Kitabgâr

@kitbgar
Üye
location_on Trabzon
calendar_month Kasım 2025 tarihinde katıldı
ŞUAN OKUDUĞU KİTAPLAR
Tümü
OKUMALARIM
Tümü
Kitabgâr
#Keşke - @kitbgar
İleti
1a
imanla ölmek için şu duayı günde kırk kere okumalıdır:
(Ya hayyü ya kayyum ya zelcelali vel ikram, ya la ilahe illa ente.)
213
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
Açıklama: Sünnet yerine kaza kılınır mı?
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri (Fütûh-ul gayb) kitâbında diyor ki: Mü’minin en önce farzları yapması lâzımdır. Farzlar bitdikden sonra, sünnetleri yapar. Ondan sonra nâfilelerle meşgûl olur. Farz borcu varken, sünnet ile meşgûl olmak ahmaklıkdır. Farz borcu olanın sünnetleri kabûl olmaz. Alî ibni Ebî Tâlib “radıyallahü anh” bildiriyor: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Üzerinde farz borcu olan kimse, kazâsını kılmadan nâfile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse, kazâsını ödemedikçe, Allahü teâlâ, onun nâfile namâzlarını kabûl etmez). Abdülkâdir-i Geylânînin yazdığı bu hadîs-i şerîfi şerheden Hanefî mezhebi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki: (Bu haber, farz borcu olanların, sünnetlerinin ve nâfilelerinin kabûl olmıyacağını göstermekdedir. Sünnetlerin, farzları tamamlıyacağını biliyoruz. Bunun ma’nâsı farzlar yapılırken, bunların kemâllerine sebeb olan birşey kaçırılırsa, sünnetler, kılınan farzın kemâl bulmasına sebebolur. Farz borcu olanın kabûl edilmeyen sünnetleri bir işe yaramaz).
Kudüs kâdısı Muhammed Sâdık Efendi, fâite namâzların kazâ edilmesini anlatırken, şöyle bildirmekdedir: Büyük âlim İbni Nüceym hazretlerine soruldu ki, (Bir kimsenin kazâya kalmış namâzları olsa, sabâh, öğle, ikindi, akşam ve yatsının sünnetlerini bu namâzların, kazâlarına niyyet ederek kılsa, bu kimse sünnetleri terk etmiş olur mu?). Cevâbında: (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünki, beş vakt namâzın sünnetlerini kılmakdan maksad, o vakt içinde, farzdan başka bir namâz dahâ kılmak demekdir. Şeytân hiç namâz kıldırmamak ister. Farzdan başka bir namâz dahâ kılarak, şeytâna inat edilmiş, rezîl edilmiş olur. Sünnet yerine kazâ kılmakda, sünnet de yerine getirilmiş olur. Kazâ borcu olanların, her namâz vakti, o vaktin farzından başka namâz kılarak, sünneti yerine getirmek için, kazâ kılması lâzımdır. Çünki çok kimse, kazâ kılmayıp, sünnetleri kılıyor. Bunlar Cehenneme gidecekdir. Hâlbuki, sünnetlerin yerine kazâ kılan, Cehennemden kurtulur) buyurdu.
192'in 118. sayfasında
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
208
Kitabgâr
#Keşke - @kitbgar
İleti
1a
Günler geceler durmaz geçiyor,
Sermaye olan ömrüm bitiyor.
214
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
HASTALIKTA NAMAZ
Ayakda duramıyan veyâ ayakda durunca, hastalığının uzayacağını çok zan eden hasta, namâzını oturarak kılıp, rükü’ için bedenini biraz eğer. Sonra dikilip, sonra yere iki kerre secde yapar. Kolayına geldiği gibi oturur. Diz çökmesi, bağdaş kurması, ihtibâ etmesi, ya’nî kaba etleri üzerine oturup kollarını dizlerinin etrâfına halka yapması câizdir. Baş, diz, göz ağrısı hastalık sayılır. Düşmana görünmek korkusu da, özrdür. Ayakda orucu, abdesti bozulan da oturarak kılar. Bir şeye dayanarak ayakda durabilen dayanarak kılar. Ayakda fazla duramıyan, iftitâh tekbîrini ayakda alıp, ağrı hâsıl olunca, oturarak devâm eder.
Yere secde yapmakdan âciz olan, ayakda okuyup, rükü’ ve secde için oturarak îmâ eder. Oturup rükü’ için biraz, secde için dahâ çok eğilir. Bedenini eğemiyen, başını eğer. Birşey üzerine secde etmesi lâzım değildir. Birşey üzerine secde ederse, secde için, rükü’dan fazla eğilmiş ise, namâzı sahîh olursa da, mekrûhdur. Dayanarak oturmak mümkin iken, yatarak îmâ câiz olmaz. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir hastayı ziyâret etdi. Bunun eli ile yasdığı kaldırıp, üzerine secde etdiğini görünce, yastığı aldı. Hasta, odun kaldırarak bunun üstüne secde etdi. Odunu da aldı ve (Gücün yeterse, yere secde et! Yere eğilemezsen, yüzüne birşey kaldırıp, bunun üzerine secde etme! Îmâ ederek kıl ve secdede, rükü’dan dahâ çok eğil!)buyurdu. (Bahr-ür-râık)da bildirildiği üzere, Âl-i İmrân sûresinin yüzdoksanbirinci âyet-i kerîmesinde meâlen, (Namâzı, gücü yeten ayakda kılar. Âciz olan oturarak kılar. Bundan da âciz olan yatarak kılar) buyurulmakdadır. İmrân bin Husayn hasta olunca, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buna, (Ayakda kıl! Gücün yetmezse, oturarak kıl! Buna da kudretin olmazsa, yan veyâ sırt üstü yatarak kıl!) buyurdu. Görülüyor ki, ayakda duramıyan hasta, oturarak kılar. Oturamıyan, yatarak kılar. Sandalyada, koltukda kılmağa izn verilmemişdir. Hastanın ve otobüsde, tayyârede gidenin, koltukda, sandalyada kılması islâmiyyete uygun değildir.
