Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler, toprağı adımlarıyla titretti. Ay, gecelerine yol gösteren oldu. Tüm insanlık bu cengi bekledi. Üç taraf vardı: Gök Tanrı’nın orduları, Karanlık Ülke ve korkaklar!
Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına, kalelerine sinen krallar ve hanlar, kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar. Karanlık Ülke’ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli, çelik bilekli Türklerdi. Yeryüzünü karanlığa çevirmek, toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar.
Onlar, içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan, Gökbörü’nün yolunda ölüme yürüyenlerdi. Her şeyi ulusları, toprakları ve soyları için yaptılar. Gelecek, pusatlarının ucundaydı. Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan, acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı!
Gök Tanrı’nın orduları, o gece, Tamu’nun pençelerine karşı cenk etti. Acunu dize getirenler, Karanlık’ın ordularını yok ettiler…
Atalar Cengi, Türk mitolojisini ve Orta Asya kültürünü merkeze alan, destansı bir anlatı sunuyor. Çağlayan Yılmaz, romanda kadim inançları, sözlü kültür öğelerini ve savaşçı toplulukların yaşam pratiklerini gün yüzüne çıkarıyor. Metin, ritüelleri, doğaüstü unsurları ve kahramanlık temasını iç içe geçirerek okuyucuyu kadim bir zamanın atmosferine taşıyor. Yazar, hem tarihsel duyarlılığı hem de mitik dili koruyarak sürükleyici bir anlatım kuruyor. Roman, geleneksel Türk kültürüne ilgi duyan okurlar için bütünlüklü ve akıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Keyifli okumalar.