin **neyin temsilcisi olduklarını anlayabilmektir.**
Dönme dolap siyasi mizaçlar hangi arzın talebidir?
Hukuk, sosyal oluşumun çok gerisinde kalabilir. Yasalar, yazıldıkları anda eskirler. Toplumsal gelişimler, yasaların dar kalıplarını aşar ve bir gün yeni hukuk düzeninin temellerini atmaya başlar. Bir devirde suç olan bir kavram, bir başka devir de (...) bir hak olabilir.
Listen to Hoşgeldin (Birsen Tezer'li Olsun) by mervecalkan on #SoundCloud https://on.soundcloud.com/AATh .. ❄️✨️🎶 Merve Çalkan sesi diye birşey var. :) Eskimeyen parçalardan..
"Varlıkların ve olayların ne kadar hızlıca gelip geçtiklerini sıklıkla düşün: Çünkü evrenin özü sürekli akış halindeki bir ırmak gibidir. Etkinlikler onun sürekli dönüşümleri, nedenlerse binlerce iniş çıkışıdır. Hiçbir şey sabit değildir, senin yakınında olan bile. Geçmiş ve geleceğin her şeyi yutan, sonsuz boşluğunu da düşün. " (V, 23)
"Bu yeryüzünde tek bir şeyin değeri vardır: Yaşamını doğruluk ve adalet içinde geçirirken, yalancı ve adaletsizlere karşı da sevecenliğini koruyabilmek."
(...) İnsanın ahlaki iyiliği, tanrısal olan akıl sahibi doğanın bir parçası, bir uzantısı olan akıl sahibi doğasından hareket eder ve Marcus Aurelius'a göre bu doğa (VIII, 7, 2) "için hiçbir engel yoktur, o zeki ve adildir, çünkü zamanı, tözü, nedenselliği, etkinliği ve olayların kesişimlerini, eşit ve değerle orantılı (kat'axian) biçimde paylaştırmaktadır."
(...) Eğer bütün akıl sahibi varlıkların oluşturduğu bedenin bir organı olduğunu anlamadıysan, diyor Marcus Aurelius (VII, 13, 3): "henüz insanların yüreğinin derinlerinden sevmiyorsundur, yalnız ve katıksızca iyilik yapmaktan sevinç duymuyorsundur ve dahası, aynı zamanda kendine de iyilik yapmış olduğunu henüz bilerek değil, sadece görgü gereği iyilik yapıyorsundur."
Özgürlük, aydınlığın dostudur. Toplumunun geriliğini, karanlığını, yoksulluğunu düşünen aydın suç işlemiş olmaz. Bu çabalar ancak, toplum adına, demokrasi adına işlenen suçları ortaya koyar, bu suçları önler. Geri kalmış toplumlarda bu görev bir kat daha gereklidir. Aydın, azgelişmişlik koşullarından kendini kurtarabilmiş, toplumunun, ulusunun gerilik nedenlerini araştırabilmiştir. Ülkesinin kıt olan eğitim olanaklarında yararlanarak kişisel eğitimini tamamlamış, yabancı diller öğrenmiş bir aydın, diplomasını arz ve talep kurallarına göre satışa çıkarmıyor, toplumunun sorunlarına eğiliyorsa, ona ancak saygı duyulur.
Ancak inanıyoruz ki Türk halkının kanı ile savaş meydanlarında kazanılmış egemenliğimiz hangi anlaşmaların yükümlülükleri ile elimizden alınırsa alınsın Anayasa'nın istediği Tam Bağımsız Türkiye, devrimcilerin çelik elleri ile kurulacaktır. Geceler tulu-i haşre kadar sürmez.
"Bana ne şekilde hareket ettiğinden kaygılanan, elde edeceği sonuçla değil, ediminin kendisiyle ilgilenen, iyice düşünüp taşınırken sonunda elde edeceği şeyden değil, bu düşüncelerin kendisinden endişelenen birini gösterin." *Epiktetos
"Bütün insanların esenliğini gözetmeli, insan toplumuna hizmet etmelisin. Doğa ilke olarak, senin kişisel yararının ortak yarar ve karşılıklı olarak ortak yararında senin kişisel yararın olmasını sağladı... İnsanlar arasında, bağı bizzat doğa tarafından kurulmuş olan bir ortaklık bulunduğunu hiç unutmaman gerekir."
Bir türlü dünyanın nereye döndüğünü anlamamışız. Nerede özgürlük varsa orada suçlu aramışız. Nerede altın beyinli, yürekli aydın çıkmış, atmışız içeri. Fikre karşı kelepçeyi, bilime karşı kaba kuvveti kullanmışız. Demokrasi diye, beyni küflü politikacı, yabancı sermaye, vatan millet nutku, siyasi dedikodu.
"Her birimize sonsuz zamanın geniş boşluğundan ne kadar da küçücük bir parça ayrılmış. Çünkü hepimiz sonsuzluğun içinde hızla yitip gidiyoruz. Evrensel özün, evrensel ruhun ne kadar küçücük bir parçası bu! Yeryüzünün tamamına göre ne kadar minicik bir tümseğine tırmanıyorsun."
"Tek sevincin, tek dinlenmen, toplum yararına olan bir eylemi tamamlayarak, Tanrı'nın hatırası eşliğinde, yine toplum yararına olacak bir sonraki eylemine geçmektir" (VI, 7)
"Ruh bütün dünyada ve onu kuşatan boşluğun içinde gezinir, sonsuz zamanın sonsuzluğuna yayılır ve evrenin dönemsel olarak yeniden doğuşunu kucaklayıp onu tasarlar." İnsan sonsuzluk için yaratılmıştır.
Tohum çift yönlüdür: Hem içinde bir dürtü, bir itki taşıyan bir güç içermektedir hem de canlı varlığın gelişiminin bütün aşamaları programlanmış olarak onun içinde bulunmaktadır. (...) Tanrı, yani akıl, doğa ve bütün varlıkların kaynağı da bir tohumsal akıl dır ve diğer bütün tohumsal akılları içinde taşır.