192'in 114. sayfasında
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
287
Kitabgâr
@kitbgar
Kitapla
1a
Zemzem kuyusu
ŞİİRLERLE MENKIBELER
Yeni Bölüm Yayınlandı.
162
Kitabgâr
@kitbgar
Kitapla
1a
160
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
HASTALIKTA NAMÂZ
Gusl abdesti alınca, hasta olmakdan veyâ hastalığının şiddetlenmesinden yâhud uzamasından korkan, teyemmüm eder. Bu korku, kendi tecrîbeleri ile yâhud müslimân, âdil tabîbin [doktorun] söylemesi ile bilinmiş olur. Fıskı, günâh işlemesi dillere düşmüş olmıyan tabîbin sözü de kabûl edilir. Soğuk olup, barınacak yer, suyu ısıtacak şey, şehrde hamam parası bulamamak, hastalığa sebeb olabilir. Hanefîde, bir teyemmüm ile, dilediği kadar farz kılabilir. Şâfi’îde ve mâlikîde, her farz namâz için yeniden teyemmüm eder.
192'in 133. sayfasında
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
265
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
İslâmiyyetin bildirmediği şeklde ibâdet yapmak (Bid’at) olur. Bid’at işlemenin büyük günâh olduğu fıkh kitâblarında yazılıdır.
192'in 115. sayfasında
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
313
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
1a
İngiliz Câsûsunun İ`tirâfları
M. Sıddık Gümüş - Hakîkat Kitâbevi
292
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
Tefekkür Etmemek.
33 - İnsanın, günâhlarını düşünmesi ve bunlara tevbe etmesi, tâ’atlarını, ibâdetlerini düşünüp, bunlara da, şükr etmesi lâzımdır. Mahlûklardaki ve kendi bedenindeki ince san’atları, düzenleri, birbirlerine olan bağlılıklarını düşünerek de, Allahü teâlânın varlığını ve büyüklüğünü anlaması lâzımdır. Mahlûkların, varlıkların hepsine (Âlem) denir.
[Âlem, üç kısmdır: (Âlem-i ecsâd), (Âlem-i ervâh) ve (Âlem-i misâl). Âlem-i misâl, varlık âlemi değildir. Görünüş âlemidir. Her varlığın, bu âlemde bir görüntüsü bulunur. Âlem-ı ervâh, Arşın hâricindeki şeylerdir. Bunlar maddî değildir. Bunlara (Âlem-i emr) de denir. Âlem-i ecsâd, madde âlemidir. Buna (Âlem-i halk) da denir. Bu da ikiye ayrılır: İnsana (Âlem-i sagîr) denir. İnsandan başka varlıkların hepsine (Âlem-i kebîr) denir. Âlem-i kebîrde olan herşeyin, âlem-i sagîrde, bir nümûnesi, benzeri vardır. İnsanın kalbi, rûh âlemine açılan bir kapıdır. Kâfirlerde bu kapı kapanmış, harâb olmuşdur. Bunun için, kâfirlerin rûh âleminden haberleri yokdur ve olamaz. Kalbin hayât bulması, rûh âlemine açılması için tek çâre, tek ilâc, îmân etmesidir, müslimân olmasıdır. Mü’minin kalb kapısından Âlem-i emre girmesi ve bu âlemde sonsuza, ebedî hayâta ilerlemesi için, çalışması lâzımdır. İslâmiyyetin sekiz ana ilminden biri olan (Tesavvuf) ilmi, bu çalışmaları öğreten, mu’azzam bir ilmdir. Bu ilmin mütehassıslarına (Velî) ve (Mürşid) denir. Mürşidlerin en meşhûru, imâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkîdir. 1034 hicrî ve 1624 mîlâdî senesinde Hindistânda vefât etmişdir.
Tıb ve fen fakültelerinde okuyup da, mahlûklardaki san’at inceliklerini, aralarındaki hesâblı bağlantıları gören ve anlıyabilen aklı başında bir kimsenin, Allahü teâlânın varlığına, birliğine, büyüklüğüne, ilmine, kudretine inanmaması mümkün değildir. İnanmıyanın, anormal, geri kafalı, câhil olması, yâhud inâdcı, şehvetlerine düşkün bir budala olması veyâ nefsine esîr olmuş, işkence yapmakdan zevk alan, zâlim bir sadist olması lâzım gelir. Kâfirlerin hayât hikâyeleri incelenirse, bu üç kısmdan biri olduğu hemen meydâna çıkar.]
İslâm Ahlâkı
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
413
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
Holmes’un bilgi dünyası son derece tuhaftı; bildiklerinin sıra dışılığı kadar, bilmedikleri de en az onlar kadar şaşırtıcıydı. Modern edebiyat, felsefe ya da siyasetle neredeyse hiçbir bağı yoktu. Carlyle’dan birkaç satır okuduğumda kimin sözleri olduğunu sordu ve güneş sistemiyle ilgili temel oluşumları bilmediğini fark ettiğimde şaşkınlığım doruğa çıktı. On dokuzuncu yüzyılda yaşayan herhangi bir kültürlü insanın dünyanın güneş etrafında döndüğünü bilmemesi bana o kadar inanılmaz gelmişti ki, bunu gerçekten bilmediğine zor ikna oldum.

