"Doğu, ruha, Batı da maddeye, dürbünün doğru tarafıyla bakmış; Doğu maddeye, Batı da ruha, aynı dürbünün tersini çevirmiştir."
Necip Fazıl Kısakürek “ İdeolocya Örgüsü”
__________ Kozmos
Millet 15 yaşında basketbol deplasmanında maçtan sonra kafede takılırken, ben kitapçıdan iki koli kitapla çıkan o tuhaf çocuktum işte. Benim sığınağım insanlardan çok o kolilerdi. Zaten 9 yaşında Mısır’ı, sırları, hiyeroglifleri yiyip bitirmiş, beyninde reset mekanizması olmadan doğmuş biriyim; hafızam ucu bucağı olmayan yaşayan bir arşiv. İşte o sınırsız arşive 15 yaşında Necip Fazıl’ın kelimelerini fırlattım.
İdeolocya Örgüsü benim için sadece bir fikir serisi ya da ideolojik bir manifesto olmadı hiçbir zaman. O beynimdeki devasa kozmosun içine düşen en asil dil işçiliğiydi. Necip Fazıl, o devasa hafızamın içine kelimeleri alelade fırlatmadı; adam resmen her bir cümleyi, her bir dizeyi inci tanesi gibi tek tek dizdi oraya.
Fikirler tartışılır, sistemler değişir ama o adamın Türkçeyi büküşü, o tonundaki kibirli ama büyüleyici asalet... O yaşta benim gibi bir kitap delisi için çölde vaha bulmak gibiydi. O yaşta o seriyi bitirdiğimde anladım ki, bazı insanlar sadece yazmaz; kelimelerle yeni bir evren inşa eder. Hafızamda her şey ilk günkü gibi taptaze duruyor ve o inci tanesi gibi dizilmiş cümlelerin çıkardığı ses, hâlâ o iki koli kitapla yürüdüğüm sokaktaki kadar net.