Kün, gerçekçi bir zemin üzerine kurulmuş ama gerçeklikle yetinmeyen bir romandır. Ne tamamen fantastiktir ne de tamamen realizmle sınırlıdır. Bu romanın dünyasında şunlar mümkündür: Tam ölmemiş ölüler vardır, cami imamıyla ateist konuşabilir,köpekler Konya ağzıyla konuşabilir,küçük hayatların büyük kaderlerle kesişmesi mümkündür. Bu yüzden romanın türü en doğru şekilde şöyle tanımlanır: Büyülü gerçekçilik + grotesk + yerli taşra anlatısı + metafizik tat
Roman, Ankara Çayı kıyısı ve eski Konya atmosferinde geçen, “sıradan” görünen insanların sıra dışı kaderleri üzerine kuruludur.
Kitap şunu anlatır: Hayat dediğimiz şey aslında düz bir çizgi değildir. Görünmeyen kapılar, konuşulmayan hakikatler, bastırılmış arzularla doludur. Romanda bir “tek ana olay”dan çok birbiriyle iç içe geçen hayatlar ve tuhaf kaderler vardır. Önemli nokta: Bu bir “macera romanı” değil, hayatın tuhaflığı üzerine kurulmuş bir romandır. Romanın temel mesajı şudur: Hayat sandığımız kadar mantıklı, düzenli ve temiz değildir. Asıl hakikat, tuhaflıkların, çarpıklıkların ve bastırılanların içindedir. Bir diğer güçlü fikir: İnsan, sıradan hayatının içinde bile trajik, komik ve karanlık bir varlıktır. Romanın ana temaları: Taşra hayatı (Konya – Ankara hattı),sıradan insanların trajedisi,inanç – inkâr çatışması (imam – ateist yan yana),ölüm ve yarım kalmışlık,yoksulluk, ezilmişlik, küçük adamlar,toplumsal ikiyüzlülük,yerellik ve dil Anlatım Tarzı Dil Sezgin Kaymaz’ın en güçlü yönü burada: Argo,halk dili,konya ağzı,sokak Türkçesi,küfür, ironi, halk deyişi Bu dil bilerek süslü değildir, bilerek “yerlidir”. Üslup Roman: Mizahi ama karanlık,eğlenceli ama ürpertici,abartılı ama anlamlıdır. Yazar bilinçli olarak: Grotesk sahneler kurar,abartılı karakterler yaratır. Gülünçle korkuncu yan yana getirir.Bu, romanın alametifarikasıdır. Karakter Yapısı Bu kitapta karakterler “derin psikolojik portreler” olmaktan çok: Toplumu temsil eden tiplerdir. Örnek tip yapı: İnançlı görünen ama karanlık tarafları olanlar Saf görünen ama içinde fırtınalar taşıyanlar Küçük adamlar Taşra insanları Köpeklerin konuşması bile metafordur: → İnsanların yerine hayvanların bile “hakikati” söyleyebildiği bir dünya. Mekânın Rolü Ankara Çayı – Konya hattı bir dekor değildir. Mekân: Çamurlu, dar, sıkışık,bunaltıcı Bu bilinçli seçilmiştir çünkü: Karakterlerin iç dünyası da tıpkı bu mekânlar gibi dar, bulanık ve boğucudur. Mekân, romanın bir karakteridir. Romanın Gücü Bu romandaki en önemli başarı şudur: Hayatı “düz” anlatmaz, gerçekliği çarpıtır ama yalan söylemez, komikle korkuncu bir arada yaşatır, taşra dilini edebiyata taşır, toplumu üstten değil içten eleştirir. Kısa ve Net Yorum Kün, şunu yapan bir romandır: “Bak, hayat dediğin şey düzenli bir masa değil; devrilmiş bir sofra, kırılmış bir tabak ve hala kaynayan bir tenceredir.”