Yüzümdeki şaşkınlığı görünce hafifçe gülerek, yeni öğrendiği şeyleri unutmanın kendisi için daha hayırlı olacağını söyledi.

“Unutmak mı?” diye sordum.

Açıklamaya girişti: İnsan zihnini, boş bir tavan arasına benzetiyordu. Ona göre akılsız biri, eline geçen her bilgiyi o odaya doldurur ve işe yarayanlarla yaramayanlar birbirine karışır. Böyle biri, ihtiyaç duyduğunda doğru bilgiye ulaşmakta zorlanır. Oysa ustaca düşünen biri, zihnini düzenli tutar; içine ancak işine yarayacak bilgileri alır. Fazlası ise önemli olanın önünü tıkayıp unutulmaya itilir.

“Güneş sistemi ama!” diye itiraz ettim.

Holmes sabırsızca sözümü kesip, dünyanın güneşin etrafında dönmesinin kendisine ne fayda sağlayacağını sordu. Dünya ister güneşin, ister ayın etrafında dönsün, işine bir katkısı olmadığını söyledi.

Onun bu tavrı beni meraka sürükledi. Kendi uzmanlık alanının dışındaki hiçbir bilgiyi edinmeye yanaşmadığını anlamıştım. Bu yüzden bildikleri de yalnızca mesleğinde işe yarar nitelikteydi. Bu özelliklerini zihnimde tek tek sıraladım, hatta bir kısmını defterime geçirdim ve bunu yaparken kendi kendime gülmekten de geri duramadım.

