Ortada engelin bulunmadığı durumda, aşk ilişkisi, düz bir ilişki biçimine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunur. Bu da âşığın işine gelmez. Çünkü âşık kendi aşkının içinde yitip gitmek, o aşkın içinde helak olmak ister.
Bir zamanlar en uzak mesafeden dart tahtasının kalbini vuran o keskin bakışlar, şimdi burnunun ucundaki iğne deliğini ıskalıyordu ya en çok da bu dokunuyordu ona.
Vurduğu her çekiç, demirle birlikte zihninin en girift köşelerindeki düşünceleri de dövüp biçimlendirirdi. Ancak bir süre sonra yorgunluk yüreğini bir mengeneyle sıkar, bilekleri kaskatı kesilir, kor demiri suya batırdığında çıkan tıslama, göğsünden fışkıran öfkeye dönüşürdü.
İnsanın ruhu, zihni ve tutkuları eğer o büyük engel olmasa bir kartal misali uçmasını sağlayabilirdi. Bu büyük engel tüm zaaflarıyla kendi vücudumuzdur.
Zaten sanma ki öte dünya, bu dünyadan bıçak kesimi ayrıdır. Bu dünyadasın ve her an öte dünyadasın da. Yaptığın her fiil, şimşek hızıyla hedefine varmakta ve mutlaktaki karşılığını bulmaktadır.
Ey insan! Tanrılığa özenme, insan! Sınırını bil. Yeniden diz çök. Allah'ın önünde yere kapan. Kendine, eşyaya veya başka bir insana değil, Allah'a kul ol. İnsan ve tabiatı, düşünceyi v sanatı putlaştırma.
Herhangi bir düzen, hiç değişmeden uzun zaman hemen hemen aynı kalıyorsa, o düzen bir bakıma, kendine mahsus bir ölüm kazanmış demektir. Bu kanun, vücut için de geçerlidir. Vücut, durmaksızın, ruha doğru bir atılım yapmadıkça bir nevi bir ölüme razı oluyor demektir.
Kadir gecesinin gizli olması gerektir; çünkü: açık ve seçik olarak bir gecenin kutsallaştırılması, Allah' tan başka Tanrı tanımama dini olan İslâm'a uymazdı; İslâm, değil bir insanın, bir gecenin bile putlaştırılmaması için gerekli temeli atmıştır.
"Kitap okurken yazarların hepsinin kuyuya düşmüş insanlar olduğunu öğrendim. Oradan yeni kurtulanlar da, çok önceleri çıkanlar da var ve sanki hepsi ileride o kuyuya yine düşeceklerini söylüyor."
Hayalin her şey olmadığı hissiyatına kapılıyorum. Hayallerin önemli olmadığını da hayalden önemli hiçbir şey olmadığını da söylemiyorum ama sırf hayalim gerçekleşti diye mutlu olabilmek için yaşamak fazla karmaşık değil mi?
Benim yapabileceğim ufacık bir iyilik, birine "Ben senin yanındayım" demek olamaz mı? Yetersiz ve güçsüz olduğumuz için sıradan olsak da, nazik bir yürekle hareket edebilmemiz yönünden kısacık bir anlığına da olsa, bizler de büyük birer insan olamaz mıyız?
"Bir keresinde, roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir, o yüzden yaşamın içinden, sıradan insanları temsil ederler demiştin ya. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak yaşıyoruz."
Güneş bir dağın yarığından çıkarken, bir gül açılırken, bir çocuk, okula başladığı an; bir insan şehit olduğu vakit; su kaynağından çıkarken neyse mü'min de oruçta o.
Dinî yaşayışın en konkre hali oruçladır. Deniz balık için ne kadar canlı ve kaçınılmazsa ve onu ne kadar içine almış kuşatmışsa, dinin insanı zaptetmesi, insanın tabiatüstüyle reel bağlantı kurması onunladır.