Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Biz insanlık olarak oldukça kısa görüşlüyüz, her şeyi hep kendi yaşadığımız dönemin koşullarına bakarak değerlendiriyoruz. Oysa tarihsel ölçekte baktığımızda bugün insanlık çok daha güvenli, daha vicdanlı ve daha bilinçli bir noktada.
İşte, sonunda yalnızdım! Ancak bu defa da yalnızlığa hapsolmuştum. Oysa ben sadece, istediğim zaman, içine girip çıkabileceğim bir yalnızlık odası istemiştim.
"Kemal Sayar, Mehmet Dinç ve Sadettin Ökten'in söyleşilerinden oluşan bu kitap, tam bir şifa kaynağı. Yazarlar merhamet ve doğa ekseninde insanın iç dünyasına ayna tutarken, modern hayatın getirdiği mekanikleşmeye karşı bizleri uyarıyor. Hüznü, insanı olgunlaştıran bir yol arkadaşı olarak betimleyen bu eseri çok beğendim. Ruha dokunan bir okuma arayan herkese tavsiyemdir."
Çocukların her yaptığını onaylamak, her kararını "eyvallah "etmek ... Sanki çocuk en doğru seçimleri yaparmış gibi ona tabi olmak. Bu, çocuğun fazla özgürlük ve şımartılmasına sebep oluyor. Oysa en büyük sevecenlik, çocuğa yeri geldiğinde "hayır "diyebilmektir.
Dünya bize zarar verdi yalnızca. Keskin bıçağını hep üstümüze doğrulttu, bizi hedef aldı. Keskin tarafı üzerinde parçaladık dizlerimizi, kimseye yapmadığı kadar bizi hırpalamayı becerdi i. Biz de bıraktık onu
Keşke insanları da ağaçlar gibi budayıp gençleştirebilsek. Kötü anıları kessek, acıları,bütün hayal kırıklıklarını, ölü bir hücre gibi çıkarsak; hataları, aptal kararları, yanılmaları kesip atsak, düşünceleri budasak
İnsanın "düşüşü" kendi ilahi özüne yabancılaşmasından, aslından uzağa savrulmasından, içindeki sonsuzluk özlemini görmezden gelmesinden başka nedir ki?