Sherlock Holmes’un edebiyata dair bilgisi yoktu.

Felsefe bilgisi de aynı şekilde.

Astronomi konusunda tamamen bilgisizdi.

Politikadan az çok haberdardı.

Bitkiler konusunda değişken bir bilgi düzeyine sahipti; özellikle bazı zehirli türlere dair bilgisi güçlüydü.

Jeoloji hakkında pratik bir sezgisi vardı; toprağın türlerini ve çamur izlerinden nereden gelindiğini çıkarabiliyordu.

Kimya bilgisi olağanüstü derindi.

Anatomiye hâkimdi fakat bunu sistematik bir disipline dökmemişti.

Suç tarihi ve kriminoloji konusunda çok geniş bir bilgi birikimi vardı.

Viyolonsel çalabiliyordu.

Kılıç, boks ve eskrim gibi konularda yetenekliydi.

İngiliz hukukuna dair pratik bir hakimiyeti vardı.


Listeyi tamamladığımda notlarımı ateşe atacak kadar bunalmıştım. Bu adamın tüm özelliklerinin işine nasıl hizmet ettiğini çözebilirsem belki merakımdan kurtulurum diye düşündüm. Yetenekleri arasında beni en çok şaşırtan ise viyolonsel çalışıydı; diğer tüm becerileri bu kadar doğal dururken bunun tuhaf bir yanı vardı.
176'ın 29. sayfasında
Kızıl Soruşturma - Sherlock Holmes
Sir Arthur Conan Doyle - Yediveren Yayınları - 2020
459
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
1a
Yıldırım ile Timur arasında gidip gelen mektuplarda ağır hakaretlerin bulunduğu doğru mudur?
Bunlar bir takım romancıların romanlarında yazdıkları uydurmalardadır. Timur ve Yıldırım arasında iki hükümdara yakışır seviyeli mektuplaşmalar söz konusu olmuştur. Fakat Timur biraz daha uzlaşmacı tavır sergilerken Yıldırım Bayezid savaş yanlısı olmuştur
240'ın 126. sayfasında
Osmanlı Gerçekleri
Ahmet Şimşirgil - Timaş Yayınları - 2022
433
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
Kimi sâhile gider ve bu bana yeter der; kimi uzaktan görür, mest olur, başı döner,
kimi yalnız seyr eder, kimi bir katra içer;
bir Sensin bu deryadan içip içip de kanan!

HÜSEYN HİLMİ IŞIK Hakîkat Kitâbevi
512'in 6. sayfasında
Mektûbat Tercemesi
AHMET FÂRÛK - Hakîkat Kitâbevi
373
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
Yıldırım Bayezid intihar etti mi peki?
Osmanlı Gerçekleri Timaş Yayınları Ahmet Şimşirgil
Bu konu Neşrî Tarihi'nde "Bir hikâyet" başlığı altında geçer. Buna göre Timur, Rum vilayetini zapt edip Karamanoğlu'na vermiş, Bayezid Han da bunu işitince çok üzülmüş, incinmiştir. "Düşman elinde zebun olup memleketi yabancılar elinde görmektense ölüm yeğir," diyerek yüzüğündeki zehri içerek intihar etmiştir. AşıkPaşazade de "Semerkand'a götürüleceğini işitince kendi maslahatını gördü," diyerek o da intihar ettiğini ileri sürer.

Neşrî ve Aşıkpaşazade'nin bu ifadelerini alan yerli-yabancı bazı tarihçiler, romancılar, hikâyeciler Yıldırım'ın kendisini zehirlediği tezini ortaya attılar.
Oysa aynı Neşrî bu hikâyeyi nakletmeden önce vefatına iki neden gösterir. Birincisinde Yıldırım Bayezid Han'ın çok kederlenip eser-i humma olduğunu ve bu hastalığın günden güne büyüyerek vefatına yol açtığını yazmaktadır.
Mevlana Mehmet bin Kutbüddin İzniki'den naklettiği ikinci rivayetin sonunda ise Neşrî, hünkârın humma-yı muhrikadan hasta olup vefatına sebep olduğunu işittiğini yazar.
Timurlu tarihçilerden Şerefettin Yezdî de Yıldırım Bayezid'in nefes darlığı ve boğaz ağrısı çekerek vefat ettiğini yazmaktadır. Nizamettin Şamî ise Zafername'sinde, zamanla yerleşmiş olan hastalığı, kederinin de tesiriyle artarak kuvvetten düşüp vefat ettiğini yazar. Bu iki tarihçinin Yıldırım'ı tedavi eden doktorlardan bilgi almış olmaları kuvvetle muhtemeldir.

