Oraya ait olduğunu hissediyor, orada olması gerektiğini, masmavi deniz, güneşten ağrımış iskeleler, kuru iğne yapraklı ağaçlar her şey neredeyse içgüdüsel biçimde o kadar tanıdıktı ki, başka bir hayatta burada yaşamış olması gerektiğini hissediyordu. O adalarda huzurluydu: akşam eve her döndüğünde büyü bozuluyor, dünyayı yine güvensiz bir yer haline geliyor.