Ne kardeşlerinin ne kervancıların ne de züleyha'nın cebr-iyi cefasını hak edecek hiçbir hatası olmadı Hz. Yusuf'un. Hiçbirimiz Yusuf kadar masum değiliz.
Rüya'nın hakikatine engel gibi görünen her hadise, Hz. Yusuf'un karşısına çıkan her artniyetli kişi - ki bunlara şeytan da dahil- Allahın takdirini engellemek bir yana dursun, o takdire hizmet eden bir vasıtaya dönüştü
Yerde ve gökte bulunan her şey Allahın hükmüne boyun eğmiştir, eğmektedir. Hz. Yusuf'un atıldığı kuyu, Musa'nın bırakıldığı nehir de Allahın kuludur, onlar da Allahın hükmüne boyun eğmişlerdir.
Allahın hükmüne karşı yerdeki ve gökteki her şeyin boynu kıldan incedir.
Allah sıkıntılarla örülmüş bir yoldan zafere nasıl da ulaştırıyor. Mısır'a sultanı kuyudan nasıl da geliyor. Hepimiz kendi kıssamız içinde çetin yollardan geçiyoruz. Hz. Yusuf'un sabrı teslimiyeti ve tevekkülü lazım bize. Madem kutlu bir rüyanın muştusuna giden yol elemden, çileden, zindandan ve kuyudan geçiyor, o halde beni de "Sürün köle diye panayırlara /Mısır'a sultanı kuyudan gelir" diyebilmek, öyle dik durabilmek gerek. Bir çile yumağının içinden nasıl bir saadet çıkıyor. Ayrılıklardan sonra kavuşmak nasıl da mukadder oluyor.
Zaman bizim için döngüseldir, düz çizgisel değildir .Biz yaşadığımız her an , geldiğimiz yere,varlığımızı bulduğumuz kaynağa,Allah'a dönüyoruz. Bizim bilincimizde zaman döngüseldir, daireseldir.