.....................

Ayrıca ne Yıldırım Bayezid Han'a gelinceye kadar ne de ondan sonra gelen Osmanlı padişahlarının savaşlara girerken yüzüklerinde zehir taşıdıklarına dair bir rivayet vardır, hiçbir kaynakta gösterilemez. Hele Yıldırım Bayezid gibi cesur, kahraman ve dinine bağlı bir hükümdarın savaşa girmeden esareti ve intiharı düşünüp yüzüğüne zehir koymasını tasavvur etmek kadar safdillik olamaz.

Bu meseleyi kaynakların ışığında ve tarih metodu çerçevesinde değerlendirdiğimizde anlaşılıyor ki, ülkesinin maruz kaldığı dehşetli felaket karşısında duyduğu üzüntü, bu büyük Türk hakanını çeşitli hastalıklara müptela ederek ölüme kadar götürmüştür.
240'ın 128. sayfasında
Osmanlı Gerçekleri
Ahmet Şimşirgil - Timaş Yayınları - 2022
443
Kitabgâr
@kitbgar
Kitapla
2a
260
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
Emir Timur kimdi?
Timaş Yayınları Ahmet Şimşirgil Osmanlı Gerçekleri
Timur'u anlayabilmek şahsiyetini öğrenebilmek için onun Tüzükât-ı Timur adlı eserini okumak gerekir. Oradaki fikirleri Timur'un bütün şahsiyetini gözler önüne sermektedir. O, oğullarına, "Benim uyguladığım ve size de vasiyet ettiğim ilkeler şunlardır." derken birinci prensibini şöyle belirtmiştir: Allah'ın dinini, İslam şeriatını dünyaya yaymayı gaye edindim. Her zaman her yerde İslamiyet'i tuttum. Adalet ve tarafsızlıktan ayrılmadım. İnsanların kalbini kazandım. Adalet ve iyi niyete dayanarak hüküm verdim. Peygamber soyundan olanlara, ilim adamlarına, kadılara, mütefekkirlere, tarihçilere özel ve yakın ile ilgi gösterdim. Halkın içinde bulunduğu durumu tam olarak bilmeye çalıştım.Büyüklere kardeşim, küçüklere çocuklarım gibi davrandım. Eyaletlerin, illerin âdetlerine, örflerine saygı gösterdim. Tecrübe bana gösterdi ki din ve yasalar üzerine kurulmayan bir devlet, uzun zaman ayakta kalamaz. Dine veya yasalara dayanmayan devlet, kalabalık içinde çıplak kalarak gözlerini yere indirmiş saygı ve itibarını yitirmiş adama benzer.
işte Emir Timur budur!
240'ın 120. sayfasında
Osmanlı Gerçekleri
Ahmet Şimşirgil - Timaş Yayınları - 2022
577
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Osmanlı Gerçekleri
Ahmet Şimşirgil - Timaş Yayınları - 2022
307
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
KÜFR BAHSİ
Küfr üç nev’dir: Cehlî, Cühûdî ve hükmî. Hakîkat Kitâbevi
I- İşitmediği, düşünmediği için kâfir olanların küfrü (Küfr-i cehlî)dir. Cehl de iki dürlüdür: Birincisi basitdir. Böyle kimse, câhil olduğunu bilir. Bunlarda yanlış i’tikâd olmaz. Hayvan gibidirler. Çünki, insanı hayvandan ayıran, ilm ve idrâkdir. Bunlar, hayvandan da aşağıdırlar. Çünki, hayvanlar, yaratıldıkları şeyde ileridirler. Cehlin ikincisi, (Cehl-i mürekkeb)dir. Yanlış, sapık i’tikâddır. Yunan felsefecilerinin ve müslimânlardan yetmişiki bid’at fırkasının açıkca bildirilmiş olanlara uymıyan i’tikâdları böyledir. Bu cehâlet, birincisinden dahâ fenâdır. İlâcı bilinmiyen bir hastalıkdır.
II- Küfr-i cühûdîye, küfr-i inâdî de denir. Bilerek, inâd ederek kâfir olmakdır. Kibrden, mevki’ sâhibi olmayı sevmekden veyâ ayblanmakdan korkmak sebebi ile hâsıl olur. Firavn ve yoldaşlarının, Bizans kralı Herakliyûsün küfrleri böyledir.
III- Küfrün üçüncü nev’i, (Küfr-i hükmî)dir. İslâmiyyetin îmânsızlık alâmeti dediği sözleri söyliyen ve işleri yapan, kalbinde tasdîk olsa da ve inandığını söylese de kâfir olur. İslâmiyyetin tahkîrini emr etdiği şeyi ta’zîm, ta’zîmini emr etdiği şeyi tahkîr küfrdür. Hüseyin Hilmi Işık NAMÂZ KİTÂBI
