Almênya... Toprak, kimin elinden düşmeyen bir mektuptu? Yoldan sapmış gökyüzünün seyyahları mı; Onlar mıydı acılarıma tütün basan? Korkularım dikenli tellere takılmalıydı; Urganlar düşmeli sensiz geçen yılların boyunlarına. Ve makyajı dökülmüş duvarlara hapsedilen pencerelerde, Sırnaşık ışıklar uzanmalıydı yeryüzüne; Almênya, yanlış adrese yazılmış, yerine ulaşmamış bir zarf. Almenya'ya İletiler
Ayakkabımın taban açılmış, Evimin üçgen damında korkularım sarkmış, Gümüş buharı evimin taraflarına çöreklenmiş, Yollar yorgun, tavan basık, hava ise dilsiz bir matemden ibaret. Almenya'ya İletiler
Almenya'ya İletiler Almenya; bugün herhangi bir gün. Senin olmadığın günlere bir anlam ya da derinlik yükleme niyetinde değilim. Çanlardan ve minarelerden yükselen seslere senin sesini karıştıracağım, sonra muhtemel radyoların sesini kısacağım ve gerçekten duymak için kulak vermeye çalışacağım. Kalabalıkları, sanki bir fırlatma çemberinin içindeymişim gibi, kendimden uzağa savuracağım. Nefesini ekmeğime, tenini gömleğime süreceğim.
Günün yorgunluğunu geceleri kirli bir kıyafet gibi üzerimden atacağım. Sabahları ise daha güne başlamadan, işin ağırlığını sırtlanmış gibi hissedeceğim.Yaşamak için çok sebep var, ama ölmek için hiçbir sebep yok. Kalbimde küçük bir ibadet parçacığı gibi seni özlemeyi taşıyorum; ellerimde ve zihnimde, durmadan
Ve Almênya… Başak sarısı teninle bahçemdeki bitkiler senden ışık alıyordu, nefesinle su içiyordu; doğa bile bu hâle şerh düşer gibiydi. #Almênyayailetiler Almenya'ya İletiler
De bana Almênya, Seni hakkıyla seven kimdi? Kimdi tarağındaki kırılan dişle ürperip kendine gelen, Yeryüzünün bütün lisanlarında sadece seni nakşeden kimdi? Bütün güzellikleri gözlerinin hizasına yükselten, Kusurları ayaklarının altına çimen o el Kimin eliydi, söyle?.. Almenya'ya İletiler