(...) projelerini tamamına erdirene kadar kendine saklamasıyla meşhur. Önden okutup fikir almaz. Röportaj vermez, sosyal medyada pasajlar paylaşmaz. Ajanlarının ve editörlerinin bile, o son noktayı koymadan önce metnin ana hatlarını görme fırsatı olmaz. "Hayatta kalabilir hale gelene kadar içimde gelişmesi lazım." demişti bana bir seferinde. "Henüz olgunlaşmadan dünyaya maruz bırakırsam ölür.'’
Bütün yazarlar yayıncısından nefret ediyormuş. Külkedisi hikâyeleri külliyen yalanmış sıkı çalışmak, sebat etmek ve şans kapılarını tekrar tekrar çalmak lazımmış.
“Bu ailede hiç sahtekarlık yok ;açık yürekli ,sevgi dolu bir güven var sadece ,hayatımda tattığım en iyi acılı karalahana çorbası ve mısır ekmeği de cabası .”
Sarı yüz günümüz dünyasını tüm gerçekliği ile gözler önüne sunan bir roman . Edebi dili basit kalsa da mesaj verme amaçlı yazıldığı için okunabilir günlük bir dil kullanılmış . Kitap iki kadın arkadaş üzerinden karşılaştırmalı olarak devam etmektedir. Athena ve June ikisi de kitap yazarıdır . Fakat Athena Çinli Amerikalı olarak dikkat çeken yönlerini ve medyayı çok iyi kullanan başarılı bir yazar . June ise daha başarısız ve Athena’yı kıskanıyor. Basit bir kaza ile ölen arkadaşı Athena’nın yazmış olduğu yeni kitap taslağını çalarak kendi romanı gibi gören June bundan pişmanlık duymayıp kendinin hakkı olduğunu savunmaktadır. Kitap ise “bazı insanlar yüzleşmez , bazı sistemler suçluyu ödüllendirir.” Mesajı taşımaktadır.
"Sarı Yüz", R. F. Kuang’ın yayıncılık dünyasını, ırkçılığı, kültürel sahiplenmeyi (ve edebiyattaki güç oyunlarını sert bir dille eleştiren, kara mizahla örülü bir romanı. Roman, özellikle son yıllarda edebiyat dünyasında sıkça tartışılan iki büyük meseleyi merkezine alıyor: ✔ Kim hikâye anlatma hakkına sahiptir? ✔ Beyaz yazarların azınlıkların kültürünü kullanması etik midir?
1) Konu ve Temel Çatışma Hikâye, yeteneği sınırlı, ünlü olamayan beyaz bir yazar olan June Hayward’ın gözünden anlatılır. En yakın “arkadaş”ı daha doğrusu içten içe kıskandığı Asyalı yıldız yazar Athena Liu bir kazada ölür.
June, Athena’nın yayınlanmamış el yazmasını çalıp kendi eseriymiş gibi yayımlar. Ama sorun şu: Bu roman Çin tarihi, kültürü, savaş acıları ile ilgili bir eserdir… ve June bu kültürün hiçbir parçası değildir. Bu noktada Kuang romanı bir gerilim–psikolojik çözülme atmosferine çevirir. 2) Temalar • Kültürel Sahiplenme Romanın ana tartışması: Bir yazar başka bir halkın acılarını, tarihini, kültürünü “malzeme” olarak kullanabilir mi? Kuang buna tek yönlü bir cevap vermez; soruyu okurun zihninde kaynatır. • Yayıncılık Dünyasının Kirli Yanları Kuang sektörü içerden bildiği için çok gerçekçi anlatıyor: pazarlama manipülasyonları, azınlık yazarların “süs” olarak kullanılması, sosyal medya linç kültürü, görüntü üzerinden samimiyet satılması… Her şey hem komik hem acı. • Kimlik Krizi ve Kıskançlık June’un iç monologları çok çarpıcı. Kendi yeteneksizliğini örtmek için: kendini kandırıyor,manipüle ediyor, kurban rolü oynuyor. Roman aslında bir benlik çürümesi hikâyesi. 3) Üslup Dil: hızlı, ironik, mizahi, yer yer rahatsız edici derecede dürüst. Aynı zamanda “kara komedi + sosyal medya gerilimi” gibi akıcı bir tempoya sahip. 4) Neden Etkileyici? Kuang, hem beyaz yazarları hem sistemsel ırkçılığı hem de sosyal medya aktivizmini acımasızca eleştiriyor.Hikâye yalnızca kültürel çatışma değil, aynı zamanda bir etik ve ego trajedisi.June karakteri kusurlu, iğrenç ama inanılmaz gerçek. Kendi zaaflarımızı düşündürüyor: “Kıskansam ne yapardım? Bir fırsat gelse etik davranabilir miydim?” 5) Sonuç “Yellowface / Sarı Yüz”, günümüz çağının en keskin edebiyat eleştirilerinden biri. Irk, kimlik, sanat ve ahlak arasında sıkışan modern dünyanın karikatürünü çıkarıyor. Hem eğlenceli hem rahatsız edici hem düşündürücü. R. F. Kuang’ın zekâsını, öfkesini ve cüretini çok net gösteren bir roman.