192'in 155. sayfasında
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
597
Kitabgâr
#Alıntı - @kitbgar
Alıntı
2a
Ayıplanmak korkusu
İnsanların kötülemelerinden ve ayblamalarından korkmağa karşı ilâc olarak şöyle düşünmelidir: Kötülemeleri doğru ise, ayblarımı bana bildirmiş oluyorlar. Bunları yapmamağa karâr verdim demeli, böyle kötülemelerden ferahlık duymalıdır. Onlara teşekkür etmelidir. Hasen-i Basrîye “rahime-hullahü teâlâ”, birisinin kendisini gîbet etdiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, (Sevâblarını bana hediyye etdiğini işitdim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyorum) dedi. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfeye “rahimehullahü teâlâ”, birisinin kendisini gîbet etdiğini söylediler. Ona bir kese altın gönderip, (Bize verdiği sevâbları artdırırsa, biz de karşılığını artdırırız) dedi. Yapılan kötüleme yalan ise, iftirâ ise, zararı söyliyene olur. Onun sevâbları bana verilir. Benim günâhlarım, ona yüklenir demelidir. İftirâ etmek, nemmâmlık yapmak, gîbet etmekden dahâ fenâdırlar. Nemîme, müslimânlar arasında söz taşımakdır. [(Mektûbât-ı Ma’sûmiyye) ikinci cild, 123. cü mektûbuna bakınız!]
İslâm Ahlâkı
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
681
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
KIYÂMET VE ÂHİRET
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
268
Kitabgâr
@kitbgar
İnceleme
2a
Kendini öğrenmek istiyenlere.
Bu kitabı okuyacak olan herkese: İster iyi, ister kötü; ister merhametli, ister vicdansız olsun, hiç fark etmez. Bu kitap, istisnasız herkesin okudukça kendinden tiksinmesini sağlayacaktır.
İslâm Ahlâkı
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
511
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
İslâm Ahlâkı
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
241
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Herkese Lâzım Olan Îmân
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
204
Kitabgâr
@kitbgar
Kitapla
2a
346
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Cevâb Veremedi
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
335
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
O hâlde, her mü’mine önce lâzım, birinci farz olan şey, îmânı, farzları, harâmları öğrenmekdir. Bunlar öğrenilmedikce, müslimânlık olamaz. Îmân elde tutulamaz. Hak borcları ve kul borcları ödenilemez. Niyyet, ahlâk düzeltilemez ve temizlenemez. Düzgün niyyet edinilmedikce, hiçbir farz kabûl olmaz. (Dürr-ül-muhtâr)daki hadîs-i şerîfde, (Bir sâat ilm öğrenmek veyâ öğretmek, sabâha kadar ibâdet etmekden dahâ sevâbdır) buyuruldu. (Hadarât-ül-kuds) müellifi, doksandokuzuncu sahîfede diyor ki, (İmâm-ı Rabbânîden (Buhârî), (Mişkât), (Hidâye), (Şerh-i Mevâkıf) kitâblarını okudum. Gençleri ilm öğrenmeğe teşvîk ederdi. Önce ilm, sonra tarîkat buyururdu. Benim, ilmden kaçındığımı, tarîkatden zevk aldığımı görünce, hâlime merhamet ederek, kitâb oku! İlm öğren! Câhil sofu, şeytânın maskarası olur, [Rütbetül ilmi a’ler rüteb] ya’nî, rütbelerin en üstünü, ilm rütbesidir buyurdu).
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 1995
607
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
