"Kötü bir düşünce: Kimsenin sana ihtiyacı yok, kendi kültürüne tamamıyla yabancısın, onun için hiçbir şey yapmadın, sen hiçbir şeysin. Ama Avrupa‘da ya da başka bir yerde SSCB‘de en iyi yönetmen kim diye sorulduğunda, cevap Tarkovski. Fakat burada tek kelime edilmiyor. Ben sanki yokum, yaşamıyorum, boşlukta yer kaplamayan bir şeyim. Hiç kimsenin sana ihtiyaç duymaması, baş edilmesi çok zor bir duygu. Ben de daha aşağı birinin gücüyle ayakta durmaktan nefret etmeliyim. İsteğim, bir insanın hayatını doldurmak, ya da değişik hayatları..."Kendimi çok kısıtlanmış hissediyorum. Ruhum içime sıkıştırılmış durumda, başka bir hayat alanına ihtiyacım var... Kendimle ilgili anıları okuyorum da ne üzücü, tam bir Rus öyküsü. Tatmin olmamış bir hırsla kendini yiyip bitirmiş çocuksu, saf bir kişilik. Mutsuz, çok mutsuz bir adam!.. Oysa benim tek isteğim, bir şeyler yaratmak..."
Her şeyin kendiliğinden çözüldüğünü biliyoruz ama hiçbir zaman bu gerçeğe güvenmiyoruz, bunu görmemezlikten geliyor ve kafamızı cehenneme çeviriyoruz.
Bu gece geç saatte gökyüzüne bakıp yıldızları seyrettim. Sanki onlara ilk kez bakıyormuşum gibi geldi. Büyük bir şaşkınlığa uğradım. Yıldızlar üzerimde olağanüstü bir etki bıraktılar.
Başka insanların değerini hakkıyla biçebilenlerin sayısı çok az. Bu bir doğa vergisi. Hatta, bu yeteneğe sadece muhteşem insanların sahip olduğunu söyleyebilirim.
Evrensel yok oluşa karşı direnç gösterecek tek şey, sevgi ve güzelliktir. Dünyayı bir tek sevginin kurtaracağına inanıyorum. Onsuz her şey yok olacak. Bu olmaya başladı bile.
Keşke insanlar dünyayı kurtarmak yerine kendilerini kurtarmak isteseler, keşke dünyayı ozgurlestirmek yerine kendilerini özgürleştirmek isteseler; işte o zaman dünyanın kurtuluşu ve insanlığın bağımsızlığı adına çok şey yapmış olurlardı.