Şimdi biliyorum ki en güçlü insanlar diğerlerini seven ve onların da kendilerini sevmesine izin verenler. “Kimse bir ada değil," diyen bir şiir vardı, sanırım şimdi bunun ne demek olduğunu anlıyorum.
Uzun yolculuklar da küçük bir adımla başlamaz mı? Hem bazen oturup dinlenmek ya da ilerisi çok korkutucu olduğunda geri dönmek gerekir ya da öncesinde yapmanız gereken başka şeyler vardır. Ama yine de küçük adımlar olmadan o yolculuğa çıkamazsınız.
Ve şimdi manevi gücümü nerede bulacağımı biliyorum. O size diğer insanlar tarafından verilmeli. Biri sizi düşündüğünde, önemsediğinde size kendisinden bir parça verir. O parça sizi güçlendirir.
İnsanın insana ihtiyacı vardır. Zarar görmemek için kendini sürekli diğerlerinden uzakta tutamazsın ki. Bunun tek sonucu şu olur; yine zarar görür, yara alırsın ve yalnız kalırsın.
"Belki, üzüntünü çok uzun süre kilit altında tutunca daha beter artıyordur. Bir deponun dolması gibi. Sonra bir gün depo çatlar ve sen normalden daha çok üzüntüye boğulursun çünkü hepsini içinde biriktirmişsindir."
"Manevi güç dayanak noktandır," deyip boyama kitabına geri döndüm. "Üzgün, endişeli, yalnız olduğun durumlarda ya da bunlara benzer durumlarda içindeki manevi gücü bulman gerekir. Bu kötü duygulardan kurtulmak için onu kullanıp yeniden mutlu olursun. Bu seni güçlü yapan şeydir, anlıyorsun değil mi?"