Elindeki kitabın sayfasını kıvırıp şöminenin yanında bulunan yeşil berjere yasladı sırtını. Okuduğu hikâye gerçekleşmesini istediği hayatın bir parçası gibiydi. Gözlerini kapadı, raflarını düzenlediği kitaplığını hayâl etti. Her rafı rengârenk cıvıl cıvıl çocuk kitaplarıyla doluydu. Sabah çocukları nefis kurabiyelerle karşılamak için akşamdan tüm hazırlıklarını tamamlamış, çocukların en sevdiği masal kitabını masanın üzerine bırakmıştı. Bahçeden toplanmış pembe güllerin kokusu evin her köşesine sinmişti. Belki de onlara sürpriz şekerlemeler ve kendi elleriyle diktiği bez bebekleri hediye edebilirdi. Saçlarını iplerle kadayıf teli gibi salık bırakır, gözlerini mavi boncuklarla iğnelerdi. Bu fikir fazlasıyla hoşuna gitmişti. Böyle bir kitapevine hangi çocuk gelmek istemezdi ki... Gözlerini açtı, kıvırdığı sayfayı zarif elleriyle düzeltip kaldığı yerden okumaya devam etti. Zamanın su gibi akıp gitmesine rağmen demlenmiş çayı ile gecenin kör sayfasında kendine bir yer edindi. @huriyecap
Sosyal Kitap üyelerimize ait eserlerin de yer aldığı "ça(y)lakalem dergimizin 2. sayısı çıktı, okurlarını bekliyor. Temin için; https://dergipo.com/urun/cayla ..
cesaretin var mı aşka? ya da bilinmeyen saat uygulaması
Cüneyt Ergün'ün "bilinmeyen saat uygulaması" şarkısına ait o meşhur klibi hatırlamayan yoktur herhalde. Sabah sabah kısa bir kesit olarak karşıma çıkınca, bu kez ertemeleyip izlemeliyim dedim. 2003 yılına ait bir filmmiş ve ben o zamanlar liseye gidiyordum. Şaka gibi 20 küsür yıldır ertelenir mi bi film. Bazen bir film bazen başka şeylerdir bu ertelenişler. Garip...
Julien ve Sophie karakterlerinin büyüdüklerinde bile hâlâ devam ettirdikleri çocukça oyunlarını konu alan değişik bir filmdi. Kendime ayırdığım kısıtlı zamanımın 1 buçuk saatine değip değmediğini düşünüyorum yazarken :) ama aptalca bir gülümseme hissi bırakmış olması çok da zaman kaybı değilmiş gibi geliyor sanki.
Uyumayacaksın Memleketinin hali Seni seslerle uyandıracak Oturup yazacaksın Çünkü sen artık o sen değilsin Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin Durmadan sesler alacak Sesler vereceksin Uyuyamayacaksın Düzelmeden memleketin hali Düzelmeden dünyanın hali Gözüne uyku giremez ki... Uyumayacaksın Bir sis çanı gibi gecenin içinde Ta gün ışıyıncaya kadar Vakur metin sade Çalacaksın.
Selam arkadaşlar. Şimdi, şu saatte yarın için mercimek çorbası yapıyorum. Soğanları kavururken; bu çorba bir şiir olsa adı ne olurdu dedim kendime. Sonra size de sormak istedim 😊
Yeni Uğultulu Tepeler uyarlamasına ilk tepkiler: Kusursuz
Emerald Fennell'ın Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) uyarlamasına ilk tepkiler geldi ve film şimdiden "kusursuz" diye anılmaya başladı.
Emily Brontë klasiğinden uyarlanan yapımda Margot Robbie, Catherine Earnshaw'u, Jacob Elordi ise görkemli malikanede birlikte büyüdüğü yetim Heathcliff'i canlandırıyor.
Film, 28 Ocak gecesi Los Angeles'taki prömiyerle ilk kez izleyici karşısına çıktı. İlk yorumlarsa büyük ölçüde olumlu: Eleştirmenler özellikle filmin görselliğini, işçiliğini ve iki başrol arasındaki kimyayı övüyor.
-Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim- diye düşündüm.; Mutfak işinden de anlarım. Donattım sofrayı. Bayağı uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim. Bayağı da para gitti. Birinin yediğini öbürü yemez. Ötekinin içtiğini beriki içmez. Dört kişilik sofra kurdum. Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım. Müziği de ayarladım. Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz. Birden 20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum. 40 yaşımın karşısına da, ben geçtim. yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi. Yatıştırayım dedim. -Sen karışma moruk- dediler. Büyük hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular. Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı. Evin de içine ettiler. Ben de kabahat. Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine… Can Yücel
- Belki ben İngiliz fabrikalarında bir iş bulabilirim. - Fabrikada çalışmak kadınlara göre bir şey değil. - Kıçlarının üzerlerine oturmak da erkeklere göre bir şey değil. Angela’nın Külleri Hatıralar
Beyninizi güzel düşüncelerle doldurun. Bunlar sadece size özgüdür, kimse onlara karışamaz. Fakir olabilirsiniz, ayakkabılarınız yırtık olabilir ama kimse düşüncelerinize dokunamaz. Çünkü beyniniz sizin kutsal sarayınızdır. Angela’nın Külleri Hatıralar
İnsanların ölmelerini sağlamak için yaşamsal harcamaların değeri artıyor. Gerçek şu ki; herkese yetecek zaman var. Kimsenin vaktinden önce ölmesi gerekmiyor.
- Hiç ölen birini tanıyor musun? - Birkaç kişinin ölümsüzlüğü için diğerleri ölmeli. - Bu da ne demek şimdi? - Herkes sonsuza dek yaşayamaz, o kadar yer yok.
Bu akşam Tanpınar ve şiirleri üzerine toplandık. Kıymetli hocalarımızla birlikte edebiyat meclisimize Tanpınar'ın şiirlerini misafir ettik. Kuş olup kanat çırptılar mısra mısra... Dışarıda yağmur yağıyordu inceden, içeride mistik bir hava... Çayımızın dumanına karışan şiir, ellerini göğsüne kavuşturan uslu bir çocuk olup yüzümüzü gülümsetti. İçiyorduk ha bire, bir bardak, bir bardak çay daha... İşte ben de öyle; "NE içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında;"
- anne bence bunu değişmelisin - neyi (üstüme bakıyorum, kıyafetimi beğenmediğini düşünüyorum) - şeyi yani, bize hep kendi istediğin saç modelini yapıyosun, bunu seviyorum - öyle mi... peki daha dikkat ederim. ama çok yakıştı iki kuyruk - tamam bugün güzel oldu ama başka zaman istemediğimiz model yapıyosun
Aklıma annemin bana yaptığı tek tip saç modeli geliyor, kafamın tepesinde bir kuyruk. Üüürü üüü modeli :)
Emanet kitap almayı pek sevmiyorum. Elimde arkadaşımın kitabı var, altını çizmek istiyorum ama izin vermiyor. Neymiş efendim cetvelle çizecekmişim. Yok daha neler 🥲
Az önce 1. sınıfa giden kızım yanıma gelip öğrendiği harflerden cümle kuralım dedi. Birkaç tane kendi yazdı, benden de örnek istedi. "Ali nar at." Olur mu dedim. "Hayır anne nimet o, atılmaz. Al olsun" dedi. Ali nar al yazdı, ben de utandım 😒