[Dünyâ, ednâ kelimesinin müennesidir. Ya’nî, ism-i tafdîldir. Masdarı, dünüv veyâ denâetdir. Birinci masdardan gelince, çok yakın demekdir. (Biz en yakın olan gökü, çırağlarla süsledik) âyet-i kerîmesindeki dünyâ kelimesi böyledir. Ba’zı yerde de, ikinci ma’nâ ile kullanılmışdır. Meselâ (Denî, alçak şeyler mel’ûndur) hadîs-i şerîfinde böyledir. Ya’nî (Dünyâ mel’ûndur) demekdir. Alçak şeyler, cenâb-ı Hakkın nehy-i iktizâî ve nehy-i gayr-i iktizâîsidir. Ya’nî, harâm ile mekrûhlardır. Şu hâlde, Kur’ân-ı kerîmde, zem edilen, kötü denilen dünyâ, harâmlar ve mekrûhlardır. Mal kötülenmemişdir. Çünki, cenâb-ı Hak mala hayr adını vermekdedir. Bu sözümüzü isbât eden vesîka, bütün mahlûkların ve insanlığın üstünlükde ikincisi olan İbrâhîm halîl-ür-rahmânın malıdır. Yalnız yarım milyonu sığır olmak üzere, davarları, ova ve vâdîleri dolduruyordu. Görülüyor ki, islâmiyyet dünyâ malını kötülememekdedir. İbrâhîm peygamberin bu kadar zengin olması, sözümüzü isbât etmekdedir.] HÜSEYN HİLMİ IŞIK Hakîkat Kitâbevi
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 1995
604
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Eshab-ı Kiram
Hüseyin Hilmi Işık - Hakikat Kitabevi
299
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
FÂİDELİ BİLGİLER
Hüseyin Hilmi Işık - Hakikat Kitabevi
243
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
Perdeler arada oldukça çalışarak, uğraşarak perdeler kaldırılabilir. Şimdi kendini büyük bilmesi en büyük perdesidir.
Mektûbat Tercemesi
AHMET FÂRÛK - Hakîkat Kitâbevi
553
Kitabgâr
@kitbgar
Alıntı
2a
Namâzın kıyâmında, rükü’unda, kavmesinde, celsesinde, secdelerinde ve oturulduğu zemânında, ayrı ayrı,başka başka keyfiyyetler, hâller hâsıl olur. Bütün ibâdetler namâz içinde toplanmışdır. Kur’ân-ı kerîm okumak, tesbîh söylemek [ya’nî sübhânallah demek], Resûlullaha salevât söylemek ve günâhlara istiğfâr etmek ve ihtiyâcları yalnız Allahü teâlâdan istiyerek Ona düâ etmek namâz içinde toplanmışdır. Ağaçlar, otlar, namâzda durur gibi dik duruyorlar. Hayvanlar, rükü’ hâlinde, cansızlar da namâzda (Ka’de)de oturur gibi yere serilmişlerdir. Namâz kılan, bunların ibâdetlerinin hepsini yapmakdadır.
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
657
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okuyor.
@kitbgar
2a
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 1995
352
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı yarım bıraktı.
@kitbgar
2a
Mektûbat Tercemesi
AHMET FÂRÛK - Hakîkat Kitâbevi
326
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Kıymetsiz Yazılar
Hüseyin Hilmi Işık - Hakîkat Kitâbevi - 2018
253
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
NAMÂZ KİTÂBI
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2014
253
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı yarım bıraktı.
@kitbgar
2a
Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi
323
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okuyacak.
@kitbgar
2a
ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE
HÜSEYN HİLMİ IŞIK - Hakîkat Kitâbevi - 2015
316
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Otağ 2 - Emir Timur
Ahmet Şimşirgil - Timaş Tarih - 2024
318
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Valide Sultanlar ve Harem
Ahmet Şimşirgil - Timaş Yayınları - 2023
260
Kitabgâr
Kitabgâr , bir kitabı okudu.
@kitbgar
2a
Osmanlı`ya Atılan İftiralar
Serhat Arvas - IQ Kültür Sanat Yayıncılık - 2020
266
Kitabgâr
@kitbgar
2a
Sosyal Kitap'a katıldı
359